Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Erdoğan Özgenç DOST MECLİSİ

http://blog.milliyet.com.tr/erdoganozgenc

26 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
229
 

Diktatörler sandıkla gelip sandıkla gider mi?

Başbakan ve Kılıçdaroğlu halk ozanları-âşıklar misali karşılıklı atışıp duruyorlar…

“Sen diktatörsün” diyor birisi, Başbakan yanıt veriyor “diktatör görmek istiyorsan aynaya bak”

Ya da dünkü konuşmasında söylediği gibi; Kılıçdaroğlu “Diktatör arıyorsa milli şefe dönemine baksın” gibi kendi seçmenlerine tatlı gelecek laflar ediyor.

Elbette “diktatör” yakıştırması herkesi sinirlendirir, elbette çok kızdırır ama eğer söylemlerinizde ve kararlarınızda arazları görülmeye başlamışsa ağzınızla kuş tutsanız yakıştırmadan kurtulamazsınız.

Ülkeyi çok partili bir sisteme taşımış İsmet İnönü’ye yani “milli şefe” diktatör diyorsanız on yılda alınan muhteşem yolların sonunda tek adam olmanızın “diktatörlüğe” benzetilmesine de engel olamazsınız…

***

Üstelik şunu anlamak için çok zeki olmanız da gerekmiyor. “geçmiş” dibi uçsuz bucaksız bir kuyuya benzer. Kuyunun tepesinden bakarsanız hiç anlamadığınız hiç görmediğiniz şeyler içinde ahkâm kesmeye başlarsınız. Asıl büyük tehlike dibini görmediğiniz kuyu suyunu içmeye kalkmaktır.

Tarihin sarı sayfalarından aldığınız bir bilgiyi tam manasıyla anlayıp yorum yapabilmeniz için, yalansız riyasız savunabilmeniz için o günün ruhunu, koşullarını iyi anlamanız yaşanan zorlukları ya da zorunlulukları gerçekçi açılardan ortaya koymanız gerekmektedir.

Şunu da hiç göz ardı etmemeliyiz; Atatürk’ün ölümünden bu yana birçok lider parti geldi geçti, ülke ve halk gibi siyasetçilerde kendilerini yenileme yolunu seçtiler, evrensel hukuk düzenlerine ulaşmanın hayallerini kurdular.

Bu arada ülke ve siyaset arenası büyük sarsıntılar geçirdi ama yıkılmadı hala ayakta duruyor…

Bu açıdan baktığınızda da asıl görülmesi gerekenin, geçmiş siyaset adamlarını ve olaylarını günümüzün hatta günlük siyaset anlayışına kullanmamak gerektiğini görmektir.

***

Son günlerde yazdığım yazılara da aynı yorumlar yapıldığı için yazıyorum, moda sandıkla gelen sandıkla gider anlayışıdır. Ve Başbakan hemen her fırsatta sekiz ay sonra yapılacak seçimlere atıf yaparak “diktatör” yakıştırmasının sandıkla gelenlere yapılmaması gerektiğini ima etmektedir. Buna karşı sandıkla giden siyasetçileri de aşağılamam hakkını kendinde bulmaktadır.

***

Ülkemiz etrafında sayısız diktatörleri barındıran besleyen ülkeler vardır, çoğu yine seçimle gelmiştir ama seçimle gitmemişlerdir. Dolayısıyla “sandıkla” gelenlerin diktatör olmayacağını kimse iddia edemez…

Günümüzün tarihten çektiği bir kopyadan hiç kimse bahsetmemektedir; Osmanlı döneminden beri süregelen “Müslümanları” Türk ve Sünni kimliğinde toplama gayretlerinin giderek belirginleşmesi…

Başbakan sandıkla seçilmiş bir “Alevi” parti liderine tahammül edememektedir. Bunun içinde aslında zerre kadar hoşlanmadığı “Kürt” halkını sömürmekte tereddüt etmemektedir.

***

Ülkede yeni zengin bir sermaye gurubu yaratarak onlardan aldığı destekle de özellikle son günlerin modası “IMF borcunun ödenmesini” kullanması gerçekleri saklamaktan öteye gitmiyor. Hatta Başbakanın dünkü konuşmasında Gezi Eylemlerini “Faiz lobisine” sonra da IMF borcunu ödemlerine; son konuşmasında da Brezilyadaki olayları da IMF borcunun ödenmesine bağlaması kılıf hazırlamaktan başka bir şey değildir.

Elbette borçların ödenmesi muhteşem bir olaydır, Osmanlı Devletinin borcunu da yeni Türkiye Cumhuriyeti ve beğenmedikleri Atatürk ve arkadaşları ödedi, yani bu ülkenin borç ödemesi ilk defa olmuyor ki…

Hem IMF borçlarını ödemek halkı kışkırtmış olmalı derken bugün 398 milyar dolara çıkan borcun halkta infial yaratmayacağını düşünmek bence liderlikle devlet adamlığı ile zerre kadar bağdaşmaz.

***

Hem ekonomiye hem de tarihe dayanan yazıların yazmanın sırası değil asıl sorulması gereken soru yazımın başlığını teşkil ediyor.

Diktatörler sandıkla gelip sandıkla gidebilirler mi?

Bu sorulara kuşatılmış ve sindirilmiş medya ortamında, hükümetin gezi eylemlerine suçlu ilan ettiklerini, söylemlerini ve anılan odakların iktidarı yıkma tezlerini halka yutturmaya çalışan basın ordusunun varlığında yanıt bulunmasının mümkün olmadığını biliyorum ama yine de kendime sormadan edemiyorum;

“Bir diktatör yeni bir seçimle gider mi?”

***

Bir de kendime sorduğum ve bir türlü cevabını bulamadığım soruyu soracağım; “halk hareketi” %50 denilen kesim tarafından neden önemsenmedi?

Son söz; Bu ülkede Bu 50%lik kesim genelde kendisini dini inançlara yakın addeden ve partisinin kendisini temsil ettiğine inanıyorsa “sandık” demokratik seçim ve çağdaş bir yaşam için hiçbir şeye çare değildir…

Erdoğan ÖZGENÇ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 846
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 403
Kayıt tarihi
: 26.06.12
 
 

Emekli banka müdürüyüm ama kart vizitimde "insan" yazıyor. Adana'da ikamet ediyorum. Herk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster