Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '11

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
514
 

Dilim, Dilin, Dili

Dilim, Dilin, Dili
 

Nasıl olsa düzelmeyeceksiniz...

Yanlışlarınızı ve önerilerimizi bildirmemiz için verdiğiniz e-posta adresleri ile telefon numaraları işe yaramıyor. İlettiklerimizle sözüm ona ilgilenir gibi yapıp yanlışları düzeltmedikten sonra iletişim adresleri oluşturmanıza ne gerek var...

Turkcell'e yazılı olarak da sözlü olarak da bildirdim: "Kalan bakiye" denmez diye, yıllar sonra yalnızca "kalan" yazmaya başladılar.

Turkcell ile bankaların neden "detay" yerine "ayrıntı" sözcüğünü kullanmadıklarını yıllardır düşünürüm, içinden çıkamadım, boş durmadım; kendilerine de danıştım ama boş bir e-posta da alamadım.

Trafik polisi neden "Ticari, sağda bekleme yapma!" der, anlamıyorum; bunu demeye başladıklarından beri... Zaten soruma karşılık alamayacağımı biliyorum.

Metro sürücüsü, dün, yolculara "kızmış", şöyle diyor: "Sayın Yolcularımız! Lütfen kapı önlerinde 'bekleme yapmayınız'! Ortalara 'ilerleme yapınız'!" Bende uyanan duygunun adı da "kızgınlık". Yürüyen merdivenlerdeki "bekleme yapmak"lı uyarı yazılarını söküveresim geliyor.

Bilgisayarlar bile "Hoş geldiniz!" diye açılıyorken "Hoşgeldiniz" yazan paspasları ortadan kesiveresim geliyor.

Mustafa Hakkında neden "herşey" de, "her şey" değil?

Çünkü çatlamak işten değil!

Televizyonda "defalarca kez" diyen sunucuyu ne yapmalı?

"Değerli Misafirler, Kıymetli Konuklar ..." diye söze başlayan konuşmacı, ne dediğinin bilincinde mi?..

Sabahları "sahil kenarında" yürüyüşe çıkanları uyarmalı; yürüdükleri yol, yol değil.

Abecemizdeki sessizlere sessiz katan, seslileri yok eden züppeliklere "snob"luk da deniyor (hani, kendilerini bilirler); zaten lise, fakülte bitirmiş cahillerdir; yolları açık olsun, bir duvara çarpıncaya değin.

Bebek Patlaması kuşağının, X, Y, Z'lere öğretecekleri çokmuş; deneyimlerini, bildiklerini yazmaları gerekiyormuş ama son üç kuşağı oluşturan bireylerin yarısından fazlasının pek okuyası, dinleyesi yok. Benim de onları, olanları göresim, duyasım yok.

Yaptırım, kurumsaldır. Nasıl olsa benim dememle düzelmeyeceksiniz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biyolojik insandan kavramsal insana geçiş süreci düşünce sayesinde olur. Düşünmek aslında felsefenin kendisidir. Neden varım ve nereye gidiyorum sorularını sormaya başlayıp, akılcı sonuçlar üretme çabası ve bu sonuçları diğer insanlarla paylaşma eylemi ise dil ve felsefe ilişkisini özetler sanıyorum. Sizin gibi duyarlı, bilinçli ve paylaşımını bilgiyle zenginleştiren yazarları okumak cesaret verici bir mutluluk benim için. Dil ve iletişim ile ilgili duyarlığınızı paylaşıyor, aynı düşüncede olduğumuzu bildirmek istiyorum. Yalnız değilsiniz. Bu bilinçlendirme çabasının tüm toplumu aydınlatması konusunda umut ve dileklerimle, sevgi ve saygılar sunarım.

Güz Özlemi 
 11.11.2011 13:24
Cevap :
Değerli Yazarım, çok teşekkür ederim. Düşünmek ve toplumsal kurallar, insan olarak bizi diğer canlı varlıklardan ayırıyorsa, "doğa felsefesi"nin bugünkü adı "doğa bilimleri" ise dil ve felsefeyi önemsemek zorundayız. "Felsefe Bölümü" dersleri arasında fotoğraf da, mantık da, tarih de, sosyoloji de, güzel sanatlar da var, genel matematik de... Aynı düşünceyi bir daha bir daha dillendirmiş olacağım: "Adalet, eşitlik, uygarlık, üretkenlik, düşünen insanın erdemi ve insanca istekleridir; iletişime geçmek en temel gereksinim (ise) düşünebilmek (gerektirir) => konuşmak, yazmak (gerektirir) =>dil ve felsefe" ... Tüm umut ve dileklerinizle beslenen güzel katkınıza yeniden teşekkür eder, size güzel bir hafta sonu dilerim. Saygılarımla...  11.11.2011 14:45
 

İlgimi çeken blogları okuduğumda mutlaka yorumları ve cevapları da okurum. Sizde bir cevabınızda "Eğitim sisteminde dil ile felsefe dersleri" konusuna değinince ister istemez gülümsedim. Nedenine gelince insanın dilini iyi bir şekilde öğrenmesi gerektiğine bende inanırım ama imla hatalarını yaşamın temel sorunu haline getirmem. Ama iyi bir dil bilgisi eğitimi mutlaka gereklidir. Ancak felsefeye karşı ilgi duymama ve o kategoride yazmama rağmen felsefe derslerine yoğunluk vermek konusunda size pek katılamıyorum. Size garip gelecek ama ben "günümüz koşullarında" felsefenin ders olmasına ve ondan da önemlisi "edebiyat" ın ders olarak öğretilmesine tamamen karşıyım. Çünkü her iki durumda da öğrencinin zaten yarım olan aklı tamamen başından alınıp yok edilmektedir. Ben kendi adıma felsefe yerine "gerçeklik ve sebep-sonuç ilişkileri" adı altında yeni bir ders konusu oluşturulmasını arzu ederdim. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 11.11.2011 9:37
Cevap :
Dil sorunsalı bağlamında çok sözcükle konuşan insan, düşünen insandır. Salt ilkel gereksinimlerini değil, çevreyi düşünür, iletişim üzerine kafa yorar. Sanat dallarına bulaşmışlık vardır ya tümünün alt yapısını felsefe oluşturur. Fotoğraf üzerine konuşmak istiyorsanız, sinema filmi çözümlüyorsanız, oyun metni, film senaryosu yazıyorsanız, resimle, heykelle, seramikle, inşaatla uğraşıyorsanız hatta matematikçi bile olsanız felsefesiz olmaz. Akademik eleştiriyi, (dediğiniz gibi) gerçekçilik akımını, neden-sonuç ilişkilerini örnekleriyle incelemeyi öğretirseniz zaten felsefeden söz etmiş oluruz. E.Ü. Mühendislik Fak. Dekanı Prof. Dr. Beno Kuryel, bir mühendis olarak, felsefe söyleşileri yapar. Her ders yılı başında, öğrencilerine matematiğin bir icat mı, keşif mi olduğunu sorar. Öğrenciliğimizde yarım akıllı değildik, sınıfta beyin fırtınaları yaratırdık. Öğrenciler neden edebiyattan uzak kalsın, anlayamadım Mustafa Bey. Yazım yanlışları da anlam bozukluğuna neden olur. Esen kalın...  11.11.2011 12:51
 

Sevgili Nazan Hanım, ben sizin anladığınız anlamda "onları da anlamalıyız" dememiştim oysa… Ve yorumuma cevabınızın büyük bölümü benim düşüncelerimi yansıtmaktadır üstelik. Postmodernizmden ise, emin olunuz ki belki herkesten daha fazla nefret ederim. Daha farklı bir açıdan bakarak, tekrar bir okuyun isterseniz yorumumu; belki o zaman daha doğru anlaşılıp, soruna daha “gerçekçi” bakmak ve çözüm yolunun asıl nerede olduğu ve nerede tıkandığını keşfetmek başarılabilir... Tekrar sevgilerimle...

Filiz Alev 
 09.11.2011 22:27
Cevap :
Filiz Hanım, yeniden merhaba:) Düşünsel olarak kesinlikle birbirimizi anladık. Zaten sorun(l)a(ra) "gerçekçi" baktığım içindir ki MB'un "dil bilim" ile diğer ulamlarında, yaşanmışlara ve bilgiye dayanarak yazıyorum. Toplumca, her alanda hoşgörü sınırlarının çok üzerine kolayca çıkabiliyoruz; ölçümüz yok. Kibarca, insanca uyarılarım, benim yanlışım olarak geri döndü; önceki yazılarımda örnekleri var. Çevreyi de düşünsem, yaşlılara toplu taşımada yer verilmediğinden yakınsam, dile saygı gösterilmesini de istesem, yerel yönetimlerden uygarca yardım isteyip öneriler de getirsem ya öfkeli bir karşılık aldım ya da diğerlerinin sırtını okşayan ve "durumu idare eden" bir yaklaşıma tanık oldum. Dolayısıyla yorumunuza yanıtımda dile getirdiklerim, ortalıkta gördüklerimin fotoğrafıydı. Fotoğraf da gerçektir, biliyorsunuz. Elbette sizin başka çözüm önerileriniz vardır. Ben, çözüm önerimi yineliyorum: Eğitim sisteminde dil ile felsefe derslerinin yoğunluklu bulunması. Saygılar...  10.11.2011 22:32
 

Haklısınız, genel olarak dilin kulllanımı hepimiz tarafından yanlış olarak yapılyor. Dili hep beraber yok ediyoruz."Katli vaciptir" diyoruz. Tüm güzellikleri yok eden insan "dil"in kullanımı konusundada aynı hatayı yapıyor.saygılar...

hssensoz 
 08.11.2011 21:07
Cevap :
Dil, canlı bir organizmadır, saygı duymak gerek; o yüzden kıyamıyorum. Öğrencilere eğitim veren öğretmenlerin de dil bilgisinden kuşkuluyum. Şu sosyal medyada öğrencileriyle yazışan öğretmenlerin dile neler yaptıklarını görüyorum ayrıca. Dil, insanca gereksinimler için ilk araç değil mi... Çıkarılan düzensiz seslerle, başkaca ilkel göstergelerle anlaşabiliyor olsaydık uygarlığın süreci çoktan tamamlanırdı, "süreç" kavramı oluşmazdı da... Sanat ile teknolojiye hiç gerek kalmazdı. Bu hoyratlığa nasıl son verilebilir... İlginize çok teşekkür eder, iyi akşamlar dilerim.  09.11.2011 20:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2371
Kayıt tarihi
: 18.11.07
 
 

İzmir'den merhaba! İzmir'de, Göcek'te, Marmaris'te, Milas'ta, Söke'de, Bodrum'da sonra yine İzmir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster