Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
58
 

Dijital Dikta ve Deccal Çağı!

George Orwell'in 1984 adlı romanını okuduğumuz yıllarda dijital iletişim kanalı diyebileceğimiz televizyonu keşfetmiştik henüz...

Orwell romanında herkesi gözetleyen bir "büyük ağabey" den söz ediyordu...Bunun televizyon üzerinden nasıl olacağını pek anlamıyorduk ama Vizontele filmindeki o unutulmaz replik misali, acaba gün gelip Zeki Müren de bizi seyredecek mi diye işkillenmiyor değildik!

Romandaki büyük ağabey, herkesi ve herşeyi kontrol ediyordu...O kadar ki bu "düzen"e karşı gelen ebeveynleri, evdeki çocuklar ispiyonluyor ve bunlar büyük ağabey tarafından cezalandırılıyordu.

Yazarın 1948'de kaleme aldığı roman 1984 yılına gelinirken ve gelindiğinde çok tartışılmıştı...Türkiye, o yıllarda 1980 Darbesinin etkisi altında zaten dijital olmasa da askeri "büyük ağabeyliğin" faşizmini yaşıyordu.

Bu yüzden biz 1984 romanında anlatılanları pek de yorumlayamadık o zamanlar...Ancak, çağ hızla değişti ve geçtiğimiz kırk yılda Orwell'in neden bahsettiğini daha iyi anlar olduk.

İnternet'in icadı ve internete dayalı ağların tüm insanlığı bir örümcek ağı gibi sarması o sözü edilen "büyük ağabey" çağını fiilen başlatmıştır artık...

Otuzlu yaşlara kadar olan nerdeyse tüm dünya gençliği bağımlı hale gelmiş durumda...Kırklı yaşların üzerindekiler ise yarı bağımlı halinde dijital diktatörlüğün köleleri olmak üzereler.

İş öylesine hızla yayılıyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle dijital faşizm öylesine etkili geliyor ki, Whatsapp gibi bir dijital ağ bugün "Ben sizin büyük ağabeyinizim, hepiniz bana itaat edeceksiniz" diye açıkça meydan okuyabiliyor.

Bu Whatsapp tüm dünyanın en yaygın ağı olan Facebokk'un yan kuruluşu olduğuna göre, aslında tüm sosyal ağlar, Whatsapp ağzından kendini açık ediyor...Bunun anlamı, dijital dünya savaşları artık aleniyet kazanmıştır.

Bu savaş, sadece küresel dijital diktatörle mücadele olmayacak bizim için...Daha vahim ve dah zor olanı, kendi çocuklarımızla olacak; tıpkı Orwell'in romanında öngördüğü gibi...

Bu nasıl olur, demeyin...Mavi Balina adlı dijital bir oyunun etkisiyle kaç çocuk canına kıydı?..Aynı etkilerle bu çocuklar annelerinin babalarının canına kıyacak kıvama getirilemez mi sanıyorsunuz!

Hadi Allaha sığınıp bu kadarına gitmeyelim ama bugün bu dijital teröristlerden korunmak için tüm ağlarını silmek istesek çocuklarımızı buna nasıl ikna edeceğiz?

Nerdeyes 24 saatlerini bu ağlarda geçiren ve online olamadıkları an çılgına dönen bu nesle, durumun vehametini nasıl anlatıp bu bağımlılıklarından kurtulmalarını nasıl sağlayacağız!

Korkarım, dijital diktatörlük aslında maskelenmiş Deccalizm olarak harakete geçmiş durumda...Kıyamet zamanını anlatan o kitaplardaki Deccal, bütün dünyayı anında gezip kuşatan özelliğini işte bu dijital ağlar yoluyla gerçekleştiriyor.

Yıllar önce, bugün mahkum durumdaki Adnan Oktarın, Mehdiliğin silahı olacak diye internetin faziletleri anlatan bir röportajı yayınlanmıştı...Ben de bunu eleştirmek üzere bir yazı kaleme almış ve aynı internet Deccal'in silahı da olabilir, demiştim...Bunun içinde mutfaktaki bıçağı örnek göstermiştim; aşçının elinde en faydalı alet iken, katilin elinde insan öldüren bıçağı...

O yazım bir kaç saat yayında kaldıktan sonra, o ekip tarafından baskı uygulanarak yayından kaldırılmıştı...Tüm isimleri silerek yeniden yayınlamak durumunda kalmıştım.

Şimdi, internetin icat ettiği silahlar üzerimize doğrultulmaya başlandı...Peki, namluyu kim tutuyor?

Yakın gelecekte devletlerin kullanacağı en etkin silah, kişisel veriler olacağına göre, tüm kişesel verilerimizi isteyenler, bizi kendilerine itaat etmeye zorluyor demektir...Bunun sonucu açık bir "Dünya Devleti Diktatörlüğü" olacaktır ki Deccal Düzeni dediğim de budur!

Düşmanının silahıyla silahlan, Hadisindeki hikmeti anlamakta geç kaldık şüphesiz...Dijital ağlar böylesine yaygınlaşırken, Facebook,u, Twiter'ı, İnstigram'ı, Whatsapp'ı peşpeşe yabancı eller tarafından namluya sürülürken bizler sadece "kullanıcı" olarak kaldık!

Ama anlaşılan o ki, günümüz dünyasında bedava "kullanıcı" olanlar aslında sunucular tarafından "KullanıLIcı" olmaya mahkum oluyor...Yani, biz onların teknolojisi kullanırken aslında onlar bizim herşeyimizi kullanmak üzere hazırlıklarını yapmışlar.

Dünya yeni bir döneme giriyor hiç şüphe yok...Bugün devletimiz "Bip" gibi bize ait dijital ağlar kurarak savunma hattı oluşturuyor...Bazı şeyleri kaybetmiş olsak da henüz herşeyimizi kaybetmedik...Bu bakımdan acilen sosyal medya alanını millileştirmemiz gerekiyor...Bu anlamda Bip'i telefonuma indirdim ve kullanmaya başladım.

Daha önce de yazdığım gibi kendi İHA'mızı, SİHA'mızı yapmaktan çok daha önemlidir kendi Sosyal Medyamızı kurmak ve kullanmak!

Bunu hemen yapmazsak, silahıyla, askeriyle, beslediği teröristiyle bizi dize getiremeyen küresel Deccaller, kendi çocuklarımızı kullanarak derin yaralar açabilirler.

Elbette, La galibe illallah...Bize düşen tedbir ve teyakkuzdur!

 

jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Telefonunuzu kırmazsanız öleceksiniz ve bunu biliyorsunuz ne yaparsınız? Tabiki kırarsınız .çok hoş bir yazıydı elinize sağlık

jale kasap 
 20.01.2021 20:25
Cevap :
Biz kırarız da yeni nesiller kırar mı kuşkuluyum...:) Teşekkür ederim...Selamlarimla  21.01.2021 17:09
 

Önemli bir yazı dikkatle okudum...

Kerim Korkut 
 20.01.2021 8:38
 

Değerli Ali Bey, Bilirsiniz, bedava sunulan bir hizmet/ürün en pahalı üründür. Bu manada bizlere “Batı Kültürü” dayatılırken, şu uyarı yapılmadı: “Batı anlayışında herkes kendi çıkarını korur. Batı’da kazanmanın ahlakı yoktur.” Bu pencereden Sosyal Ağlar: Bu alanın yatırımcıları, insanın (kadının-gençlerin) zaaflarını çok iyi öğrenmiş; öğrendiklerini kullanarak, kullanıcılarını adım adım bağımlı kılmışlardır. Ortamın bağımlıları: özel bilgilerini tanımadıkları insanlara (çocukların, nişan, düğün, plaj vb.) fotoğraflarını açarak; bunlar üzerinden bağlantı kurmakta ve bir gruba girmektedir. Bu: (görünürde) İnsani temel arzuların tatminidir. Bu ortamlar ayrıca: “hayalleri süsleyen eş-arkadaş! adayları” havuzu!.. yüz yüze ilişkiye girmekte zorlananlar için "maskeli balo", “sosyalleşmek” tir. Özeti: Sosyal ağ kurucuları, reklam vb. kazanç sağlamanın yanında kitleleri yönlendirirken; insanlara fareli köyün kavalcısı gibi (toplumların) hastalıklarını da göstermektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.01.2021 18:46
 

Merhaba Ali Bey...Facebook, Twiter, İnstigram, whatsapp gibi digitaller benim tamamen yabancım. Ama, bunların çok az bir faydası dışında çoğunlukla zararlı olduğunu düşünüyorum. Bir ara, ilk piyasaya çıktıkları zaman belki de... Facebook ve Twitter'e katılmıştım; ama iki gün sonra "burası bana uygun bir yer değil" deyip bıraktım... Ama, sanırım geçen yıl "sosyal medya trolleri" diye bir blog yazdım...Selamlar.

cdenizkent 
 14.01.2021 13:31
Cevap :
Doğrusunu yapıyorsunuz deniz bey...Ben de on yıldır Twitter kullandım..15 binden fazla twit atmışım...Sonra gördüm ki mekân çoluk çocuk bir yığın zirzopun takipçi savaşı verdiği bir gayya kuyusu..Hesabimi kapatıp çıktım...Facebook'u şimdilik eş dost akrabadan haber almak için tutuyorum...Ama galiba onu da yakında kapatacağım...Selamlarimla  14.01.2021 20:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1644
Toplam yorum
: 4267
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 794
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster