Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '14

 
Kategori
Değerleme
 

Dil ve ulus

Dil ve ulus
 

Güncel olarak kullandığımız dil ve terimler aslında kültürel gelişmede ne gibi bir rol oynuyor? Hayatımıza ekledikleri neler olabilir? Bu konu üzerinde yapılan bir araştırmadan çıkan sonuçların olduğu bir çalışma ilginç bilgilere ulaşmamıza neden oldu.
Kanadalı askerlerin I.DünyaSavaşı sırasında cephede kullandıkları argo kelimelerele geliştirdikleri terminoloji savaş sırasında hayatta kalmalarına yardımcı olmuş. Araştırma sonuçlarına göre askerlerin kendi aralarında yarattıkları özel kelimelerle kullandıkları dil siperlerdeki zor koşullarda hayatta kalmaları için bir ağaç dalı olmuş.
Halen Kanada Savaş Tarihi Müzesi'nde araştırmacılık görevini yürüten Dr. Tim Cook'un uzun süren çalışmaları sonucunda ortaya çıkan bilgiler, bu ilginç gerçeği gözler önüne serdi. Askerlerin geliştirdikleri argo kelimeler, kimi objelere kendilerine göre verdikleri özel isimler; süren savaşın terör ve şiddetinin üzerlerindeki baskısını azaltmaya yardım eden önemli bir etken olmuş.
I.Dünya savaşına kraliçelerine olan bağlılıkları dolayısı ile katılır ve çok az bilinmesine rağmen Çanakkale Savaşlarında Anzaklarla birlikte Osmanlılar'a karşı savaşırlar.
Dilbilimcisi olan Cook asker mektuplarını ve belgeleri inceleyerek çalışmasına devam eder. Özellikle Kanadalıların I.Dünya Savaşı öncesi konuştukları dile ait belgeleri toparlayan bilimadamının ortaya çıkardığı sonuçlar dikkate değer. Örneğin öldürülmüş bir asker için 'Gone west: Batıya gitti'' gibi bir terim kullanılmış. Bir diğer örnek olarak, günümüzde Türkçe'de de argoda kullanılan ''Copped a packet: Paket oldu'' ifadesini verebiliriz. Silahlara da farklı isimler vererek sanki kendilerine yeni bir dil yaratmışlar. Kullandıkları o kadar fazla tanımlama var ki, hepsi de Osmanlı ve Almanya'ya karşı savaştıkları bu dönemde ortaya çıkmış. İngilizce sözlüklere girerek literatürde yer edinmişler. Siperlerde savaşırken tepelerinden geçen mermilerin çıkardıkları sesleri ''Yoldaki trenler'' veya Almanların attıkları el bombalarını ise ''Patates doğrayıcılar'' olarak isimlendirmişler.
Cook bu türden bir argo dili kullanan askerlerin ölen arkadaşlarının acısını ve kendi ölüm korkularını kontrol altına aldıklarını belirtiyor. Bunu da dil gelişimine ve bağlı zihinsel aktivitenin oynadığı rolle açıklıyor. Sivillerin gündelik dillerinden farklı içerikler taşıyan askeri jargon, kendince bir karakteristiğe sahip. Farklı içerikler taşıması da kaçınılmaz.
Kelime türetimlerinin dışında küfürlü konuşmaların da yardımıyla savaşın ağırlığından ve askerliğin disiplininden biraz olsun uzaklaşırlar. Belden aşağı sözler ve terimler moral vermenin yanısıra yoldaşlıklarını pekiştirmelerine de yardım eder. İlaveten söylenen belden aşağı şarkılar ve müzikler de bu duruma katkıda bulunur.
Araştırmanın sonuçlarına göre savaşan erkekler tarafından yaratılan ve İngilizce'ye yerleşmiş olan savaş terminolojisindeki sözler, farklı ülkelerden gelen askerlerce de kullanılır. Ancak Kanada'dan gelen askerler bazı sözleri ve tanımlamaları daha da değiştirerek ulusal kimliklerinin bir parçası haline getirir.
BBC History Extra dergisine vermiş olduğu demeçte Cook : ''Tarihçiler tarafından görmezden gelinen son derece önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Askerlerin mektuplarını ve döneme ait belgeleri okudukça onlara ait olan bu kültürün ortaya çıkarılmasının ne kadar önemli olduğu daha da belirginleşiyor.''
''Gündelik hayatın parçası olan küfürlü ve argo konuşmadaki sözcük ve tanımlamaların savaş sırasında kullanıldığında bir çoğumuzun hayal bile edemeyeceği tehlikeli anları anlatmakta ve atlatmakta rol oynadıklarını görüyoruz. Bu terminoloji askerleri savaş ortamında çarpışmalar esnasında olan biten herşeyin sanki günlük hayatın doğal birer parçasıymış gibi davranmalarına yardım etmiş.''
Kent Üniversitesi'nden modern İngiliz tarihi tarihçisi olan profesör Mark Conelly'de şaşkınlığını ve heyecanını gizlemiyor. Argonun nasıl olup da hem ulusal kimlikleri belirleyen, hem de savaşla başa çıkılabileceğine yardım eden bir araç olduğuna işaret ediyor: 'İlginç olan bir diğer yön de belden aşağı konuşmanın mizahla yanyana durması. Bu durum kısaca ölümün gözlerinin içine bakarak gülümsemek anlamına mı geliyor?''
''Diğer bir bulgu da savaşta kullanılan bu belden aşağı terminolojinin savaş bitip, eve dönüldükten sonra birer aşk şarkısına dönüşmesi. Derin duygular taşıyan birer sözcük grubuna dönüşüyor olmaları da sosyal psikoloji açısından çok önemli.''
Kanada ABD'nin sınır uzunluğu açısından en büyük komşusu. ABD Boston Çay partisi olayı ile İngiliz devletler topluluğundan ayrılıp bağımsızlığını ilan ettiği sırada Kraliçe'ye bağlılıklarından vazgeçmek istemeyen İngilizler'in göç ettiği ülkelerin başında geliyor. I.Dünya Savaşı'nda Osmanlılar ve Almanlar karşısında her yerden asker toplayan İngiliz ordusuna katıldıkları bu araştırmada bir defa daha hatırlanabiliyor. Kendilerine has bir aksana sahipler. Tıpkı Avustralya, Singapur, Afrika ülkelerindeki İngilizce gibi. Pakistan, Hindistan veya İngilizce'yi ikinci dil olarak kullanan diğer ülkeler de bu gruba eklenebilir. Hepsini konuştukları dilden ve kullandıkları özel terimlerden tanımak mümkün. Örneğin ''kireçlenme veya kıl dökme'' anlamına gelen ''Liming'' bir süre yaşamış olduğum Trinidad'da eğlenmek anlamında kullanılıyor. Afrikalı, Hintli ve Çinliler'den oluşan 1,3 milyonluk ada ülkesinin kölelerin Afrikali terimlerini ve aksanlarini ekleyerek oluşturdukları ''Creole'' isimli bir dili var. Terimlerinin haricinde kullanılan aksan bilinen İngilizce'den çok daha farklı. Karayip adalarından biri olan bu ülkedeki eğlence anlayışı da ''Soca'' adı verilen dans örgüsünde. Rio Karnavalı'ndan sonra ikinci büyük sokak karnavalinin anavatanı olduğu hatırlanırsa ''Liming'' aslında eğlenmek olan anlamının yanında ''kurtlarını dökmek'' olarak da tercüme edilebilir.

ABD'nin California eyaletinde beyaz ırkın yerleşmesinden önce sadece bu eyalet sınırları içerisinde yaşayan yerlilerin 100 kadar farklı dili varmış. ABD sınırları içerisinde 250'den fazla yerli dilin süregelmiş olduğu biliniyor. Günümüz itibariyle bu dillerin tamamı yok olmuş durumda.


Dünya üzerinde 6,000 kadar dil var. Bunlardan bir kısmı (Latince gibi) ölü diller grubuna girseler bile varolduklarını yazılı belgelerden çıkarabiliyoruz.
Dil çeşitliliğinin en yoğun olduğu bölgeler Mikronezya ve Kafkasya.
Mikronezya isimli Okyanusya coğrafyası Avustralya'nın merkezinde olduğu Endonezya ve çevresindeki adalara verilen isim. Kısaca Güney Pasifik bölgesi. Papua Yeni Gine çevresinde bulunan adalar topluluğunda okyanusun büyüklüğünün ve adaların birbirine olan uzaklığının etkisiyle 1000'den fazla dil olduğu tahmin edilmekte. Batı Papua halen Endonezya'dan özgürlüğünü elde etmeye çalışan bir bölge. Kendi dilleri, dinleri ve bayrakları ile bölge insanları Endonezyalı, Avrupalı ve Amerikalı işgalcilerin asimilasyonuna karşı direniyorlar. İngiliz işgalciliği topraklarına saldırdığı bu insanların en başta dilleri olmak üzere bütün kaynaklarına ve canlıların yaşam alanlarına en büyük tehdit. 60,000 yıldır aynı şekilde yaşadıkları topraklarda yokedilme tehdidiyle karşı karşıyalar.
Kafkasya'da Gürcüce, Çerkezce, Azerice, Farsça, Çuvasca, Tatarca gibi diller konuşulmaktadır. Bolşevik devriminin ardından Rusça güçlenir ve Rus yayılmacılığı diğer dillerin yavaş yavaş yokolmasına neden olan bir tehdide dönüşür. Bölge halklarından ve dillerinden en ilginçlerinden birisi de bir dönem ülkemize göç etmiş olan Malakanlar'ın hikayesidir.
Günümüz itibariyle ülkemizde Türkçe, Arapça, Kürtçe, Lazca, Zazaca, Ermenice, Rumca, Pomakça, Arnavutça, Gürcüce gibi diller konuşuluyor. 36 adet konuşulan dile ulusal dil olan Türkçe'nin yanında sadece yaşlıların konuştuğu ve anladığı Aramice gibi dilleri de ekleyebiliriz. Ayrıca Sümerce, Asuriçe, Hititçe veya İonca gibi ölü dilleri de ilave edersek Anadolu 50'den fazla dilin konuşulduğu bir yuvadır. Her birinin kendi içindeki aksan ve yöresel farklılıklarını da hesap ettiğimiz süreçte aslında Anadolu'nun biyolojik çeşitliliği biraz da zengin dillerini etkileyerek çeşitliliğin kültürel anlamda da gelişimine kapı açmıştır.
Alman Anarşistlerinden olan Rudolf Rocker I.Dünya Savaşı sırasında İngiltere'de istenmeyen adam ilan edilir ve 1918 yılında sınırdışı edilir. 1922 yılında Berlin Uluslararası İşçiler Birliği Sendikasının önde gelen simgesi olur. Çalışmalarının sonraki 10 yılını bu sendikanın bünyesinde sürdürür. Rocker devlet, ulus ve dile ait çözümlemesinde: ''Devletlerin olmadığı veya etkilerini en az gösterdiği yerde kültürlerin en iyi şekilde gelişebileceğini'' vurgular. Ayrıca '' Devleti yaratan ulus değildir, ulusu yaratan devlettir'' tanımlamasını yapar. Başlangıçta kabullenilmesi zor gibi gelen bu tespit ''halk'' ve ''ulus'' kavramları ayrıldığı zaman netleşir. Rocker halkı: ''Hayatın dışsal koşullarının, ortak bir dilin, iklim ve coğrafi ortamın yarattığı özel karakteristiklerin benzerliğinden kaynaklanan, toplumsal birliğin, karşılıklı ilişkilerin doğal sonucu'' olarak tanımlar. Ulus açıklamasını yaparken '' ulus ve ulusçuluğu modern devletin siyasal dininden başka birşey olmaması''olarak özetler.

Rocker ulusların dil birliğini temel aldığı görüşünü keyfi bir yaklaşım olduğunu düşünür ve bu nedenle reddeder. Ona göre halklar ''Kendi dillerini değiştirirler ve uluslar farklı dil bölgeleriyle var olabilirler.''Kısaca farklı dilleri konuşan halklar aynı ulusu oluşturmuşlardır ve oluşturmaya da devam edeceklerdir. Farklı dilleri kullanıyor olmak veya farklı ırklardan gelmek ulus olmanın önünde yatan bir engel değildir. Rocker ırk kavramını da yanıltıcı bulur. Ona göre ''Irk biyoloji biliminin yaptığı yapay bir sınıflamadır ve biyolojik birimler veya türler ancak insanlığın bütünü tarafından oluşturulabilir.''


Emperyalizm kültürlere ve toplumlara saldırmaktan vazgeçmeyecektir. Toplumlar bazen konuştukları dilin yardımıyla, bazen de istilacılara karşılık vermek suretiyle varlıklarını sürdüreceklerdir. Hiçbir dilin veya kültürün kaybolmadığı, kendini geliştirmeye devam eden doğal çeşitliliğin ve kültürlerin evreninin hayali, inanılmaz güzellikte. Dildeki ve kültürdeki çeşitlilik doğal zenginliğin ve buna bağlı olarak canlı hayatının devamının da güvencesidir.

http://www.historyextra.com/warslang%20
http://www.radikal.com.tr/turkiye/turkiyede_36_dil_konusuluyor-950352
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/bati-papuanin-bilinmeyen-tarihi-gercegi-ve-aci-drami-15276
http://www.izedebiyat.com/ayrinti_yeni.asp?txtbul=kitap-kaybolan-sesler-suzanne-romaine-daniel-nettle-oglak-yayinlari
http://www.pandora.com.tr/urun/anarsizmin-tarihi/91469
 

 
Toplam blog
: 12
: 376
Kayıt tarihi
: 11.03.13
 
 

Blog Yazari  Politika, stratejik araştırmalar, edebiyat, güncel olaylar, haber yorumları, çev..