Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
18
 

Dijital Okur-Yazar mıyız Bağımlı mıyız?

Dijital Okur-Yazar mıyız Bağımlı mıyız?
 

Çok mu zor bir seçim...


İnternetle Ne zaman Tanıştık ?
Çok değil çeyrek asır önce yani 90’lı yıllarda, 21. Yüzyılı yakalamak isteyen uluslar ile eğitim kurum ve kuruluşlarının hızla www…. uzantılı global internet erişimi ile tüm dünyayı saran küresel ağa ulaşmak için verdikleri mücadeleye ve teknolojik gelişmelere şahit olduk. 60’lı yılların sonunda Amerikan ordusunun kendi iç iletişim ağı olan www. Uzantılı internet,   90’lı yıllarda önce Amerikan sonra tüm dünya üniversiteleri arasında küresel bir iletişim ve etkileşim ağına dönüşmüştür. Son 10 yılda ise tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde de köyden şehre tüm yaşam alanlarımızda hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmayı başardı.
 
İnternetin hızla gelişmesi insan yaşamını birçok yönden kolaylaştırmakla birlikte, erişimin kolay ve yaygın hale gelmesi, internet kullanım süresinin artması internet ile ilgili olumsuzlukları da 2000’li yılların başından itibaren gündeme getirmeye başlamıştır.
 
Bireylerin bir kısmı gereksinmeleri doğrultusunda internet kullanımını sınırlarken, bir kısım kullanıcının bu sınırlamayı yapamadığı, iş, sosyal ve akademik hayatlarında bu sınır getirilemeyen kullanım nedeniyle  maddi ve manevi kayıplarla karşılaştıkları gözlenmeye başlanmıştır.
 
İnternetin bilinçsizce kullanımı sonucunda insanlarda yalnızlık hissi, depresyon, toplumsal ilişkilerde zayıflama ve yakın arkadaş ilişkilerinde azalma gibi psikolojik sorunların yanında; sağlıksız ve dengesiz beslenme, obezite, uyku düzensizliği, ve buna bağlı nörolojik rahatsızlıklara neden olabildiği yapılan bir takım araştırmalarla belirlenmiştir (Young, 2004).  
 
İnternetin uygun olmayan biçimde ve problemli kullanımının bir sonucu olarak insan yaşamını olumsuz bir biçimde etkileme ve bağımlılık oluşturabilme potansiyeli olduğu yapılan araştırmaların ulaştığı ortak bir sonuçtur. İnternete erişim kanallarının artması ve ücretsiz kullanımının yaygınlaştırılması ile birlikte internete ilişkin psikolojik bağımlılık ya da problemli internet kullanımı  önemli bir araştırma alanı haline gelmiştir.
 
Araştırmalar, internet kullanıcılarının ilaç, alkol ya da kumar gibi diğer bağımlılıklara benzeyen davranışları internet kullanımı içinde göstermeye başladığına ilişkin bulgular ortaya koymaktadırlar 
 
Bir Veri
Menderes Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri ile problemli internet kullanımı ve ona bağlı psikolojik ve  fizyolojik sorunları araştırma amacıyla yapılan yapılan bir anket çalışmasında öğrencilerin beslenme, tv izleme,  internet ve  soyal medya kullanımı, mobil telefon kullanımı gibi çeşitli alışkanlıkları ile ilgili sorular yöneltilmiştir.
 
Lise öğrencilerinin %38’i, ortaokul öğrencilerinin %32’si   İlkokul Öğrencilerinin % 11’i katkı maddeli hazır yiyecekleri ve içecekleri her gün tükettiğini belirtmektedir.
 
Aktif olarak katıldığınız sosyal faaliyetler var mı ?  Sorusuna lise öğrencilerinin %48’i, ortaokul öğrencilerinin %26’sı, ilkokul öğrencilerinin ise %40’ı “hayır” yanıtını vermiştir.
 
“Sigaranın sağlıklı büyümeme engel olacağını bildiğim için kullanmam” diyen öğrencilerin oranı yüksek olsa da ( liselilerde %85, ortaokullarda %94)  ailede sigara kullanan kişilerin olması  (liselerde %59, ortaokullarda %63)   ve okul ve çevresinde  “ sigara içmesi için teklif eden kişi ya da kişiler”  olduğunu belirten %29  öğrenci kitlesi için önemli bir risk olduğu açıktır.
 
Araştırma anketinin ortaya çıkardığı en önemli bulgu “iletişim yoksunluğu” ve “yalnızlık hissi”  gibi faktörlerin göstergesi olan bazı sorulara verilen yüksek oranlı evet yanıtlarıdır.
 
Annem ve babam, teknolojik araçlarda geçirdiğim süre konusunda şikâyet ediyorlar. (bilgisayar, tablet, cep telefonu vb.)  sorusuna erkeklerin %50’si, kızların % %46’sı;                                                                                
Teknolojik araçların olmadığı bir hayatın boş, keyifsiz ve sıkıcı olacağını düşünüyorum. (bilgisayar, tablet, cep telefonu vb.) sorusuna erkeklerin %54’ü kızların % 44’ü  “ evet”  yanıtı vermişlerdir. 
 
Erkek öğrencilerin %22’sikız öğrencilerin %14’ü   “Geceleri geç saatlere kadar teknolojik araçlara vakit ayırdığım için yeterince uyuyamıyorum. (bilgisayar, tablet, cep telefonu vb.)” sorusuna olumlu “evet” yanıtı vermişlerdir.
 Bu madde “Problemli İnternet Kullanıcıları” için önemli bir göstergedir.
 
Ortaokul öğrencileri arasında “bilgisayar oyunu” ve “ sanal medya ortamları kullanma” nedenleri arasında “arkadaş edinme” veya “ dışlanmama”  duygusu ön plana çıkmaktadır. (İlkokularda %19, ortaokullarda %21, Liselerde %50).  Öğrencilerin arkadaş ve akran çevresinden gelen  ve onları adım adım “ bağımlılığa götüren” tekliflere “HAYIR” diyememeleri veya hayır demeyi bilmemeleri  problemli internet kullanıcısı veya risk grubunda olduklarının en önemli  göstergesidir.
 
Bu nedenle yeni müfredat programlarında  hemen tüm ders programlarında yer alan  üst düzey zihinsel becerilerden "Eleştirel Düşünme",  “ akıl yürütme”, sorgulama”,  karar verme”   vb. becerilerin geliştirilmesi ile  değerler eğitiminin ana okulundan lise son sınıfa tüm düzeylerde uygun ölçme araçları ile verilmesi büyük önem arz etmektedir.
         
Aynı raporda Türkiye'ye ilişkin verilere de yer verildi. Yılın başında yayımlanan rapora göre, Türkiye'deki mobil kullanıcı sayısı 71 milyonken, sosyal medyaya mobilden bağlanan kullanıcı sayısı ise 42 milyon olarak açıklandı.

Rapora göre Türkiye'deki internet kullanıcılarının yüzde 95'i cep telefonu sahibi ve yüzde 75'i akıllı telefon kullanıyor. Dizüstü ve masaüstü bilgisayar kullanımı yüzde 51 oranındayken, kullanıcılar gün içerisinde ortalama 7 saatini bilgisayar karşısında, 3 saatini telefon üzerinden internete bağlanarak ve 3 saatini sosyal medya platformlarında geçiriyor. TV karşısında geçirilen vakit ise ortalama 2 saat olarak açıklandı.

Türkiye, Avrupa’nın internette en çok vakit geçiren ülkesi. Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformlarının kullanımında ise dünya lideri. Facebook'un 2016'da verdiği rakamlara göre; ortalama bir kullanıcı sitede günde 50 dakika geçiriyor (bizde 3 saat)
 
Sonuçlar
"Farklı medya kaynakları ve internet paylaşımlarını bu gibi söylenti ve yanlış bilgi kalıplarının özellikle akıl sağlığı için tehlikeli olabileceği sonucuna işaret ediyor. Araştırma raporunda, özellikle kriz anlarında sosyal medya ve internet üzerinde hızla ve aceleyle yayınlanan haberlerin  özellikle ergen ve gençlerde  bilgiyi işleme ve sorgulama yeteneğini kullanmalarına fırsat vermeden onları buhrana sürekleyebildiğine dikkat çekmektedir."

Sosyal medya gezinmelerinde hem başkalarının içeriklerini beğenme hem de linklere tıklamanın tutarlı bir şekilde fiziksel sağlık ve ruh sağlığında bozulma getirdiği vurgulandı. Çalışmada bir linke tıklama, statü güncelleme ve bir paylaşım beğenme gibi sosyal medya aktivitelerinin, insanın ruh sağlığında yüzde 5 ila 8 arasında bir düşüşe yol açtığı ifade edildi.

Bunun temelinde şüphesiz, sosyal medya kullanıcılarının 'diğer insanlar benden daha iyi bir hayat yaşıyor' algısı yatıyor. Bu yenilgi ve eksiklik duygusu, insanın iç dünyasında birçok soruna yol açıyor. Başkalarının kendisinden daha mutlu olduğunu, her sabah uyandığında telefonundan görüyor ve büyük bir hayal kırıklığına uğruyor. Sosyal medyadaki insanlarla kendimizi kıyasladıkça, daha stresli ve mutsuz oluyoruz.
 
Sosyal medya ve internet üzerindeki çelişkili bilgi ve paylaşımların, özellikle ergen ve gençlerin duygusal ve zihinsel sağlıklarını istemeden de olsa etkilendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle kitlesel kriz döneminde kendilerini çaresiz hisseden insanlar, daha önce hiçbir yerde rastlamadıkları haber kalıp ve görüntülerinden son derece olumsuz etkilenebiliyorlar.
 
 Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında sosyal medyada en çok vakit geçiren ülke olduğunu düşünürsek, bu araştırma bizleri bir hayli yakından ilgilendiriyor. Gittikçe artan sosyal medya ve internet kullanımı nedeniyle psikolojisi bozulan tüketicilerin yüzde 43'ü kendini "bağımlı" olarak tanımlıyor. Bilinçsiz internet kullanımı yüzünden gelişmeleri kaçırma korkusu, sosyal çekilme, fake, titreme gibi psikolojik rahatsızlıklar öne çıkıyor.
 
Özellikle oyun bağımlılarını bekleyen başka bir tehlike ise, sonu ölme veya öldürmeyle sonuçlanan  "oyun görevleri". Son bir yılda yaklaşık 50 ergenlik çağındaki gencin bu oyunların verdiği görevler sonucu ihtihar ettiği düşünülmektedir.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 91
Kayıt tarihi
: 25.11.13
 
 

ODTÜ Eğitim Bilimleri   yüksek lisans eğitimi emekli öğretmen.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster