Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '15

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
58
 

Dilde dönüşüm

Dilde dönüşüm
 

Türkay Korkmaz, Salah Birsel, Adnan Raşit Günay Hatay Lokantası, Salı Şiir Etkinliği (Anılardan)


ŞİİR, OKUR, OZAN İLİŞKİSİ 
  *
Dilin değişimi, başkalaşımı imgeyle gerçekleşir. Bu, biçemin ve sesin açığa çıkması imgenin dönüşümüyle üst imgeye açılır. Böylece şiire ulaşılır. Sözcükler arasındaki bağlantılar, gerilimler, yeni birleşimler; şiirin devingenliği, gerilimi ozanın önünde yer alırken  imge içeriği yakalanarak şiir  dönüştürülür. Bu aşamada söz sanatları işlev üstlenebilir. Bu gerçeği ozanın gerçekleştirmediğini kim söyleyebilir!
 
 
Etkileşim, dilsel, güzelduyusal, eytişimsel bilinç, görüngünün sürekliliği, çatışmalar ozanın duyabildiği, duyurmak istediği dingin ya da devingen gizil güç ozanların bilinci, usu olarak açıklanabilir 
mi? Ozan imgeyi nereye, neye açıyorsa imge orada fazla ya da eksik dönüşebilir.
 
 
Dilde dönüşüm, var olan nitelikler arasındaki bağların koparılarak yeniden kurulmasıyla gerçekleşir. Anlıktaki fazlalıklar atılarak sözcük yeni duyuma ulaştırır şiiri.Yeni nitelik, imge dönüşümü şiiri kurar. Bireşim, ayrıştırma, sancılı yürüyüş niteliksel, bütünsel bilgilerle beslenir. Şiir titreşim ile ulaştığı, nesnelleştiği ya da nesnelleşemediği gönderim alanında güzelduyusal algıya, güzel duyusal bilince ulaşır. Dil görüntü, ses olduğu kadar sessizliktir de.
 
 
söylence
*
güle rengini
verir
bülbül değince
dikenine
kan kırmızı
durur aşk
sıcak
sıcak
 
*
 
Ozan şiiri, dil ve anlam diyalektiğinde yapılandırınca okur, çağrışımları, sözcük ilişkilerini, imge örgüsünü çözerek  düşünsele, duyusala ulaşabilir.
 
 Bu anlamda karanfil, imge olarak şiirde çokça kullanılmıştır: 
 
 
Yarin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil
Ahmet Haşim
*
 
Kendin
Açar kendin kapardın geceyi.  O küf
O karanfil kokusu havada sendin
           Oktay Rıfat
*
 
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
M.C.Anday
*
 
Kırk karanfildi kırkı da beyaz
Arif Damar
*
 
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum 
                                                                              işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu? Bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele...
                                       Edip Cansever
*
 
Karanfil imgesi halk yazınında da kullanılmıştır: 
 
 
Karanfil oylum oylum
Geliyor selvi boylum
Türkü
*
 
Karanfil imgesini şiirimde ben de kullanmışım:
 
*
 
 
gündönümü
 
*
 
azalan ömrümüz
binek atlarla
çoğalır
 
 karanfil kokulu
gündönümü
kalır geride
 
yaşanası gençliği
bilmek kolay mı
 
*
 
dizeleri durdurulamayan zamanı /  zamansızlığı; yaşanan hüznü  duyumsatıyor mu!
 
“binek atlar, karanfil kokulu” imge! 
 
Karanfil, sanat gerçeğinin zamana direnme tutkusunu taşıyor. 
 
Şiirde doğru aramamak gerekir güzel, etkili olana bakılmalı. Çünkü, şiir imgelerle düşünme sanatıdır. Şiir dil sanatıdır.
 
Kelebek Ömrüm adlı şiirimde, 
 
“kelebek"  imgesi  neyi  anlatıyor?
*
 
serin suların akşam
koyun
telli duvaklı
 
yaşıyor gün
mavisinde boğaz
kelebek ömrüm
 
böyle kal
beyaz kanatlı delice     
*
 
Şiiir emekçisi, ozan, sanat adamı, “İstanbul Beyefendisi”
 
Sait Maden, 
 
Yeryüzü Şiiri, Şiir Tapınağı 
 
adlı başvuru yapıtlarında şiiri, 
 
“acemiliğin ustalığı” 
 
diye adlandırır. 
 
*
 
Nuray Gökaksamaz, 
 
Şiir Tasarımı ve Süreçleri 
 
adlı yapıtında 
 
“Şair, şiire bildiklerini unutarak girmelidir.”
 
 diyor. 
 
 
Bu türde emek verenler ustayım demekten kaçınırlar hep. Yine de dilimizde, dünya yazınında usta olanların varlığı şiiri öğrenmemizde bize yol gösteriyor.
 
 Böyle bir savı olmayan bir  örnek şiir:
 
 
aşk kapısı
 
*
duyulur ses
açılır yürek çağrıya
mırıldanır
gönül delisi söz
aşk kapısına
dur durak bilmeden
yürür soluksuz kız
kuşatılmışlığa
yol
gün
zaman doludizgin
 
türkay korkmaz
 
*
 
Yüzyüze  tanışmadığım bir dost bu şiiri şöyle değerlendirmiş 
 
blog.milliyet.com’da:
 
 “Gönül kapısından girenler, zümrüt ovaların güzelliği ve ihtişamıyla şaşkınlığa düşerler ilkinde. Aklın ve gözün değişen kimyasıyla bakışırlar aşkın dönen pervaneliğinde. Ne güzel şiir, sayın Korkmaz.Elinize sağlık.Selamlarımla.”
 
(Abbas Oğuz, 19 Ekim 2013)
 
 
Tüm bu örneklerden işlevsel  dönüştürücü şiirin  ozanın önüne geçtiğini, şiir ozanın olmaktan çıkıp okurun yeni yaratımlarına açık olduğunu görüyoruz, kavrıyoruz.
 
 
Bu dönüşüm yeni kavrayışlara yöneltir ozanı, okuru.
 
 
Salah Birsel,  
 
Şiirin İlkeleri 
 
adlı yapıtında  şiirde asıl olan dilin söyleyemediğidir gerçeğini vurgular. 
 
”Şiir,  yazdığımız sözcüklerle değil dışarıda bıraktıklarımızla  yazılır.” 
 
yargısı şiirin dille sınırlı kalamayacağı anlamındadır.  
 
Şimdi  şiir kimin ürünü ? Şiir öğretilebilir mi? 
 
Şiirin,  ozan - okur sürecinde dönüşüme uğradığını, her uğrakta yeniden yazıldığını görüyoruz.
 
“Şiir öğretilebilir değil, öğrenilebilir bir iştir.”*
 
Bilmem ne dersiniz ?
 
 
* (M.H.Doğan,Papirüs,Haziran1999,sayı 28)
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1051
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 682
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster