Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
373
 

Dikkat! Orantısız Yazı

Dikkat! Orantısız Yazı
 

Dikkat! Orantısız Yazı/ Soner KAYA


Gezi Parkı eylemlerinde polis şiddeti hep gündemimizdeydi. Devletin polisinin olaylara haklı olarak da olsa müdahele ederken son yılların moda tabiriyle "orantısız güç" kullandığı defalarca iddia edildi. "Orantısız güç" kullanan polislerin çok az olduğuna inansam da zaman zaman kendisine olaylara müdahale etmesi için verilen gereçleri hatta öldürme aracını tamamıyla keyfi bir şekilde kullanan polisler kameralara da yakalandı. Bazen iddiaların az bile kaldığı ortaya çıktı. "Orantısız güç" kullanan bu polislerin bir kısmı hakikâten ne olduğunu unutan, maksadını epey bir aşan, hizmet etmesi gereken millete eziyet eden polislerdi!

Ancak bu nadir olduğuna inandığımız, inanmak istediğimiz, polisler dışında da "orantısız güç" kullanan polisler vardı. Tek derdi vatanına hizmet olan polislerden bahsediyorum. Hiçbir şekilde amacını aşmayan, asıl amacının şiddet uygulamak değil şiddete karşı olmak olduğunu çok iyi bilen, insanı önemseyen her şeyden önemlisi bir anne-baba, bir kardeş, bir oğul olduğunu unutmayan polislerden bahsediyorum... Bunların derdi neydi? Bunlar niye saydığım onca hasleti bir kenara bırakarak zaman zaman "orantısız güç" kullandı? Kaçımız bunu düşündük? Bana bakmayın, ben düşündüm! :)

Düşündüm... Ve sebebi buldum: "orantısız çalışma saatleri". Uygun şartlar oluşunca daha doğrusu şartlar uygun olmaktan çıkınca her tür meslek erbabının kendini kaybederek "orantısız"ca hareket edebileceğini düşünüyorum. Sözkonusu eylemlerde çalışanlar saat, gün hatta hafta mefhununu gözetmeksizin çalıştılar. Ve birçok melekelerini sağlıklı kullanamamaya başladılar. Fiziken ve psikolojikmen deforme oldular.

Gelin şimdi başka mesleklerden arkadaşların benzer bir ortamda çalıştığını düşünelim. Bir doktorun altı gün ameliyat yaptığını, bir avukatın günlerce savunma yapmak durumunda kaldığını, bir şoförün günlerce yol aldığını düşünebilir miyiz? Onlar da maksadını aşmaz mı?

Son günlerin moda deyimiyle bir de "kesin bilgi" vermek amacıyla kendi mesleğimden söz açayım. Yirmi beş kişilik sınıflara altmış kişiyi doldurursanız tüm donanımına rağmen öğretmen amacını aşabilir, en iyi ihtimalle amacını yerine getiremez! Dedim ya "kesin bilgi", lütfen paylaşalım! :)

Hemen her alanda İş Kanunu'nda belirtilen saatlerin üstünde çalışma sürelerinin mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa başta olmak üzere dünyadaki emsalleriyle kıyaslanamayacak kadar çok çalışıyoruz, bu da verimlilliği düşürüyor. İnsanca çalışma saatlerinde çalışmadığımız için insana hizmet ettiğimizi unutuyoruz.

İlgili kanunları ve dünyadaki emsalleri yok sayma pahasına çalıştırdığımız insanlara haklarını da veremiyor, yeterince motive edemiyoruz! Bununla da yetinmiyor haklarına ve ceplerindekine göz dikiyoruz. Onları toplum önünde itibarsızlaştırmak suretiyle halkla karşı karşıya getiriyoruz. Kendi uzmanlık alanım olan öğretenliği ele alacağım yine. Öğretmenlerin yapmak zorunda olduklarından, hâli hazırda yaptıklarından, azıcık bahsetsem toplumun ve siyasetçilerin tamamının düşündüğünün aksine öğretmenlerin altı saat çalışarak işleri kotarmasının imkânsız olduğuna tüm kalbinizle iman edersiniz. Ama sıkılmanızı istemem. Nitekim bunları bir millet vekili dile getirdi ama kısa süre sonra sözü kesildi! Demek ki sıkıcı geliyor! Yoksa vekilin sözünü keserler miydi? :) O yüzden fazla uzatmıyorum...

Sonuç olarak mesleğimizi ifa ederken hizmetimize halel getirecek hareketlerimizin orantısızlığının; çalıştığımız ortamların, şartların ve saatlerin orantısızlığıyla orantılı olduğunu düşünüyorum! :) "Orantısız" kelimesini amma orantısız kullandım ha! :)

Garip Avcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 391
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster