Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Şubat '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
388
 

Dikkat! Bu bir bildiridir

Dikkat! Bu bir bildiridir
 

Türkiye… Bildiriler ülkesi… Maalesef ülkemizde belli makamlara gelmiş hemen hemen herkes bir bildiri yayımlar oldu. Seçimler olur, bildiriler havada uçuşur. Yürütme organı bir açıklama yapar, yine bildiriler havada uçuşur. Yasama organı anayasa değişikliği yapar; bir bakarsınız ki bildiriler dolaşıyor gazete sütunlarında. Artık tabir-i caizse bildiri demokrasisi diye tabir edebileceğimiz, kendimize özgü bir demokrasi ile yönetiliyoruz. Tüm bunlardan esinlenerek ben de bir üniversite öğrencisi olarak bir bildiri yayımlaya karar verdim.

Dikkat! Bu bir bildiridir.

Ülkemizde gün geçmeden yeni tartışmalar boy gösteriyor. Hangi birini sayabilirim ki… Fakat son dönemde en çok üzerinde konuşulan konu, üniversitelerde yaşanan krizdir(!).

Anayasamızın 2. maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

Anayasamızda belirtildiği gibi Türkiye demokratik ve laik bir ülkedir. Ampirik demokrasi sistemini benimseyen 1982 Anayasası’na göre şu altı şart mevcut olmalıdır:

- Etkin siyasal makamlar seçimle iş başına gelmelidir.

- Seçimler düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

- Seçimler serbesttir.

- Birden çok siyasal parti vardır.

- Muhalefetin iktidar olma şansı mevcuttur.

- Temel kamu hakları sağlanmış ve güvence altına alınmıştır.

Ampirik demokrasi anlayışının mevcut ilkeleri ülkemizde uygulanmaktadır. Fakat özellikle siyasi partilerin kapatılması konusunda sıkıntılar mevcuttur. Ayrıca son maddede yer alan “güvence” kavramı da, Anayasa’nın Temel Hak ve Özgürlükler başlığı altında toplanan kısmında sınırlanmıştır.

Peki ya laik devlet ilkesi… Laiklik ne demektir? Laikliğin iki temel dayanak noktası vardır: Din hürriyeti ve Din-Devlet işlerinin birbirinden ayrılması. Din hürriyeti de kendi içerisinde ikiye ayrılmıştır: İnanç hürriyeti ve İbadet hürriyeti. Din-Devlet işlerinin birbirinden ayrılması da kendi içerinde şu şekilde ayrılmaktadır:

- Devletin resmi bir dini olmamalıdır.

- Devlet bütün dinler karşısında tarafsız olmalıdır.

- Devlet, bütün din mensuplarına eşit davranmalıdır.

- Din kurumları ile devlet kurumları birbirinden ayrı olmalıdır.

- Hukuk kuralları, din kurallarına uymak zorunda olmamalıdır.[1]

Laiklik kavramı ülkemizde çok tartışıldı. Daha da uzunca bir müddet tartışılacağa benziyor. Fakat laikliği tartışanların büyük bir kısmı, yukarıda belirttiğim laikliğin temel kolonlarından haberdar bile değiller. Haberdar olsalar ve Atatürk ilke ve inkılaplarına, söyledikleri kadar bağlı olsalar belki de bu sorunlar yaşanmayacak.

Fakat bahsi geçen insanlar, laikliğin ne olduğunu anlamadan laikliği savunanlar, ülkeyi nasıl bir kaosa götürdüklerinin farkında değiller. Çünkü laiklik, özgürlük demektir. Bireyin, istediği dini, herhangi bir baskıya maruz kalmadan yaşaması demektir.

Şimdi laiklik kavramının ana kolonlarını incelediğimde şu sonuçlara varıyorum:

- Devletimizin resmi bir dini yoktur.

- Devletimiz, Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcudiyetini sağlayarak, bütün dinlere karşı tarafsızlığı kaybediyor. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı, sadece Müslüman insanların, hatta Sünni inanca sahip Müslüman insanların dini ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Aslında devletimizin, bütün dinler karşısında tarafsız olmadığını görüyoruz.

- Devletimiz, bütün din mensuplarına eşit mi davranmaktadır? Bu sorunun cevabını tam olarak veremeyeceğim; ancak devletimizin, yine Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla bir ayrıcalık yaptığını söyleyebilirim.

- Din kurumları ile devlet kurumları birbirinden ayrıdır. Fakat Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı, bu şartın çelişkiye düşmesini sağlıyor. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı, devletin bir kurumudur.

- Ülkemizde hukuk kuralları ile din kuralları birbirinden tamamıyla ayrıdır. Yani herhangi bir dini inancın kuralları doğrultusunda hukuk kurallarımızı belirlememekteyiz.

Biraz önce de söylediğim gibi, aslında laiklik, özgürlüktür. Bir mozaiğin içinde, her rengin kendisini rahatça muhafaza etmesidir.

Öyleyse, üniversitelerde özgürlüğün kapısını açan Anayasa değişikliği konusunda neden bildiriler yayımlandı? Üniversitede, türbanlı öğrencilerin derslere alınması gerçekten laiklik ilkesiyle çelişir mi?

İlk olarak şunu belirtmeliyim ki, üniversiteler bilim yuvalarıdır. Üniversitenin, Türkçe kelime karşılığı evren kent demektir. Evren, her türlü insanın özgürce yaşaması gereken bir alan olmalıdır. Yani üniversitelerimiz, bilimin yapıldığı ve kamu hizmeti alma yönünden de her türlü özgürlüğün yaşanması gereken yerler olmalıdır.

Kamu hizmeti veren ve ülkemizin en üst makamlarında bulunanlar! Aslında sizler laiklik kavramının ne anlama geldiğini benden çok daha iyi biliyorsunuz. O zaman kargaşa ortamı yaratmaya çalışmanın anlamı nedir? Neden üniversiteleri ve üniversite içerisinde yaşayan öğretim üyeleri, öğrenciler ve diğer kamu çalışanlarını bölünmüş gibi göstermeye çalışıyorsunuz? Yapmayın! Gelecek kuşaklara olan sorumluluklarımız var hepimizin.

Buradan herkese sorumluluklarını hatırlatıyorum. Ortalığı karıştırmaya çalışanları, sorumluluklarının bilincine varmaları için uyarıyorum. Yoksa gelecek nesiller hiçbirimizi affetmeyecekler. Bu sözlerim, tüm siyasi parti liderleri, sivil toplum kuruluşları çalışanları ve diğer tüm kamu kurumlarında çalışanlarınadır. Gün, birlik olma günüdür.

Tüm kamuoyuna saygılarımla…



[1] Kemal Gözler, Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa, Ekin Kitabevi, 2004, s. 205.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel analiz etmiş ve bunu güzel sunmuşsunuz. Bildiri edasında da çok güzel devam etmişsiniz. Ben de burda uzman gibi konuştum ama beğeni ifadem böyle oldu. Laiklik nedir'i sadece din ve devlet işlerinin ayrımı olarak ezberle gelmiş bir zihniyetle bile hala Diyanet işlerinin bağımsız yürümesini sağlayamamışız ne acıdır... Teşekkürler

ismail 
 03.03.2008 20:51
Cevap :
Sayın esmile333, düşünce ve yorumlarınız için teşekkürler. Saygılarımla...  03.03.2008 23:30
 

ayni konuda BNO biz ne oneriyoruz basligi altinda diyalog halindeyiz devaminda isteyen istedigi kavramla ilerleyecek calisma sonuclarinida kitaplastirarak sunabiliriz onerleriniz bizlerin yazdigi 2 bno ilede paralel el'nize saglik sevgi ve saygilarimla http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=94995 gorusmek uzere..

Salih ERDAGI 
 29.02.2008 19:07
Cevap :
Sayın Salih Erdağı, çalışmalarınız konusunda başarılar diliyorum. Sizinle diyaloğa devam etmek ve olabildiğince birlikte çalışmak isterim. Yorumlarınız için teşekkürler. Saygılarımla...  29.02.2008 23:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1024
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster