Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
491
 

Dikkat! Bu bir zulümdür!

Dikkat! Bu bir zulümdür!
 

Bu memlekte geldiiikkk. Geldik ama dert sadece dil değil ki. Kaldık mı başbaşa kocamla. Ben yemek yapmayı bilmiyorum. Evlenmeden önce de demiştim kocama " Bak ben yemek yapmayı bilmiyorum. Sonra darılmaca yok. Zamanla öğrenirim herhalde. " O zamanlar evet diycem ya o kaygıyla heralde " Aman canım gerek yok. Ben yaparım yemek. " dedi. Uyanık adam. Elinden öpmek lazım.

Geldik buraya. Ben hiçbir şey bilmiyorum. Hayatımda bir tek kısır yapmayı öğrenmişim. Bir de kakolu kek. Birini çok sevdiğim için, ötekini de annemim zoruyla. Ama kardeşim kim her gün kakaolu kek yer yaa! Ağlamak istiyorum.

Şimdi Allah' ı var kocam yemek yaptı. Gıkını çıkarmadı adam. Ama en iyi yaptığı yemek barbunya. Bir de çok seviyor mu sana barbunya'yı. Yahu içim dışım barunya oldu be. Ye ye. İndir kaldır barbunya. Ama adam napsın o da benim gibi bir tek yemek biliyor. Hem de benden daha iyi durumda.

İnanmadınız di mi benden iyi durumda olduğuna? Bir keresinde makarna yapıyor. Makarnayı süzdü. İçine yağ konacak. Bana dedi ki - E tabii şimdi o aşçı ben yamak oluyorum ya. Onun fiyakası var yemek yapmayı biliyor. Aç bir insan için altın değerinde bir şey bu yani.- "Canancım sen de şu tencereye yağ atıver." Utanıyorum sormaya ne kadar yağ?! Atayım da ne kadar? O salata yapıyordu öbür tarafta. Ben valla herhalde bir margarinden 100 gr. felan yağ koymuşum. Erimeye başladı. İşte kocamın koptuğu nokta o noktadır. Adam bir döndü tencerede halen erimekte koca bir yağ kütlesi. "AAAAA !" diye çığlık atarak yağa saldırdı. Hemen aldı erimemiş kısmını. Döndü bana " Oha yani Canan! OHA! " dedi.

"Beceriksiz!" demeyelim lütfen öyle hemen. Hiç mutfakla alakam olmadı ki! Bilmiyorum becerikli miyim değil miyim? Hiç unutmam bir kere arkadaşlarla yemek yapma muhabbeti olmuştu. Biliyorlar benim yemekle yapmakla felan aram olmadığını. Ben de " Canım o kadar da değil! Hiç bir şey yapamasam yumurta kırarım!" demiştim de en yakın arkadaşım "Çok merak ettim Canan atıpta mı kırıyorsun yoksa tavayı tutturabiliyor musun?" demişti. Hep birlikte gülmüşlerdi bana ya.

Neyse efendim. Belli bir süre barbunya yedikten sonra kolları sıvamaya karar verdim. Olacak iş değil. İnternetten çok güzel yemek siteleri uldum. Aynı böyle hiç bilmeyen insana göre tarifler yani. İşte adam resmen yazmış. Mutfağa gidiyorsun. Buzdolabını açıyorsun. İki yumurta alıyorsun. Adamlar nerdeyse sözlük koyacaklar buzdolabı nedir, tava nedir, tencereyle tavayı nasıl ayırt ederiz diye? Bayıldım, bayıldım. Harika siteler. Bir de tabii kendimi kanıtlamak istiyorum. Annem de var destek kuvvet. Bir de annem çok maharetlidir. Mantıdan, lahmacuna eli herşeye yatkın. Kendi tarhanasını, reçelini yapar. E diyorum ya illa ki bir damarım çekse yeter yahu !

Bir keresinde bamya pişirmeye karar verdim. Anneme telefon açtım. Dedi ki "Kızım işte herşeyini koyduktan sonra bamyanın üstüne bir parmak su çıkana kadar su doldur. Kapağını kapat. Yarım saat orta hararette pişsin!" "Tamaaaam." dedim koştum mutfağa. Bu arada tabii söylememe gerek yok. Aralarda arıyorum annemi. Şöyle oldu, böyle oldu, napıcam şimdi felan diye. Gören de der ki hatun yemek yapmıyor savaş alanından an be an haber geçiyor! Neyse suyu koyuyorum bamyayaaa. Ama bir türlü bir parmak üstüne çıkartamadım?! Gıcık oldum. O inatla benim tencere ağzına kadar su doldu. Hırsla annemi aradım geri. Cevap: "AAAAAA. Tabii ya! Bamya batmaz ki hah hah ha!" Böylece de bamyanın batmadığını öğrenmiş oldum.

Olsun gene de umutluyum azimliyim. Başarıcam! Azimle giden dağları delermiş. Ben de deneye deneye - tıpkı annemin dediği gibi- öğrendim. Aslında ana bir takım şeyleri öğrendikten sonra, gerisi kolaymış. Sonuçta, kimse benden Fransız usulü bilmemne ya da portakallı ördek felan beklemiyor ilk etapta. Ama en gıcık olduğum şeyi söylemeden geçemeyeceğim.

Bir gün gene tarif arıyorum. Hamurişi. Allah'ım aradığım şeye belki on farklı siteden baktım. Herşeyi yazmışlar en sona aldığı kadar un yazmışlar. Yahu bu ne zulümdür! Ne demek aldığı kadar un. Ne kadar alacağını bilsem kafama göre hamurla oynayan çocuk gibi, ordan bi parça yoğurt burdan biraz margarin koyarım! Ben ne biliim ne kadar un alır. Neyse böyle biraz da söve söve tarif ararken, sonunda bir yerde en azından bir tüyo buldum. Diyor ki; " Hamur kulak memesi kıvamında olana kadar un koyun." O da ayrı bir zulüm ama en azından şimdi bir hedefim var. Kulak memesi kıvamını tutturmam lazım. Halbuki n'olur yani tarifi yazanlar, unu koyarken fincanla felan koysalar o kıvama gelince de not ediverseler "Hah! Bu kıvam için işte 5 fincan." felan diye. Neyse onu da becerdim. Güzel oldu. Tek hüsranım mantı hamuruydu. Berbat birşey oldu. Tabii bu arada her yer un oldu. Neticede çöpü boyladı. Hazır mantı yiyoruz bizde şimdilik. Azimliyim bir gün onu da başarıcam.

Yemek yapmak insana neler öğretiyor? Aldığı kadar un, bir çimdik tuz, bir taşım kaynatma (hani bir taşım kaynatın derler ya), varlığından haberdar olmadığınız baharatlar, çeşniler, mahlep diye bişey varmış mesela, un çeşitleri, şeker çeşitleri... Dolmalık fıstıkla çam fıstığı aynı şeymiş mesela. Ben bir günümü verdim bunu öğrenmek için ama değdi :)

O gazla arkadaşlar bize bişey yap bişey pişir dediklerinde. "Ne isterseniz yaparım. Siz söyleyin arkadaşlar sadece." dedim. Eh tabii uyanıklar yaprak sarması istediler. Bir de üstelik bunu yapıp partiye götürdüm. Tam altı saatimi aldı yapmak. 2 kilo yaprak dile kolay. En azından benim için büyük bir iş. Yani 2007 Türkiye bütçe tasarısını hazırlamak ne kadar zor ise o kadar işte. Bir de inanmazlar benim yaptığımı diye kocama resimlerimi çektirdim . Böyle başımda bone, üstümde önlük felan. Çok komikti. İşte buraya da koyuyorum bir tanesini.

Neyse çok beğendiler. Yabancılar da çok beğendi. Tarifini soranlar oldu. Ben de çok mutlu oldum tabii.

Yaaaaa isteyince oluyormuş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu gün bayram....arada takıldım ps ye...yazınız çok eğlenceli okundu..bilesiniz...hayırlı bayramlar..

Gülden Işık 
 31.12.2006 14:15
 

Her cümlesinde gülmekten katılarak okuduğum -diğer dostlarım kusura bakmasınlar ama- ilk yazıydı. Belki kendimi okuduğumdandır. Harikasınız arkadaşım. Yalnız benim çocuklar artık bunu tüm kız arkadaşlarına anlatıp, kendilerine sarma, kek vb yaptırırken çok bozulmaya başladım. Ama ben de ne yaptım biliyor musunuz,lumbagodan yattığım hafta bütün aile yemek yapmayı öğrendi,hem benden güzel.Şimdi diyorum ki; internetten bakıp yapınız, okumanız var nasılsa. İnanmazsanız bizimkilere sorun ya da Antalya'daki benim oğlanların kız arkadaşlarının annelerine.Rezil oldum son tahlilde.Biraz sabredeceksiniz yani...benim büyük diyor ki;"Anne evlenirken eşime yemek yapabildiğimden sakın bahsetme bozuşuruz." Daha bitmedi onlarla işim.Sağlıcakla eşinizle uzun solukta Mutlu kalınız dostum.

Uçan Kartal 
 29.12.2006 19:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1884
Kayıt tarihi
: 17.09.06
 
 

1979 Hamburg doğumlu. İstanbullu ama artık orda yaşamıyor. Okumayı kitapları hep sevse de bu özelliğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster