Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1151
 

Dilimizde özleştirme çalışmaları

Dilimizde özleştirme çalışmaları
 

Türk Dil Kurumunun, dilimizde öze dönme çalışması nedeniyle basına da yansıyan yabancı kökenli sözcükler yerine kullanılması gereken karşılıkları, belirten listeyi çok olumlu buluyorum. Bu konuda Milliyet Blog sayfalarında, Dil Eğitimi kategorisinde " Uydur uydur söyle" başlıklı bir yazı yazan Ahmet Seven'in bu konuda yazmış olduğu yazıyı da çok yadırgadığımı belirtmek isterim.

Ahmet Seven'in anlayışı, bir zamanlar "tayyare yerine "uçak" diyenlere karşı çıkışa benziyor. O zamanlar da, bazıları uydur uydur söyle demişlerdi.

Cumhuriyet döneminde yapılan dil çalışmalarına, Atatürk'ün bizzat katıldığını biliyoruz.

Atatürk'ün, özellikle geometri terimlerini Türkçeleştirerek, öğrenmeyi kolaylaştırdığı gibi, dilimize de büyük emeği geçmiştir.

Düşünün ki bir öğrenci, "eşkenar üçgen" yerine, " müselles-i mütesâviyul adla" demek zorundaydı. Hiç bir Türkçe köke dayanmayan bu terimleri öğrenmekte öğrencilerimiz güçlük çekiyorlardı.

Dildeki özleşmeye, Türkçeleşmeye tarih boyunca karşı çıkanlar olmuştur. Bu karşı çıkanlar, uydurma dedikleri sözcükleri kendileri de daha sonraları kullanmak zorunda kalmışlardır.

Basına da yansıyan çalışmalardan bir kaç örnek aşağıya çıkarılmıştır.

Terörist = yıldırıcı

İdealist = ülkücü

Afiş = ası

Ajanda = andaç

Aktivite = etkinlik

Aktüel = güncel

Amblem = belirtke

Ambulans = cankurtaran

Amortisman = yıpranma payı

Arşiv = belgelik

Atölye = işlik

İpotek = tutu

Aspiratör = emmeç

Asparagas = uydurma

......ve daha bir çok yabancı kökenli sözcüklere- terimlere- Türkçe karşılık bulunmuş. Bu bulunan karşılıkları, zaten çoğumuz kullanıyoruz. Güncel, etkinlik, ülkücü, cankurtaran, tutu, uydurma , işlik, yıpranma payı kullanılan sözcükler.

Eğer dilimizde özleşme, öze dönme olmasaydı, Türkçemizden eser kalmazdı. Osmanlı'nın konuştuğu dil Türkçe değildi. Osmanlıca sadece saray ve çevresinde resmi yazışmalarda kullanılan bir dildi. Arapça, Farsça, Türkçe karışımı çorba bir dildi. Tüm bunlara karşın halkımız kendi dili Türkçe'yi kullanıyordu. Yunus Emre, Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi...Biz bugün, Karacaoğlan'ı, Yunus Emre'yi anlıyoruz ama Fuzuli ve Nedim'i anlamıyoruz. Türkçe yazanlar yaşıyor.

Atatürkle başlayan dil devrimi sayesinde, Lisan-i Osmani'den Türkçe'ye geçebildik.

Cumhuriyet dönemi bir çok yazarımız da, dilimizdeki özleşmeye büyük katkıda bulunmuşlardır. Zamanla kitaplarında kullandıkları Türkçe sözcük oranları hızla artmıştır.

Kâmile İmer'in yaptığı bir çalışmada:

1931- 1965 yılları arasında yayımlanan, beş büyük gazetenin, Türkçe kullanım oranları yıllara göre şöyle:

1931 yılınd, % 35

1941 yılında, %48

1951 yılında, %51

1961 yılında, %56

1965 yılında, % 65

1965 yılından günümüze kadar bu oran hızla artarak % 80'lerin üzerine çıktı.

Sait Faik, 1936 yılında yazdığı, "Semaver" adlı kitabında kullandığı Türkçe sözcük oranı % 75 iken, daha sonra yazdığı, "Lüzumsuz Adam" kitabında bu oran % 82,5' a çıkmıştır.

1950 yılında, Demokratik Parti iktidarı döneminde bu özleşme çalışmalarına karşı çıkılmış. Hatta daha önceleri 1945 yılında, Türkçeleştirilen anayasa dili, tekrar geriye çevrilmiştir. Örneğin:

Toplanır: "Temerküz eder",

Eliyle: "Marifetiyle

Katılmak: "İltihak etmek" şekline çevrilmiş.

Zaman içinde bu geriye dönüş tutmamış, dilimiz kendi özüne doğru hızla yol almaya devam etmiştir.

Doğrusu da budur. Ulus olmanın gereği de budur. Dilini kaybeden uluslar, ulusallıklarını da kaybederler.

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın dediği gibi, "Türkçemiz, ses bayrağımızdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizde belli insanlar kendilerini kıyametin öncesi olarak görürler. Seçkincidirler. Babası kendi ve çocukları dünyanın en akıllı adamlarıdır. Onlar akıl verecek sen yapacaksın. Dilde de böyle . Anadolunun Öz Türkçe kelimeleri böylelerince köylüce görülmüştür. Ya Arapça ve Farsçayla yer değiştirmiş ya uydurmacayla. Ali Püsküllüoğlunun yetmişli yıllarda bir sözlüğü vardı. Ben de bunu halk işi zannederdim. Altyapısız ve uydurma bir sözlüktü. Azerilerin bazı kelimeleri tam Türkçe. Biz gülüyoruz onlara.

Ahmet Balcı 
 08.05.2008 13:29
Cevap :
Merhaba, Dil, çok önemli bir konu. Dil, aynı zamanda canlı bir varlık. Her dil de, yeni sözcükler türetilir. Türkçemize giren yabancı sözcüklerin karşılığını bulmak ise dilcilerin işi. Bu yapılan iş, dilimizin özleşmesi bakımından çok önemli. Bugün Fuzuli'yi okuduğunuz zaman, anlayamazsınız. Çünkü; Fuzuli Türkçe yazmamıştır. Aynı dönemlerde yaşaya, Karacaoğlan'ı ise rahatlıkla anlarsınız. Çünkü; Karacaoğlan, Türkçe söylemiştir. Her dilde türetme- üretme- vardır. Computer yerine "Bilgisayar" , tayyare yerine, "uçak" dendiği zaman da uydurma denilmişti. Şimdi uçaktan, uçaksavar'a geçtik. Siz, uydurma diyenlere inanmayınız, tüm çalışmalar, Türkçe köklere ve yapım eklerine uygun olarak yapılıyor. İpotek yerine halkımız zaten "tutu" sözcüğünü kullanıyor. Sevgilerimle esen kal.  09.05.2008 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1395
Toplam yorum
: 1902
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1028
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster