Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
702
 

Dil yarası

Dil yarası
 

Güçlü hafıza...Resim internetten alıntı


Öğretmenine “çişim geldi” diyemeyen çocuk altını ıslatır.

Öğretmen onun, o öğretmenin dilinden anlamaz.

Altını ıslatmak çocuğu utandırır.

Gereksiz yere utanmak çocuğun psikolojisini bozar.

Bozmaması için önlem alınmalıdır.

Bu toprakların çocukları: Geleceğimizdir.

Çocuk: Evinde konuştuğu anadilini okulunda da konuşabilmeli ve öğrenmelidir ve onun en doğal hakkıdır.

Bir blog yazısı okudum.

Umarım okuduğumu da anladım.

Anlamadığım nokta: Ondan sonrası…

Ona anadilinde ders verecek öğretmenler, profesörlerimiz; onun anadilinde yazılmış hazırlanmış ders kitaplarımız; onun anadilinde üniversitelerimiz hâlihazırda mevcut mu?

Yoksa nereden ödünç alınacak?

Devlet baba…

Hükümet, iktidar düşünsün.

Seçimler ne işe yarar…

Millet: paşa paşa vergisini vermekle mükelleftir.

Başka çare kalmazsa; vergi oranları artsın, eğitime katkı payı 2 adı altında toplansın.

Çocuğun: ilk orta lise ve üniversiteyi başarıyla bitirdiğini; avukat olduğunu, diplomasını aldığını varsayalım.

Anadiline muktedir şakır şakır bir savunmacı; ipten adam kurtaran cinsinden(eski bir terim çünkü artık kimseyi iplemiyorlar; ömür boyu; onun yerini aldı)

Çocuk zehir gibi bir avukat oldu; bürosunu da açtı.

Eğitimini aldığı Anadili güçlü; ülkenin konuştuğu klasik; yüzyıllardır konuşulan diğer dilde nasıldır kim bilir diye şüphe eden olmaz bittabi...

Şimdi bu değerli avukat gencimiz; sadece kendi anadilini konuşanları mı savunacak yoksa onun anadilinin eğitimini almamış müvekkil adaylarını; yazıhane kapısının önüne mi koyacak?

Hâkim, savcı, kâtipler, kâtibeler, yazıcılar mübaşirler onların da genç avukatın dilinden anlaması gerekecek mi?

Davalı- davacının dilinden anlamazsa nasıl sulh olacaklar?

Kafama takılan sadece bunlar değil lâkin olumlu düşünmeye gayret ettiğimde; mutlaka bir şeyler bulurum.

Tercümanlar, mütercimler sayesinde…

Biz bu işi de hallederiz.

İyi niyet imdada yetişir.

Ne demişler bir dil bir insan…İki dil iki insan…Çoğaltalım.

Yeter ki dil yarası almayalım.

Kanayan tüm yaraları sarmışken; başımıza iş açmayalım.

15.Ekim 2010 Cuma

Alev Meisel

İnternetli Köy

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz." 1931-Mustafa Kemal Atatürk

Turbest 
 19.10.2010 0:53
Cevap :
...Önder'in bu açıklamasını hatırlatmanız iyi oldu. Dilinden anlamadığımız bir kültüre ve topluluğa nasıl bağlı kalınabilir bunu çözmek oldukça meşakkatli... Dil konusunu; siyasete alet etmek ise oldukça tehlikeli...Verilemeyecekler talep edildiğinde,ilişkiler hep hüsranla biter. Tüm bunlara ne gerek var? İnsanlar konuşa konuşa demişler; öyleyse konuşarak halledilmeli...Dağlarda heba edilen maddi manevi kayıplar bir hesap edilebilse...70 milyona teker teker özel bir dil öğretmeni tahsis edilirdi. Yeterki gönül barış ve huzur istesin, iyi niyetli olsun. Teşekkürler saygılar.  20.10.2010 13:23
 

tarafsız konuya bakabilmek önemli. Ana dilde eğitimi destekliyorum..Kürtlerin bu haklarını aldıkları zamanda bölüneceğimize hiç inanmıyor,sanmıyor da..Hatta dil haklarını almaları terör örgütünün onların üzerindeki baskıyı cekmesine neden olucaktır.. Çünkü haklarınız için savaşıyoruz sloganları yok olmuş olacak.. Saygılarımla sayın MEİSEL

Siel Vertu 
 18.10.2010 16:06
Cevap :
Terör örgütlerinin; önceden ne yapacağını kestirmek için müneccim olmak dahi yeterli olamaz. Sayfama hoşgeldiniz sayın Tapan, doğup büyüdükleri, suyunu içtikleri topraklara bu denli zarar verebilen zihniyetin, iyi niyetine inanabilmek insanüstü bir yeteneğe sahip olmayı gerektirir. Bireyler isteklerini; olmasını gerçekleşmesini istedikleri her ne varsa silah zoruyla elde etme yolunu seçerlerse; düzlükte yaşayan bir kul kalmaz. Terörün; anadil meselesi umurunda değil, onun tek hedefi güç gösterisi "Bakın devletin sizden sakındığını; sayemizde elde ettiniz, bundan kelli tüm maruzatlarınızı bize bildirin" Bu gidişat onu gösteriyor; çıkarlarını korumaya çalışan ziyniyet; tabii ki dilin damağın arkasına gizlenecek; yandaş kazanacak ve dünyaya kanlı eylemlerini süsleyerek sunacak. Aldanmamak için çok iyi gözlemlemek gerekir. Katkınız için teşekkürler selamlar.  20.10.2010 13:48
 

Okuduğunuzu pek ala anlamışsınız ondan sonrasını da. Ama belli ki ortada adı telaffuz edilmeyen veya pek anlaşılmayan bir konu daha var: Hamaset meselesi! Hiç bir derde deva değildir ama çok güzeldir, besleyicidir, ruhu okşar hemde insanı çok yahşi gösterir. Sermayesi, ücreti, bedeli filan yoktur ama her zaman büyük prim yapmıştır. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü, laf ola beri gele makamı gibi bir şeyler işte. Başıyla sonu arasında kel alaka durumları varmış, eh olacak artık o kadar. O kadar kusur kadı kızında da olur. Selamlar ve sevgiler

Matilla 
 16.10.2010 16:16
Cevap :
Valla sizden de bir şey saklanmıyor hani... merhaba Matilla, bazı durumlarda istemek gerekir lâkin ne istediğini bilmek de önemlidir. Sizin de değindiğiniz gibi istemiş olmak için istemek; neye faydası olacak ki...Gündem dalgalansın yorulsun da gerisi Allah Kerim; diğer taraftan acil konulara bir türlü sıra gelmiyor. Bir hiddet bir heyecan etraf toz duman...Sonunda kimse ne olduğunu anlamıyor. Ne yazık ki vakit kaybı... Güzel anlamlı yorumunuz için teşekkürler. Selamlar sevgiler. Not: Seyir defterindeki kutlama mesajı duygulandırdı. Hiç beklemiyordum güzel bir armağan oldu sağolun. Teşekkürler  16.10.2010 20:19
 

Taştan duvarlar değil, etten duvarlar arasındaydı insanlık yalnızlık kabulundeki sosyal makina.. selamlar..

www.beyazrenkler.com 
 15.10.2010 14:46
Cevap :
Merhaba Beyazrenkler; sayfama hoşgeldiniz. Umarım beni mazur görürsünüz; yorumunuzu yorumlamaya çalıştım; pek başarılı olamadım; tabii ki benden kaynaklanan bir durum... Katkınız için teşekkürler. Selamlar.  16.10.2010 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 819
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster