Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '08

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
2694
 

Dilimizde bir kılçık: "-n" ünsüzü

Bilindiği gibi Türkçemizde iki ünlü arasına giren ünsüzlere “kaynaştırma” ünsüzleri denir ve bu sesler “-n”, “-s”, “-ş” ve “-y” olmak üzere dört tanedir. “-N” ünsüzü üzerinde durmak istediğim bu çalışmanın bir bölümünde söz konusu ünsüz, “Arapaşından biraz daha alabilir miyim” örneğinde olduğu gibi kaynaştırma görevini üstlenmediği için terim kargaşasına yol açmaması bakımından, “kaynaştırma” sözcüğünü özellikle kullanmadığımı belirtmek isterim.

“-N” ünsüzünün kullanıldığı yerler:

1- “Bu”, “şu” ve “o” adılları bir ad durum eki alacağı zaman “-n” ünsüzü, adıl ile ek arasına girer. Örnek: “O+n+a bu+n+u ben söyleyeceğim.”

2- Ünlü ile biten bir sözcük, “-in” ilgi eki alacağı zaman sözcük ile ek arasına “-n” ünsüzü girer. Örnek: “Çanta+n+ın sapı elimde kaldı.”

3- Bir ad durum eki, iyelik eki almış bir sözcükten sonra gelecekse, bu sözcüğe önce “-n” ünsüzü, ardından da ad durum eki getirilir. Örnek: “Ali’nin terbiyesizliği+n+i babası+n+a siz söyleyiniz.”

“-N” ünsüzü, kullanıldığı birinci ve ikinci konumlarda dilimizde sorun yaratmazken üçüncüsünde ara sıra kılçık olup durmadan batıyor. Bazı yazarların, bazı televizyon sunucuların ya da yayına katılan konuşmacılarının bir bölümünün “-n” ünsüzünü yanlış kullandıklarına tanık oluyoruz.

Örneklemek gerekirse, sis nedeniyle tıkanan trafik için televizyon kanallarından birinde sunucu, “ Trafik, yoğun sis nedeniyle Kocaeli’nde tıkandı” bir başkasındaki ise “Trafik, yoğun sis nedeniyle Kocaeli’de tıkandı” diyor. Yine televizyon kanalının birçoğunda “ Sayın Kadıoğlu’ya soralım” ya da “Sayın Kurtoğlu’ndan alalım sorunun cevabını” ya da “ Bu şarkıyı bir de Bayrakoğlu’dan dinleyelim” türünden cümleleri sıkça duymaya başladık. Gazetelerden biri “ Beyoğlu’ndaki yangın kısa zamanda kontrol adlına alındı, ” diğeri ise “ Beyoğlu’daki yangın kısa zamanda kontrol adlına alındı” diye yazıyor. Bir gazete, “Hindistan'da danslarıyla tanınan Tanyeli'ye, 'Avare' filminin unutulmaz aktörü Raj Kapoor'un film şirketinden başrol önerildi” yazdı.

“Gece yarısı Taşucu’ya vardık”/ “Gece yarısı Taşucu’na vardık” cümlelerinden hangisi doğru? “Kızım, Kırklareli’ye atandı, ” mı diyeceğiz yoksa “Kızım, Kırklareli’ne atandı”mı? “Ben yasemini değil, hanımeliyi seviyorum, ”/ “Ben yasemini değil, hanımelini seviyorum” cümlelerinin hangisi doğru sayılacak?

Bu sorulara yanıt verebilmek ve dilimizdeki bu kılçığı ayıklamak için önce “Kuşadası” sözcüğünü inceleyelim. Kuş+ada+s+ı ad öbeğinde, kuş ve ada ad, “-s” kaynaştırma ünsüzü, “-ı” ise iyelik ekidir. İyelik eki alan sözcükten sonra “-n” ünsüzünün kullanıldığı sıkça görülüyor. Bu nedenle bence “Bu yaz Kuşadası’ya gittik” değil, “Bu yaz Kuşadası’na gittik” doğru olacaktır. Aynı şekilde Taş+uc+u da bir ad tamlamasıdır. Dolayısıyla “Gece yarısı Taşucu’na vardık” demek gerekiyor. “Ben, onun arabasına bir daha binmem”, “Yapımcı, filmin çekimleri için Osmaneli’ni tercih ediyor”, “Taşucu’nda çalınan araba, Kızkalesi’nde bulundu”, “Karagöz’ün heykeli Kırklareli’ne dikildi”, “Başucundaki kitabı aldı” gibi cümlelere bakıldığı zaman “-n” ünsüzünün iyelik eki almış sözcüklerden sonra geldiği görülmektedir.

Ayrıca günümüzde birçok kişinin soyadı, Köroğlu, Sarıoğlu, Kocaoğlu, Devecioğlu gibi “-oğlu” ile bitiyor. Soyadı olarak kullanılan bu sözcükler de yapısal bakımdan ad tamlamasıdır. Dolayısıyla “Çapanoğlu’ya” değil “Çapanoğlu’na”, “Kurtoğlu’dan” değil “Kurtoğlu’ndan” denilmesinin doğru olacağı kanaatini taşımaktayım.

Elimdeki sözlüklerden biri, “kahverengi” sözcüğü “-i” ad durum eki alacağı zaman “-y” ünsüzü ile kullanılır diyor, diğeriyse her ikisini de doğru kabul ediyor. Bu durumda “kahverengiyi sevmiyorum” mu yoksa “ Kahverengini sevmiyorum” mu diyeceğiz?

Ayrıca aşçıbaşı ile çarkçıbaşı arasında yapı bakımından nasıl bir ayrım var ki ad durum ekleri, birincisine “-n” ikincisine “–y” alarak eklenecek? Ustabaşı, elebaşı, çeşnicibaşı ve çeribaşı sözcüklerinden sonra “-n” yoksa “-y” mi kullanılacak? Bu sorunun yanıtı ise oldukça ilginç: Anılan dört sözcükten yalnızca “elebaşı”, “-y” ekiyle kullanılıyor. Bu arada onbaşı, yüzbaşı ve binbaşı sözcüklerinin de sadece “-y” ile kullanıldığını belirtelim. Dile gönül verenlerin bile zorlandığı bu konuda, dili yalnızca bir iletişim aracı olarak kullananlar ne yapsın?

Sonu “-eli” ile biten Yusufeli, Türkeli, Taşeli, Osmaneli, Kırklareli vb. yöreler için ad durum ekleri nasıl kullanılacak? Bir başka deyişle “Tunceli’deki çatışma” mı yoksa “Tunceli’ndeki çatışma” mı doğru sayılacak? “Kırklareli’ne” mi yoksa “Kırklareli’ye mi gideceğiz?

Gelecek kuşaklara tertemiz bir dil bayrağı teslim etmek istiyorsak, dilimizdeki bu kılçık ayıklanmalı, bu konu tam bir kurala bağlanmalı ve buna da hiç olmazsa Türkçe sevdalıları kesinlikle uymalıdır diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa hoca yine müthiş gözlemlerinden birini sergilemiş. Çok azımızın dikkat edebileceği bir hassasiyetle önemli bir dil sorunumuzu gayet net ifadelerle ortaya koyarken çok kibar bir hoca üslubuyla da çözümünü ortaya koymuş. Hem tebrim hemde teşekkür ederim. Mehmet Yıldırım

Mehmet Yıldırım 
 23.02.2008 7:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1697
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Emekli öğretim görevlisi, çevirmen, öykü yazarı, kültür ve düşün dergisi Gerçemek'in sahibi ve ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster