Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1061
 

Dil yarasının, teşhisi, tanısı yoktur

Dil yarasının, teşhisi, tanısı yoktur
 

Görsel alıntı


İnsan yaşamında, insan ilişkilerinde, devlet yönetiminde, ülkeyi sevk ve idarede ağızlardan çıkan sözler toplumsal değerler taşır.

Parmak izlerinde olduğu gibi ağızlardan çıkan sözler, insanların davranışlarının temelini oluşturur. En önemlisi ise geleceğimizi yönlendirir.

Özellikle bazı arsız ve ayarsızların, yetkisiz ve etkisizlerin, politikacıların, siyasetçilerin süzgeçten geçirmeden, yıkamadan, durulamadan, ütülemeden söyledikleri sözler toplumun huzuruna, güvenine ve mutluluğuna engel olmaktadır.  

Arsız ve ayarsızların sözleri kurşun gibidir. İç dünyalarının paslı ve kirli yüreklerinde imal ettikleri sözler tetikte bekleyen dile aktarırlar, dil kurşunları ağız namlusundan hiç sektirmeden hedefe gönderir.   

Onlar için hedef ondan, on birden, on ikiden vurulmuş hiç önemli değil yeter ki sözler kurşun gibi gitsin geri dönmesin.

Etkisiz ve yetkisiz siyasetçinin; Söz olsunda heybeme girsin, hiç düşünmeden, süzgeçten geçirmeden “ Kasımda seçim oluyor” sözleri üzerine ülkede piyasa allak bullak oluyor. Borsa çöküyor, dolar yükseliyor, ekonomi deprem geçiriyor.

Yani herkes kendini düşünüyor. Ülkenin geleceğini, insanların mutluluğunu söyledikleri sözlerin nelere mal olacağını hiç düşünmüyorlar. Bazılarının sözleri şahsi gayeleri olan siyasette kalmaktır.

Yönetsinler diye ülkeyi teslim ettiğimiz siyasetçiler halkın gözleri önünde birbirlerine söyledikleri sözler yenir, yutulur cinsten değildir. Bıçak gibi, kurşun gibi, neşter gibi sevgi, saygı ve güven duygularından uzak yaralayıcı sözler. 

İnsan düşünmeden, süzgeçten geçirmeden, yıkamadan, ütülemeden hiç arsıza, ayarsıza söz verir mi? Evet, söz vermişler ki arsızlar, ayarsızlar gözlerini yumuyor, ağızlarını açıyor kurşunlu sözlerini hedeflere gönderiyorlar. Şahsi gayelerine yarar getirmek için hem söz veriyorlar, hem de sözler söylüyorlar.

Ayarsızlar dilini hiç bağlamazlar, gözlerinin perdelerini kapatamazlar, kulaklarını tıkamazlar, ellerine kelepçe vuramazlar, ayaklarına pranga bağlayamazlar.

Arsız ve ayarsızların sözleri kurşun gibidir./ Dilleri hep tetikte bekler, ağızları kurşunların geçeceği namluya benzer.Onlar hep rutubet çekmiş kerpiç duvarlara yaslanırlar./  Sağlam olmayan çürük dallara tutunurlar./  Bilmezler ki nem kapmış duvarlar erken yıkılır, çürük dallar çabuk kırılır.  

Bilmezler hem iyilik, hem kötülük dil yarasıyla gelir. Dil yarasının teşhisi, tanısı yoktur. Dil senin yaran neden onmaz,

Ah, dilim sen bana giydirdin kilim,/ Dilimin cüssesi küçük lakin cürmü büyük./ Dilimin kemiği yok lakin bilseniz ne kemikler kırıyor./ Dilimi zapt edeyim ki başımı kurtarayım.

Muhabbetinde sözlerin kurşun olmasın. / Seni, beni sevenleri kırmasın, yaralamasın. / Kötü söz etme diller tetikte hazır kalmasın./ Dil yarası olur, teşhisi, tanısı çok zor olur./ Hapset yüreğinde ağızlar namlu olmasın. /  Bilirsin acı sözler, gözleri ağlatır, yüreği incitir.

Kişinin kıymeti dilinin altında ve kalemlerinin ucunda gizlidir. Onu söz ve yazı açığa vurur. Burada gördüklerini orada söylemesinler diye ölülerin çenesini bağlarlar. ( A.Nihat Asya)

Bir zamanlar can ile canan olanlardan biri diğerine “ Gözyaşlarım kadar değerliydin, ancak gözyaşlarım nasıl gözümden düştüyse şimdi sende öylesin”

Kılıç yarası ne kadar derin olursa olsun etkili bir bakım ile iyileşir. Ama kötü sözün içimizde açtığı yarayı iyileştirmeye imkân yoktur.

“Bir insana söz anlatmak için yakasını, paçasını tutmanıza gerek yoktur. Sizi dinlemek istemiyorsa dilinizi tutun daha iyi olur”

Her zaman her kesi memnun edemeyiz; ama her kesi memnun edecek biçimde güzel, inanılır ve güvenilir sözler söyleyebiliriz. Çünkü dilin açtığı yara doğrudan en hassas organımız olan kalbimizi yaralar.

Arsız ve ayarsızlar huzuru bozmak için, etkisiz ve yetkisizler siyaset arenasında kendilerine bir yer temin etmek için, politikacılar ise gelecekte siyasi yatırımları için kurşunlu, neşterli, kılıçlı, ve bıçaklı sözlerle ülkemizi layık olduğu yere ulaştıracaklar. 

Keşke, yeşilliklerin toprağın çirkinliğini, tatlı ve güvenilir sözlerin ise insanların bir çok kusurunu örtüğünü bilselerdi.

 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli yazarım, sevgili dostum, yüreğimizi sarsan güncel sıkıntılar ve gerçeği yansıtan acı tablolarınız, yine avazın galerisinde teşhir edilmekte. Yüreğiniz dert görmesin. Aklın, yüreğin ve dilin yörüngesi, aynı eksen üzerinde değilse, o tren, raydan çıkmaya mahkumdur. Onun içindir ki, çok şey alabora bir vaziyettedir. Allah yar ve yardımcımız olsun. Selam ve saygılarımla. Refik

Refik Başdere 
 01.08.2015 1:43
Cevap :
Kıymetli yazarımız Sayın Refik Başdere: Hiç bir siyasetçi ağzından çıkan sözleri tahlilden geçirmez, ütüleme gereği duymaz.Yönetenler ütüsüz, buruşuk, kurşuna benzer sözler sarf edince yetkisiz ve etkisiz kişiler de onları örnek alıyor. Siyasetçiler bu ülkenin başına yük oldular.Saygılar sunuyorum. Sağlık ve mutluluk diliyorum.  01.08.2015 19:14
 

Dilin kemiği yok, siz üzmeyin kendinizi! Siyasetten bahsediyoruz yani her söylenenin "yalan" olduğu dünyadan! Seçim öncesi MHP'nin söylediklerine bakıyorum, bir bir hepsini yutmaya başlamış! CHP'ye bakıyorum, o da "vatan-millet-Sakarya" edebiyatıyla yumuşamaya başlamış! HDP'nin başı dertten kurtulmuyor ve Erdoğan haklı: Ülkede böyle muhalefet olduğu sürece AKP iktidardan inmez! Sabır ve selametle.

Ata Kemal Şahin 
 29.07.2015 22:25
Cevap :
Kıymetli Ata Kemal Şahin : Haklısınız bir ülkede böyle muhalefet olduğu müddetçe bu toplum daha çok çekecektir.Yaptıkları hiç bir icraat yok. Söyledikleri ise insanları uyutmak ve siyasetin limanında devamlı kalmaktır.Hiç bir sözleri güvenilir söz değil, aynı sözleri tekrarlıyorlar.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   29.07.2015 23:20
 

Mehmet Bey değerli arkadaşım, yaz sıcaklarıyla birlikte siz bilmem ama bana öyle bir durgunluk çöktü ki, neredeyse bilg. bile görmek istemiyorum sanki! geciktiğim için kusura bakmayın, sevgi, selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 28.07.2015 21:14
Cevap :
Kıymetli yazarımız Sayın, Şahin ÖZŞAHİN; Haklısınız sıcak, sıcak adeta nefes alınamıyor. Takdir edersiniz ki Mersin rutubetin de katkısıyla elli dereceyi bulmaktadır. Gecikme ne demek dizeleri okumanız bile bizi sevindiriyor.Ayırdığınız zaman,gördüğünüz zahmet ve yorumunuz için teşekkür ediyorum.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   28.07.2015 22:59
 

Fena yaradır dil yarası,ne merhemi ne de sürülecek yeri vardır.İnsan duygularındaki harabiyeti de oldukça fazladır...Anlamlı ve bilgilendiriciydi.Elinize sağlık Burakgazi dostum.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 25.07.2015 23:37
Cevap :
Kıymetli öğretmenimiz Sayın Abbas Oğuz;Bu dil belası toplumdaki yetkisiz, etkisiz kişilerden ziyade, bizi yöneten yetkili ve etkili siyasetçilerin belası derin yarası olmuş.Ah dilim vah dilim bana giydirdin kilim. Dil küçüktür lakin yarası büyüktür. Teşekkürler kıymetli öğretmenimiz.Saygılar sunuyorum.Hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamanızı diliyorum.   26.07.2015 13:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 7072
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2116
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster