Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '10

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
2265
 

Dikili

Dikili
 

Dikili her gece Midilli ile göz göze olan edepsiz bir şehir…

Yalnızların, dikili ağacı olmayanların sığındığı şehir. Kaçanların terk edenlerin, terk edilip bırakılanların şehri.
Umutsuzların ve umudu tükenmeyenlerin yalnız şehri..

Her gün bir başka günbatımı ile kendine hayran yenileyen, uçsuz bucaksız kumsalı ile denizi karşılayan şehir.

Göbeğindeki limana tırlar girip çıktıkça sarsılan şehir. İnşaatçıların talan ettiği balıkçı ve peynircileri ile yaşayan şehir.

Rüzgarı dinmeyen yağmuru çılgın, güzeli kaçak şehir. Kafası dağınık, cinsiyeti karışık bir şehir..

Dikili çaktırmadan kendine alıştıran güzel bir şehir.

***

Dikili’nin M.Ö. 4000-5000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu ileri sürülüyor.. Karadağ yarımadası üzerinde yer alıyor; Dikili, Bademli, Denizköy (Hasanağa) ve Çandarlı kumsal uzunluğu 42 kilometreyi buluyor. Dikili kumsalı Salihleraltı'ndan başlayarak Bademli'ye kadar 20 km, sonrası Çandarlı ise 22 km. Dikili şehir merkezinde evinizden çıkıp denize girebiliyorsunuz. Şu anda muhteşem esinti eşliğinde hafif yağmur yağıyor.

Dikili'den ilk çağlardan bu yana, milyonlarca insan gelip geçmiş. Avrupa'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Avrupa’ya gidip gelen kavimler hep Aterneus (Dikili) çevresinden geçmişler. Misyalı, Persli, Lidyalı, Makedonyalı, Romalı ve Yunanlı gibi değişik uygarlıklar Osmanlı beyleri çiftlik, Yunanlılar köy, Yörük ve Türkmen aşiretleri de çadır kurarak Dikili'nin tarihsel dokusunu ve kültürünü oluşturmuşlar. İlkçağı konu alan Mysia ve Eolianın anlatıldığı tüm kaynaklarda Dikili'nin kuzey doğusunda kurulduğu belirtilen tarihi ATERNEUS kenti Ege denizinin kıyısında gösteriliyor..

Bugün “Ağıltepe” adı verilen bu bölge kıyıdan 3 km içerdedir. Günümüzde bu alan geniş bir ova ile kaplıdır. Heredot tarihi ve diğer yazılı kaynaklardan 4-5 bin yıl önce Ege denizinin Bergama'ya hatta Somaya kadar uzandığı, bugün Dikili'nin batısını kaplayan Ege Denizinin ise bir kara parçası olduğu anlaşılmaktadır. Egeit adı verilen bu kara parçası, bugünkü Anadolu ve Yunanistan yarımadalarını birbirine bağlıyordu. Dördüncü jeolojik zamanın sonlarinda Plyossen döneminde meydana gelen tektonik hareketler sonucunda bu kara parçası çökmüş, meydana gelen boşluğu Akdenizin suları doldurarak Ege denizini oluşturmuştur. Heredotun Aigais Patnos olarak adlandırdığı bu denize, Fransızlar Atina kralı Aigaios tan dolayı “Egéé” demişler ve dilimize de “Ege” olarak geçmiştir. Yükselti olarak kalan bölgeler deniz içinde yüzlerce ada ve karada birçok tepe oluşturmuştur.

Arkeolojik bulgular Dikili'nin M.Ö 5000 - 4000 yıllarına kadar uzanan geçmişi olduğunu kanıtlamaktadır. İlk yerleşim yerlerinden Ağıltepe (Kaletepe)'de yapılan kazılardan Akaların yaşadığı ve bu bölgeye de Aterneus denildiği saptanmıştır. Eoılılerin Dikili toprakları üzerinde Aterneus, Pytani, Astria, Teutronia gibi kentleri ve siteleri bulunduğu arkeolojik çalışmalardan anlaşılmıştır. İlk çağlarda Lidyalılar, İranlılar, Frikya ve Mysialılar daha sonra Romalıların eline geçmiştir. Roma ikiye bölününce Dikili Bizanslıların hakimiyetine geçmiştir. Yeni Dikili tarihi, Selçuk boylarından Karaosmanoğlu'nun beylik zeytinliğinin bulunduğu yerde çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile başlamış. Önceleri Dikmelik olarak geçen isim daha sonra Dikili haline gelmiştir.

Karaosmanoğlu ayrıca bugünkü pazar yerinin yanında da çiftlik kurmuş, bölgede hayvancılıkla geçinenleri burada toplayarak küçük bir köy haline gelmesini sağlamıştır. Nüfus kayıtlarına göre en eski Dikili'linin doğum tarihi 1848'dir. Buna göre Dikili'nin bugünkü yaşının yaklaşık 150 olduğunu söyleyebiliriz. Selçukluların bölgeyi ele geçirdikten sonra, uzun süre Türk ve Osmanlı ‘larda kalmış, 1923'de belediye, 19 Ekim 1928 de ilçe olmuştur.

Kaynak:
http://dikili.blogspot.com/2007/04/dikili-tarihi_04.html

Gönenç Turan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçen perşembe, öğleye doğru eski Foça sapağında bir ayran molası verirken, ben de Dikili'yi düşünüyordum... Koynuna zoraki, eğreti şekilde betonun, taşın sokulduğu, o güzelim Dikili'yi... ve iki kıyının da doğal kardeşliğini... Sizin, Arşipel'in gün batımı görselleriyle süslenmiş, bu tarihsel gösterinizi izleyince de, her nedense ''Kaybolan Ülke, Atlantis'' geldi aklıma!... Sanki Ege'de insanlığın geleceğini etkileyen yeni bir kültür oluşurken, giden ve kaybolan eski bir kültürün yarattığı güncel deyişle , insanlık tarihinde önemli bir eksen kayması!... İnsanlığın geleceğini de etkileyeceği sanki bana göre muhakkakmış gibi gözüken kaybolmuş ileri bir kültür....Bir ''Ege'' oluşurken, acaba insanlığın kaybettiği bir büyük miras neydi, diye beni düşüncelere daldıran... Bu öğretici ve beni, düşünce ve hayallere daldırıcı bu blog için teşekkürlerimle.Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 14.06.2010 11:01
Cevap :
sürekli dikili ve çevresinin "kaybolmuş ileri kültür"ü nasıl açığa çıkarılır sürekli konuşuyoruz..allanoia ekipi dikili'yi açmaya başlayacak. Aristo'nun mezarının bu civarda olduğu iddası çok heyecanlandiriyor beni..ben teşeşkkür ederim selamlar sevgiler..  16.06.2010 8:45
 

Fotoğraflar şahane elinize sağlık... Yıllar önce, bir akşam Dikili'de, sahilde bir gurup vaktini seyretmiştim... Yıllar öncesine götürdünüz beni, geçmiş gözümde canlandı. Buna siz vesile oldunuz... Teşekkür ederim... Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 08.06.2010 11:28
Cevap :
:) ben teşekkür ederim. 6 aydır burdayım.. iş nedeniyle sevdiğim bir yeri kaybediyorum gibi geliyordu.. geçenlerde Ayvalık dönüşü yavaş yavaş şehrin içimize işlediğini hissettik, bizim şehrimiz güzel dedik.. bizi kendine alıştırmıştı bile.. zaten işlerde bize yenilmeye başladı.. iş hayatın önüne geçemez. selamlar sevgiler...  08.06.2010 12:03
 

merhaba,Dikili'li biri olarak söylediklerinize hayran kaldım.Midilli ile göz göze olan bu gelişmekte ki şehir ,her bir yerleşimden kendisine gelenleri bağrına basar ve gözünden ayırmaz.Gün batımlarıyla göz göze gelmek ister,rüzgarıyla,yağmuruyla sarmalamak ister,kendine alıştırarak kalbine gömmek ister.

canan isik 
 08.06.2010 11:26
Cevap :
:) nufusumuda aldıracağım zaten. beni yoruyor bu şehir, iş için gelmiş olduğumdan belki ama en ufak bir olumlu gelişme her yorgunluğu silip atıyor.. ilkkez böylesi bir fırtına gördüm, yağmurlarını bilirdim.. bu limanı yakacam:)) tek gürültü:)) selamlar sevgiler...  08.06.2010 12:08
 

Merhaba, Uzun zamandır Dikili de yaşayan biri olarak yazınızın, tarihi, doğası ve insanıyla bir bütün olarak Dikili’yi mükemmel yansıttığını söyleyebilirim. Ama bence, Dikili, Midilli ile flört halinde olan “erkek” bir kent ….Midilli'nin naif duruşu, Dikili'nin "Maço" karakteriyle tam anlamıyla zıt. Estiği zaman öyle kasıp kavurmadan duramayan, yerde bulunan tüm canlıları kendine boyun eğdiren, pencere pervazlarından hayasızca özel hayatlara giren, ama bir anda sakinleşip durulunca, bunun belki hayatın tam da içerisinde bulunan ve karşı durulamayan yada çözülmesi gerçekten zor olanın karşısında tepkisi olduğunu, ona bahşedilen karakteriyle yansıtmakta olduğunu anlarsınız umutsuzca... sevgilerimle...

Aniksi Kalo 
 07.06.2010 16:59
Cevap :
merhaba sizin katkınız da mükemmel. belki de esas olan farklılıkların birarada olabilme ihtimali.. ben Dikili'yi halen kaybedilmemiş; cinsiyetsiz olarak algılıyorum.dikili de esinti umutsuz belki ama vazgeçmeyen deli hiper bir esinti. nereye savuracağı belirsiz. Onun rüzgarlarında gezinebilirmisiniz? selamlar sevgilerimle...  07.06.2010 22:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1258
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster