Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
104
 

Dilim yüreğimde

Dilim yüreğimde
 

Çok bilmişlik taslamış gibi algılanmak istemiyorum işte bundan dolayı tedirgin başlıyorum satırlarıma.

Bize neler olduğunu sorguluyoruz hanidir, nedir bu üzerimizdeki ölü toprağı diyoruz. İyiler kim, kötüler kim derdindeyiz.

Ağzımız dolu doluyken çıkmıyor kelimeler tam tersine düğümleniyor hece hece, konuşamıyor yutkunuyoruz adeta. KORKUYOR MUYUZ?

Oysa bizler kimlerin torunlarıyız unutuyoruz ya da unutturuluyoruz.

Yıllar öncesinde Çanakkale'ye şehitlerimizin savaş verdiği o topraklara ziyarete gitmiştik.

Üç gündü elimizdeki zaman dilimi, bitermiydi ya da anlaşılabilir miydi üç günde ne mümkün. Şehitlikti ilk ziyaret güzergahımız.

Askerlik yaşında çocuklarınız olduğu zaman her bir milimetreye daha farklı basıyor ayaklarınız, her bir mezar taşına çok daha farklı bakıyorsunuz.

 Yüreğiniz  kanıyor, gözyaşlarını hiç sayıyorum onun yanında, hem gururlanıyor hem acı çekiyorsunuz attığınız her adımda.

Bu vatanın ne denli zor şartlarda kazanıldığını anlatıyor rehberlerimiz aralıksız konuşuyorlar. Ayağımın altında bir kahraman olduğunu düşünüp yere basamıyorum. Sanki yaralı bir askere dokunuyor gibi hissediyorum,gözlerim yine sırılsıklam.

Grup arkadaşlarımızla birbirimize bakıp utanıyoruz ipe sapa gelmeyen anlaşmazlıklarımız için, utanıyoruz her birimiz emin olun aynı derecede.

Devam ediyoruz bir ulusun zafer kazanmak için nasıl savaş verdiğini anlamaya. Tabyalar, namazlıklar, kazılan siperler o tepeden bu tepeye gidip geliyoruz ilk kez orada utanmıştım insanlığımdan bunca can kaybının verildiği bir yerde,bizler  geziyorken bu denli etkilenebilmek ruhunu bu ülke için teslim edenlerin yanı başında  mahcup kelimesi yetmez, evet, utandırmıştı insanlığımdan.

Gündüz dolaştığımız her bir alanın etkisinden bütün gece kurtulamamış uykuya dalmaya utanmıştık.

Gezinin son günü kaleydi güzergah, içine ayak bastığımızda bütün vücudumu baştan aşağıya saran o tarifini bir türlü yapamadığım duygunun esiri olmuştum esir olmayan topraklarda. Her katında başka bir anlatım, başka bir acı, başka bir gurur, ve zafer.

Biz o zamanlar nasılda inançlıymışız  yokluk kelimesi sadece yaşamsal gereksinimler için mevcutmuş. Yemek yokmuş, kılık kıyafet yokmuş mal mülk yokmuş, kısaca olsa da olur olmasa da olurlardaymış yokluk.

Bugün her birimizde fazlaca mevcut olan şeyler o günlerde yokmuş, o günlerde fazlaca mevcut olanda bugünlerde yok.

İnanç yok, cesaret yok,isteğimiz yok, üzerimizdeki ölü toprağını kaldıracak gücümüz yok.

İyiler ve kötüler derdimiz yalnızca, birlik beraberlik bilmiyorum ki niye yok.

İşte ben bugünde utanıyorum insanlığımdan değişimlerin sadece sanal bir zafere odaklanmasından utanıyorum. Ben Ahmet ten ben Mehmet ten daha üstünüm benim sözümün üstüne söz söylenemez yaptırımından utanıyorum.

Sanal zaferler gelip geçicidir, şaşasına kaptırmamak gerekir kendimizi. Asıl zaferler sınırlarımızı çizen değerlerindir genişleterek çizenlerin bize bir ulus olmayı öğretenlerindir. Bize bir ulus olduğumuzu unutturmaya çalışanların değil.

Kalkacak üzerimizdeki ölü toprağı ve biz iyilerle kötülerle değil, birlik ve beraberlik ile tutacağız sözümüzü.

Şehitlerimize borcumuz var kolay kazanılmadı bu topraklar unutmayalım sakın, unutturmak isteyenleri unutmayarak  ödeyelim onur borcumuzu. 

Gülden Işık, Sündüs Akkaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 146
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster