Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
2113
 

Dil yarası geçmez

Dil yarası geçmez
 

Bu yazıyı yazmamdaki amacım eski bir hikaye’yi sizlerle paylaşmak

Yaşadığı ülkenin önde gelen zenginlerinden biri, bir gün uşağını yanına çağırır. "Bu akşam gelecek olan misafirler için yemek daveti de vereceğim. Ancak, senden, yemek masasının dünyanın en güzel tat ve lezzetteki yiyeceklerle donatılmasını istiyorum." der. Aynı akşam, yemek daveti için gelen misafirler birbirinden güzel tat ve lezzetteki yiyecekler ile donatılmış masaya oturup yedikleri yemeklerin tadını çıkarırlar.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra ev sahibi tekrar uşağını yanına çağırarak. Bir kaç gün önce gelen misafirlerin yeniden geleceğini belirterek, sözlerine şöyle devam eder. Ancak bu sefer senden "Masanın dünyanın en acı, kötü, tatsız, çirkin tat ve lezzetteki yiyeceklerle donatılmasını istiyorum." der.

Akşam olur, misafirler gelir, yine çeşitli yiyeceklerle donatılmış masaya otururlar. Ev sahibinin istediği gibi bu defa yiyeceklerin hepsi birbirinden kötü, acı ve çirkin lezzettedir.

Ev sahibi misafirlerin yanında uşağını çağırır. "Geçen akşam için senden yemek masasının dünyanın en güzel tat ve lezzetteki yiyecekleriyle donatılmasını istemiştim:Sen, dil ve dil’den yapılmış çeşitli yiyeceklerle donatmıştın masayı. Bu akşam için ise tam tersi olarak masanın en kötü, acı, çirkin lezzetteki yiyeceklerle donatılmasını istedim. Yine dil ve dil’den yapılmış çeşitli yiyeceklerle donatmışsın masayı,

Peki ama neden?" diye sorar.

Uşak, kendisine sorulan soruya şöyle cevap verir:"Siz dünyanın en güzel ve en acı malzemelerinden yapılan yiyeceklerle masanın donatılmasını istediniz .Ben de dil’i seçtim. Çünkü dünya’da en güzel, tatlı vb. sözleri dil söyler.Aynı şekilde en acı, çirkin, kötü sözleri de dil söyler. Bu tamamen kişinin dil’i nasıl kullanmak istediğine bağlı olarak değişir."

Duygu ve düşüncelerimizi dile getirirken seçtiğimiz sözler, onur verici, yapıcı, güzel olabileceği gibi bunun tam tersi yani acı, çirkin ve kötü sözlerde olabilir.

Kısacası, dil deyip geçmemek gerekli. Çünkü bir atasözümüzde de belirtildiği gibi “Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez”.

(aklımdakalanlar.wordpress.com)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsan kendisine söylenen güzel bir sözüde,kötü bir sözüde kolay unutamıyor.Bence önemli olan güzel kelimelerle hatırlanıp,bir tebessüm yaratabilmek yüzlerde.Kötülüğün ve kabalığın hiçbir faydası yok kimseye.Güzel bir yazı olmuş,yüreğinize sağlık.Sevgilerimle...

emel dedeoglu 
 01.08.2007 10:16
Cevap :
Maalesef öyle.Kelimeler ve sözlerin yaşamımızda çok büyük ve önemli bir yeri var.Bazen karşınızdaki kişiyi sırf kırmak ya da üzmek için söylediğimiz ağır ve aşağılayıcı bir söz kişide derin yaralar açabiliyor.Umarım herkes yaşamı boyunca kırıcı,aşağılayıcı,rencide edici sözlerden daha çok güzel, tatlı, yapıcı sözler duyar. Kısacası laf deyip geçmemek gerekli.Yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgilerimle  01.08.2007 11:27
 

doğru bir tespit eski sözler bazen yaşamımızda da cuk diye oturuyor. keyifle okudum teşekkürler...saygılar

Zadig 
 01.08.2007 10:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 225
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1301
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster