Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
320
 

Dili gecmis bir hikayedir yasam

Dili gecmis bir hikayedir yasam
 

RESİM:ALINTI""Neler neler yazılmıştır alın yazımıza ana rahmine düştüğümüz o gün."


Biz… İnsanlar… Neler neler barındırırız yüreklerimizde. Her birimizin dillendirmediği kuytularında bir yerlerde üstünü örterek unutmaya çalıştığı, sakladığı belki de her dem taze tuttuğu hikâyeleri vardır. Hani anlatsam roman olur cümlesini duyarız bazen yakınımızdakilerden. Öyledir muhtemelen. Anlatsalar ne öyküler, ne romanlar çıkar ortaya. Lakin yazılmamış öyküleri kimseler okumaz ki. Söz uçar yazı kalır misali şekillenir her şey. Yaşanmış koca bir hayatta kaç yüz bin hikâye saklıdır kim bilir?

Kaleme alınmış bu hikâyeler ki yaşamamız gerekir. İyi kötü, güzel çirkin, mutlu mutsuz, hasta sağlıklı. Neler neler yazılmıştır alın yazımıza ana rahmine düştüğümüz o gün. Yaşayacaklarımız bellidir. Hangi anne babanın çocuğu olacağımız mesela. Gözlerimizin, saçlarımızın, tenimizin rengi. Beden ve ruh sağlığımızın yerinde olup olmayacağı. Herhangi bir sakatlığımızın olup olmayacağı bir uzvumuzda. Hangi şehirde sürdüreceğimizi yaşantımızı. İlerleyen zamanımız içinde hayatımıza kimlerin gireceği ve çıkacağı. Hayatımızdaki köşe başları. Hangi okullarda okuyacağımız. Kiminle evleneceğimiz ya da evlenip evlenmeyeğimiz, çocuğumuzun olup olmayacağı, kız mı erkek mi olacağı. Hayatımızın hangi evrelerinde hangi mekânlarda bulunacağımız.Yaşamımızın ne zaman sona ereceği.

Bir amaç için geldik şüphesiz ki dünyaya. Hepimizin üstlendiği bir görev var. Kimimiz teknolojik bir buluşa imza atarken kimimiz yaratıcılık gücümüzü gözler önüne sererek birbirinden farklı eserler bırakacağız bizden sonraki nesillere belki de. Belki de bitkisel hayatta, makinelere bağlı olarak yaşama tutunmayı başaramayıp organlarımızla kaç kişiye birden hayat bağışlayacağız.

Dünyaya geldiğimizde her şey hazırdı bizim için. Öyle muhteşem bir manzara tablosunun içinde aldık ki yerlerimizi. Masmavi bir gök. Sıcaklığıyla gülümseyen güneş. Karbeyazı bulutlar. Günün aydınlığı. Gecenin laciverdi. Yıldızların parlaklığı. Dağlar, taşlar, dereler, ormanlar, okyanuslar. Çiçekler, hayvanlar, bitkiler, sebzeler, meyveler hep bizim içindi.

Bize verilen en önemli şey ise aklımızdı. Neler neler yapmadık ki aklımızı kullanarak. Evler, binalar, köprüler inşa ettik. Romanlar, öyküler, şiirler yazdık. Karakterlere can verdik beyaz perdede. Teknolojiyi hayatımızın ortasına oturttuk. Gün oldu hainliğe, ihanete çalıştı aklımız, gün oldu doğruluğa, dürüstlüğe.

Ozon tabakasını deldik. Koyunları kopyaladık. GDO’lu sebzeler yetiştirdik. Baz istasyonları kurduk. Daha neler neler… Bize sunulan güzellikleri elimizin tersi ile itip değiştirmeye çalıştık doğal olan ne varsa. Neydi derdimiz? Neslimizi yok etmek mi? Kansere ya da başka hastalıklara davetiye çıkarmak mı?

Tanrı’nın verdikleriyle yetinmeyip doğal güzelliği hiçe sayıp estetik oldu bazılarımız. Burunlarımızı düzelttirdik, botoks yaptırdık, silikon taktırdık, saçlarımızını boyattık.

Âşık olduk. Sevdik, sevildik, terk edildik, evlendik, boşandık.

Çocuk doğurduk, büyüttük.

Dünyaya gelmemiz belirlenmişti, geldik. Misafirdik bu fani dünyada. Yaşadık.

Ölüm bizi çağırınca da nereye gideceğimizi bilmediğimiz bir başka diyara doğru yolculuğa çıkacağız. Yolculuk güzel şey vesselam. Başka hikâyelere kucak açmak da öyle.

Peki, sizin hikâyeniz nedir? Siz neden bu dünyaya geldiğinizi düşünüyorsunuz yazdıklarımı okuduktan sonra?

11.12.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu dünyaya geliş amacımı bi türlü bulamadım. istiyorum yok:)) kaderimin kendisinin verdiği de yok:))) anlamadım gittim vallahi... elle tutulur hiç mi bir şey olmaz bu dünyada arkadaş ya!!!... geldik gidiyoruz işte, bu yokluğun içine eğer somut bir tarzda ekleyebilirsem hikayemi, romanımı hiç değilse onunla avunacağım. şimdi biraz teknik terimlerle başladık. umarım arkası gelir. sevgiler...

Ruksan İLDAN 
 11.12.2009 21:45
Cevap :
Hayaınıza girip çıkan insanları onlarla paylaştıkalrınızı düşünün. Sonra hayatınızın hangi döneminde kimlerle kesişti yolunuz. Neler yaptınız ve yapmak istedikelriniz neler. Mutlaka bir açık kapı bulacaksınız. Sevgilerimle.  14.12.2009 9:16
 

Sıkıtı çekmek için geldim diyorum. Nedenmi birkere ailenin ortanca çocuğu olarak arada sıkışıp kaldım. Evlilik çocuk derken birde baktım ki yaşam avcumdan kaçıp gitmiş. Ben bu yaştan sonra onu yakalamaya çalışıyorum. Ama o kadar hızlı geçiyor ki zaman yetişemiyorum ardından....

Güher 
 11.12.2009 18:59
Cevap :
Aslında hepimizin hayaı birbirine benziyor. Hayatımızın en güzel çağlarını, okumakla, çocuk büyütmekle, çalışmakla belki de ebebeynelrimizi mutlu etmeye uğraşmakla geçiriyoruz. Günümüzün büyük kısmı iş yerlerinde ki ben buralara yarı kapalı ceza evi diyorum geçirdiğimiz için tüm enerjimiz tükeniyor gün içinde ve yapmak istwedikelrimizi hep erteliyoruz emekliliğe. Emeklilikle birlikte yaşlanıyoruz da bu sefer hastalıklar gösteriyor kendini. Kısaca yapmak istediklerimiz hep var ama zaman yok.Zaman olsa para yok. Para olsa sağlık yok. Bir garip dünyada gözümüzü açtığımız günü nasıl en güzel şekilde geçirebilirzi biz ona bakmalıyız belki de .Sevgiler, selamlar Ankara'dan.  14.12.2009 9:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 747
Toplam yorum
: 1755
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 755
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster