Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
526
 

Dikkat, birileri önünüzü açıyor olabilir (II)

Dikkat, birileri önünüzü açıyor olabilir (II)
 

.


Yazı dizimizin birinci bölümünde, sosyal ya da siyasi hayatta gizli ya da aşikâr güç odaklarının kontrolüne girmiş kişilerin nasıl emir aldıkları, nasıl yönlendirildikleri üzerinde durmuştuk.

Doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı yönlendiriliyorlardı? Doğrudan emir alıp yönlendiriliyorlarsa bunun farkında olmamalarına imkân yok.

Ancak dolaylı olarak emir alıp yönlendiriliyorlarsa, kanımızca asıl tehlike de burada gizlidir. Çünkü bu durumda emir alıp yönlendirildiklerinin farkında olmama olasılıkları çok yüksektir.

Devam edelim.

Tekrarlamak pahasına; ilkel içgüdülerin tetiklediği vasat bir öfkeyle hemen tu kaka ilan ettiğiniz bir kişi, şayet doğrudan emir almıyorsa, doğrudan yönlendirilmiyorsa bu durumun farkında olmayabilir. Çünkü, aracılar vasıtasıyla dolaylı olarak yönlendirilmekte ya da emir almaktadır.

Emir dediysek, doğrudan ‘git şunu yap, şöyle karar al!’ şeklinde bir yaptırıma zaten maruz kalmıyordur. İşte bu noktada ortaya atacağımız anahtar bir kavram, mevcut durumu anlamlandırmamızda kolaylık sağlayacaktır. Bu anahtar kavram ‘ önün açılması’ dır. Basit bir örnek verelim.

Okuldayken yazılı sınav kağıtları okunduğunda 100 üzerinden 100 alan bir arkadaşımız, sınavdan kaç aldın sorusuna şu cevabı verirdi : 100 aldım. Aynı arkadaşımız bir sonraki sınavda 100 üzerinden 20 aldığında sorulan aynı soruya ise şu cevabı verirdi; Hoca 20 vermiş.

Kamuoyunda isim yapmış, belli noktalara gelmiş kişiler, sahip oldukları nüfuz ve etki alanının kaynağının, kendi içlerindeki cevher olduğunu düşünür ve çevrelerinin de öyle düşünmesini isterler. Zaten aksini düşünmek mümkün olmaz.

Hiç kimse başarısına başkalarını ortak etmek istemeyeceği gibi birilerinin, o farkında olmadan onun ‘önünü açtığını’ bilemez.
Düşünmek istemez.

Bilse de tecahül-ü arif yapar, bilip de bilmemezlikten gelir.

Ancak yükselememiş ya da belli mevkileri işgal edememişse, bunun sorumlusu ona göre kimi otoriteler ya da karşılaştığı kötü adamlardır.

Aslında sınavdan 100 almakla, hocanın 20 vermesiyle aynı duygusal reaksiyonu yansıtır bu tutum. 100 aldığınızda siz başarmış, 20 alındığında ise hoca vermiştir.

Diğer bir deyişle, önemli birisi olmuşsanız bunu siz başarmış, başarısız olmuşsanız birileri önünüzü kapatmıştır.

İşte ortaya koyduğumuz anahtar bir kavram olan önünü açma kavramı, özellikle yukarıda işlemeye çalıştığımız tezin en önemli yapı taşıdır. Güç odakları ele geçirip yönlendirmek üzere belirlediği kişiyi mutlaka bir yerlere getirir. O bunun farkında olmayabilir ve önü açıldığından bir anda kendisini önemli bir mevkide de bulabilir.

Herkes gibi sıradan bir yazarken, bir anda kendisini Nobel ödüllü olarak bulabilir. Yılların siyasetçilerinin kurduğu siyasi partiler seçimlerde %1’lik oy alamazken, onun kurduğu parti ilk seçimlerde ezici çoğunluğu elde edebilir.

Bu hep medya desteği, olumlu propaganda, işlemlerin yürümesi noktasında bürokratik engellerin gizli bir el tarafından bir anda ortadan kaldırılmasıyla mümkün olur. Bir ilahiyatçıysa, tüm televizyon kanallarına davet edilmeye başlanır mesela.

O daha ‘ne oluyoruz yaa’ diyemeden, kendisine gösterilen teveccüh giderek artmaya başlar.

Son kullanma tarihine kadar da sürekli kendisini gündemde bulabilir.

Yazı dizimizin bir sonraki üçüncü bölümünde, ilginç bulacağınızı düşündüğümüz detaylarla bu konuyu farklı açılardan işlemeye devam edeceğiz.

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 267
Toplam yorum
: 1368
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1855
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster