Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '18

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
15
 

Dikkatim Biçim Biçim…

Dikkatim Biçim Biçim…
 

Neden önemli bir açıklama yapılacağı zaman “Dikkat dikkat!” denir, hiç düşündünüz mü? Bu sorunun cevabı dikkatin anlamında saklı: “dikkat”i herhangi bir uyarıcının farkında olmak olarak tanımlayabiliriz.  Daha geniş tanımıyla dikkat, bir şeyi öğrenmek, anlamak veya kavramak amacıyla gösterilen zihinsel çabadır. Önemli açıklama yapacak kişi, “dikkat dikkat” diyerek sizi az sonra söyleyeceği şeyi anlamak için çaba göstermeye davet eder. Çünkü bu çabayı göstermezseniz söylenen şey bir kulağınızdan girip, diğerinden çıkar.

Yeni bir bilgiyi almak, eskilerle birleştirmek, depolamak ve uygulamaya almak süreçlerini içeren öğrenmenin, dikkat olmadan gerçekleşmeyeceğinden bahsetmiştim.

Dikkatini uygun uyarana yönlendiremeyen, bu konuda belli bir süre dikkatini koruyamayan ve bunun için bir motivasyonu olmayan kişi bir bilgiyi nasıl alır, eskilerle birleştirir ve depolar? Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olarak bilinen durumdaki en büyük sorun da bu kişilerin dikkatini uzun süre koruyamamasından kaynaklanmaktadır.

“Dikkat” deyip geçsek de aslında dikkat çok karmaşık ve birçok bileşeni olan bir fonksiyon.

Dikkat kavramı,  Sohlberg ve Mateer'in (1987, 1989) deneysel nöropsikolojinin klinik vakalarına dayalı olarak beş farklı model ile açıklanıyor:

Odaklanmış Dikkat: Dikkatimizi sadece bir uyarıcıya odaklama, yoğunlaştırma kabiliyeti. Susamışken suya odaklanmak ya da herhangi bir gürültü duyduğumuzda gürültüye odaklanmak bu çeşit dikkat örnekleri

Sürdürülen Dikkat: Bir uyarıcı ya da eylemle uzun süre ilgilenebilme kabiliyeti. Ertesi günkü sınava, saatlerce başını bile kaldırmadan aynı kavrama yeteneği ile çalışmayı sürdürebilmek sürdürülen dikkat örneğidir. Yüksek bir motivasyon gerektiren bir dikkat türüdür.

Seçici Dikkat: Dikkati dağıtan başka bir uyarıcı olmasına rağmen, dikkatini belli bir uyarıcı ya da eyleme yönlendirebilme kabiliyeti. Bu dikkati gösterebilmek hem gürültü gibi dış, hem de düşünceler gibi iç etkenlerden soyutlanmayı gerektirir. Birçok kişi konuşurken, aralarından sadece bir kişiyi dinleyebilmek ya da gürültülü bir odada ders çalışabilmek bu çeşit bir dikkati gerektirir.

Değişen Dikkat: Dikkat odağını iki ya da daha fazla uyaran arasında değiştirebilme kabiliyeti. Yemek pişirirken birden çocuğunuzun ödevine yardım etmeye başlamanız, bir kullanım kılavuzunu okuyup, orada yazanlara göre montaja geçmek değişen dikkat örneğidir.

Bölünmüş dikkat: Aynı anda farklı uyaran ya da eylemlerle ilgilenebilme kabiliyeti. Bu çeşit dikkati kas hafızasıyla ya da alışkanlıklarla otomatik yaptığımız eylemler sayesinde gösterebiliriz. Araba kullanırken radyo dinlemek, bir toplantıda konuşulanları dinlerken aynı anda epostalarını kontrol etmek ya da ders dinlerken bir sonraki cümleyi dinleyip bir önceki cümleyi yazmak bölünmüş dikkat örneğidir.

Psikoloji ve nöroloji çalışmalarıyla bilinen bilim insanları Posner ve Peterson’ın 1990 yılında yazdıkları, 2010 yılında güncelledikleri, insan beyninin dikkat mekanizmasını açıkladıkları makalelerinde beynin:
    Uyarılma
    Fark edilen şeye odaklanma
    Bu şeye karşı başka bir aksiyon alıp almamaya karar verme fonksiyonları için 3 farklı dikkat sistemi olduğu belirtiliyor.

Bunlar:
    Retiküler Aktivasyon Sistemi (RAS) ya da Uyarı Sistemi: Bu sistem beynin etrafı tarayarak kayda değer bir şey olup olmadığını değerlendirir. Asıl olarak uyarılmadan ve sürdürülen dikkatten sorumlu sistemdir ve gündüz gece çalıştığından daha iyi çalışır. Bu sebeple de uzmanlar mecbur kalmadıkça gece araba kullanmanın iyi bir fikir olmadığını söylüyorlar.
    Oryantasyon Ağı: Bu sistem, ilgi çeken ya da radarınıza giren herhangi bir şeye karşı bilinçli olarak dikkat göstermeyi sağlar. Odaklanmış dikkat ve seçici dikkatten sorumludur.
    Yürütücü Sistem: Dikkat gösterdiğiniz bir şeye olan dikkatinizi kesip kesmemeye ya da dikkati sürdürmeye karar veren sistemdir. Bu ağ seçici dikkat, sürdürülen dikkat ve bölünmüş dikkatten sorumludur.

Posner ve Peterson, yirmi yıl sonra yazdıkları ikinci makalede Yürütücü Sistemi ikiye ayırıyorlar.  

Tüm bu bilgiler bir öğretmen veya eğitim koçu için ne anlama geliyor?

Gencin radarına girdiniz, farkınıza vardı, tam da onun anlayacağı şekilde bir şeyler söylediniz beyninden içeri sızmayı başardınız! Peki, ilgisini devam ettirmeyi nasıl başaracaksınız? Çünkü gencin uyarı sistemi durmuyor ki, etrafta olup biteni taramaya devam ediyor. Sizden daha çok ilgisini çeken bir şey fark ettiğinde de ona yöneliverecek. Yani aslında bizler gibi gençlerle çalışan öğretmen, eğitmen ya da rehberler için esas zorluk, ilgilerini yakalamak değil, ilgilerini sürdürmek. Söylediklerinizi öğrenmeye değer bulmalı, ilgisini koruması için sürekli aktif olmalı, ilgi çekici detaylarla süslemelisiniz.  Onun kendisinin sürdürülebilir dikkat için yapabilecekleri için dikkati uzun süre sürdürmek ile ilgili yazımı tavsiye ederim.

Dikkat dikkat!

Öğrencilerinizin dikkatini korumak için dikkat konusuna aman dikkat…


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 255
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster