Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '16

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
52
 

Dil Eğitimi

Dil Eğitimi
 

Ahmet Oker'le Kadıköy Lisesindeyiz


TÜRKÇEDE NOKTALAMA İŞARETLERİ
 
Yazılarda anlamı anlaşılır kılıp, ters anlayışlara yol açmamayı noktalama işaretleriyle sağlarız. Bu gerçeği bir metinle doğrulayalım.
 
“Bir gün insan virgülü yitirdi. O zaman zor tümcelerden korkar olup basit ifadeler kullanmaya başladı. Tümceleri basitleştirince düşünceleri de basitleşti. 
 
Bir başka gün ünlem işaretini yitirdi. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor ne de bir şeye seviniyordu. 
 
Bir süre sonra soru işaretini yitirince soru soramaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren ne dünya ne de kendisi umurundaydı. 
 
Birkaç yıl sonra iki nokta işaretini arar oldu. Çünkü davranışının nedenlerini başkalarına açıklayamıyordu.
 
Yaşamının sonuna doğru elinde yalnız tırnak işareti kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini yineliyordu. 
 
Son, noktaya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş durumdaydı.”
 
Kanevski
 
Türk edebiyatında ilk kez Tanzimat Dönemi yazarı Şinasi, Şair Evlenmesi adlı oyununda noktalama işaretlerinden birkaçını kullanmıştır. 
 
Daha sonra 1896’da Serveti Fünûnculardan TevfikFikret, Halit Ziya Uşaklıgil noktalama işaretlerini eksiksiz kullanmışlardır. 
 
Bunlar, noktalama işaretlerinin kullanımına çok önem verdiler. 
 
Ulusal Edebiyat Dönemi yazarı Ömer Seyfettin de noktalama işaretlerinin kullanımında başarılı olmuştur.
 
Noktalama işaretlerinin yazıya ne denli anlaşılırlık kazandırdığını örnekleyerek görelim:
 
“Kostantin Efendi, onların çok uzaktan geçtiklerini görebilirdi. Gözlerini kısardı. Esmer lekelerin adalar istikametinde gittiklerini görür, etrafına bakar, bir tanıdık görecek olursa gözünü kırpar, gökyüzüne bir işaret çakar:
 
-Bizim pilavlıklar geldi, derdi.
........
Seneler var ki kuşlar gelmiyor. Daha doğrusu, ben göremiyorum. Güzün o güzel günlerini penceremden görür görmez, Kostantin Efendi’nin bulunabileceği sırtları hesaplayarak yollara çıkıyorum.
Bir kuş cıvıltısı duysam kanım donuyor, yüreğim atmıyor. Halbuki, sonbahar kocayemişleri, beyaz esmer bulutları, yakmayan güneşi, durgun maviliği, bol yeşili ile kuşlarla beraber olunca insana sulh, şiir, şair, edebiyat, resim, musiki; mesut insanlarla dolu, anlaşmış, sevişmiş, açsız, hırssız bir dünya düşündürüyor.
Her memlekette kıra çıkan her insan kuş sesleriyle böyle şeyler düşünecektir. Kostantin Efendi mani oluyor. Zaten kuşlar da pek gelmiyorlar artık. Belki birkaç seneye kadar nesilleri de tükenecek. Her memlekette kaç tane Kostantin Efendi var kimbilir?...”
 
(Sait Faik ABASIYANIK, Son Kuşlar)
 
Sait Faik’in Son Kuşlar adlı öyküsünde geçen noktalama 
işaretlerini çıkararak okumaya çalışalım. Her noktalama işaretinin
gereği olan -durmak, az durmak, açıklama beklemek, birinin 
konuşmasını değişik ses tonuyla vermek- davranışları
gösteremeyeceğimizden okuduğumuzdan anlam çıkaramayacağız.
 
Sait Faik’in Son Kuşlar adlı öyküsünde geçen noktalama
işaretlerini incelediğimizde noktalama işaretlerinin nerelerde
kullanıldığını çıkarabiliriz.
 
1.Tümce sonunda: . ? !
 
2.Tümce içinde ve tümceler arasında: , ; :
 
3.Yazı içinde bazı parçaları ayırmada: “ ” ( ) ’ / -
 
4. Bölüm başlarında: - .-
 
5. Boşlukları belirten işaretler: ... .......... ./. ./ * 1
 
 
Noktalama işaretleri metinleri doğru okumamızı, onları doğru algılamamızı sağlıyor. Noktalama işaretlerinin yazınımıza girmesi geç de olsa başarıldı.
 
Toplumsal yürüyüşümüzde yazınsal metinlerimizi tür ve anlatım olarak yenileyerek uygarlaşama sürecinde yol aldık.Şinasi'yle başlayan bu yürüyüş uluslaşma sürecimizle hızlandı.Ulusal yazın dönemi yazarları özellikle noktalama işaretlerini başarıyla kullandılar.
 
İşte bakın noktalama işaretleri deyip geçmeyin.Uygar toplumlara ulaşmada kitap en önemli başvuru kaynağımız oldu. Onu anlamak, kavramak, tanımak, metinleri doğru algılamaktan geçiyordu. Bunu da sağlayan kuşkusuz noktalama işaretleriydi.
 
Büyük Atatürk uygarlaşmayı Batılılaşmak olarak aldığı için yüzümüzü Batı'ya döndük. Batı'nın yazın ve sanat adamlarını, ürünlerini Cumhuriyetimizle tanıdık.Toplumumuz kabuğunu kırarak uygarlaşma yolunda hızla yol aldı.
 
Bu uygarlaşma yolunda anlatmak ve anlamak eylemini gerçekleştirmek için noktalama işaretlerini bilinçle kullanarak yaşamımıza kattık.
 
Usta yazar / ozan Osman Bolulu'nun bir şiiriyle noktalama işaretlerinin yaşamımızdaki yerine bir bakalım.
 
NOKTALAMA
 
Kolay mı, duyumsamanın anlatılması?
Jest, mimik, tavır, duruş;
Anlatımın yüreğindeki vuruş,
Onlarla okunur sözün haritası
 
Yazının kanı var ama yüreği yok,
Nasıl tutacağız nabzını?
Sözü yazıya dökünce,
Kaygıya düşeriz ince ince.
 
Emek güzel de zorun kolayı araç;
Noktalama işaretlerini alırız elimize,
Anlam açkısı yaparız kendimize,
Açılım, tat katarız söze.
 
O mini mini imler,
Çeşit çeşit duyguyu belirler.
Onlar ki anlamın tınısı,
İç titreşimlerimizin tıpkısı.
 
Noktalama işaretleri, sözün çalgısı;
Sanki sözün, damarda akan kanı,
Onlarla parlar sözün aynası,
Bir bir açılır, anlatının manası.
 
 
Osman BOLULU, Sözün Işığı
Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1064
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 713
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster