Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '11

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
1146
 

Didimli Doğa Yürüyüşçüleri Milas- Ketendere, Ekiztaş, Kızılağaç köylerindeydi..

Didimli Doğa Yürüyüşçüleri Milas- Ketendere, Ekiztaş, Kızılağaç köylerindeydi..
 

Didimli Doğa Yürüyüşçüleri, ülkemizin doğal güzelliklerini yürüyerek keşfetmeye devam ediyor...

Planlı doğa yürüyüşümüzün planı bu Pazar, Milas’ın Ketendere, Ekiztaş ve Kızılağaç Köyleriydi...

Yürüyüşümüze Kuşadası ve Söke ilçesinin doğaseverleri de katılmışlardı... Böylece Yüz yirmi kişiyi bulan bu grubun ilk buluşma yeri Bafa Gölü’nün bitimindeki Pınarcık Köyü'ydü...

Her zamanki gibi yürüyüş grubumuz yine rengârenkti... Karışık bir yaş grubunun çoğunluğunu bu sefer gençler oluşturuyordu... İngiliz Hemşerilerimiz de bu seferki yürüyüşümüze daha fazla ilgi göstermişlerdi...

Pınarcık köyünün kahvelerinde nefis gözleme ve çaylarla sabah kahvaltımızı yaptık... Pınarcık köylüleri de bu kadar kalabalık doğaseverleri köylerinden görmekten ve biraz da para kazanmış olmaktan mutluydular...

Araçlarımıza binerek, yürüyüşümüzün başlayacağı Ketendere Köyüne doğru hareket ettik...

Milas’a varmadan önce arabamız köy yollarına döndü... İlk köyler düzlükteki köylerdi... Seracılık dikkatimizi çeken ilk görüntülerdi... Baharın en canlı yeşili çiçeklerle süslenmişti... Besili süt inekleri de baharın gelişine ve havanın güzelliğine çok sevinmiş gibi bize poz veriyorlardı... Bu köylerin üretimden yana gayretlerini görmekten mutlu olduğumuzu da belirtelim...

Şimdi dağlara doğru yükseliyorduk... Dağ taş zeytin ağacıydı... En çok da kayalar kayalar, insanın üzerine geliyormuş gibi duran kayalar dikkatimizi çekti...

Köylerden bir Köy... Anadolumuz’un güzel kendine özgü köylerinden biri Ketendere’deyiz...

Ketendere bir dağ köyü... Dağ köylerini hep küçük köyler olarak düşünürdüm... Ketendere oldukça büyük köylerimizden biri...Canlı hareketli bir köy, yüz yirmi kişilik yürüyüşçü grubuyla daha da canlı hale geldi....Arabalarımız köy meydanına zor sığdı...

Yürüyüşümüze başlamak için çantalar sırtımızda arabalarımızdan indiğimizde, herkes köye yeni gelen bir arabaya doğru yönlendi... Fotoğraf makineleri devredeydi... Arabanın içinde yeni evli bir çift vardı... Damat ve gelinin köydeki yakınlarının ellerini öpmeye geldikleri söylendi... Gelin giyimiyle kuşamıyla, doğallığıyla canlı bir kültür göstergesiydi... Baş bağı, alnına dizdiği altınlar, gerdanına dizdiği beşibirlikler ve giydiği fistan tam bir bütünlük ve güzellik arz ediyordu... Mahcup ve gözlerini kaçıran hareketleri, fotoğraf çekme isteğimizi kırmamak isteyen tavırları herkesin hoşuna gitti...

Planımızda olmamasına rağmen köyün çekici güzelliği köy içini de gezmemize neden oldu... Katırın bu köy için ne kadar önemli olduğunu gördük... Köyün her tarafının taş olmasına rağmen bazı köy evlerinin betondan yapılmış olmasını yadırgadık... Taştan yapılmış evler gözlerimize daha güzel göründü ve hep taş evlerin fotoğraflarını çektik...

Çoktan unuttuğumuz bakır kaplar ve bu kapları kalaylayan köyün kalaycısı da ilgi odağımız oldu ve objektifimize poz vermekten de mutlu oldu....

Bu dağ köyünün bahçelerinde gördüğümüz portakal ve limon ağaçları ne kadar yüksekte olduğumuzu tartışma konusu yaptı.

Çevremizde Söke ve Didim’de gördüğümüz rüzgâr enerjisinden elektrik üreten türbinler burada da köyün tepelerini süslüyordu...

Yürüyüşümüze rehberlik etmesi için bu işi ve bu yöreyi çok iyi bilen 65 yaşındaki Halil Amcayı yanımıza alarak on kilometrelik yürüyüşümüze başladık... Dar patika bir yoldan, katırların bile zor gidebileceği, biraz da tehlikeli gibi gözüken parkurumuz sanılan aksine çok zor bir parkurdu... Dağ, zeytin ağaçlarından ve kayalardan oluşuyordu... Kayalar arasından geçmek oldukça zordu. Bazı yerlerden atlamak bile gerekebiliyordu... Yürüyüş sırasında iki üç arkadaşımız tehlike atlattı...

Kalabalık bir grupla yürümenin zorluğu bu yürüyüşte kendini gösterdi... Çiçeklerle dolu patika yollardan ilerlerken bu bölgede “Karabaş otunun” çokluğu dikkatimizi çekti... Karabaş otunun sağlımıza yararları yürüyüş sohbetimizin bir başka konusu oldu...

Dağların başındaki molayla birlikte azıklarımıza yedik ve Güneşli dağ havasının verdiği rahatlıkla yeşilliklerin üzerine serildik...

Ekiztaş Köyü adını dev büyüklükte köyün zirvesine kurulmuş görkemli iki büyük kaya kütlesinden almış olmalı... Ekiztaş Köyünün arazisinden devam eden zorlu yürüyüşümüz Kızılağaç (Çomakdağ) Köyü meydanındaki köy kahvesinde sona erdi... Eğitim düzeyinin oldukça yüksek olduğu söylenen bu köy , köylerini tanıtma turizmin içine katma bakımından önemli çalışmalar yapmış... Otantik köy düğünleri yüzyıllar öncesinin gelenek ve göreneklerine göre yapılmaktaymış... Köy düğünlerini izlemek için çok sayıda yerli ve yabancı turistin de bu dağ köyüne geldiklerini köyün dernek başkanından öğrenmiş olduk...

Didimli Doğa Yürüyüşçüleri, Türker Ertuncay Bey’in disiplinli, ilkeli ve herkesi kucaklayan bir yönetim anlayışı sayesinde başarılı bir yürüyüşü daha gerçekleştirmiş oldular...

Gelecek hafta, 20 Mart Pazar Günü, Kipa Rotalar parkurunda Özel Pak'ı Anma yürüyüşü yapacağız....Haftaya buluşmak üzre hoşça kalınız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1391
Toplam yorum
: 1901
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1026
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster