Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '07

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
82061
 

Dilin yozlaşması !

Dilin yozlaşması !
 

" Bir lisan bir insan " veya " Her dil bir Kültürdür "denilmiştir. Bize yabancı dil öğrenin, kendinizi geliştirin denilmiştir. Biz daha kendi dilimizi bile düzgün konuşup yazamıyor iken başka bir dili daha öğrendiğimizde, bilgilerimiz çakışır, bildiğimiz tüm doğrular karışır, ortaya abuk sabuk bir manzara çıkar " Ok mi canım" " Enough gayri " " Je'tiame Hayatım " " Off oldum ", bazende dil bilimcilerimiz ve edebiyatçılarımız geri kaldıkları için, toplum literatürüne yeni kelimeler anlamsız şekilde girer " Dosya update " " File indir ". Halen de adı konulmamış ve kullanılan yabancı terimler bulunmaktadır " Blog yaz " " Web' e gir " " botoks yap " " Chat odaları " ve zaman geçtikçe artık olacakları söylememe gerek yok sanırım, zaten hepimiz bu yüzden dilimizden bayağı uzak kalmaya başladık. Bilimcilerimiz eskiyi gündeme getirirken, birileri yeni teknoloji terimlerini kendi deyimleri ile Türkçe'ye çevirmiş ve toplum bu terimleri o halleriyle benimsemeye başlamıştır.

Ben her şeyden önce, bazı gerçekleri ve oluşumları, geçmişlerine bakılmaksızın kabul etmek gerektiğinin kanısındayım, ancak o zaman biz daha verimli, daha etkin olabiliriz. Bizim geçmiş hatalardan arınıp geleceği tartışmamız ve ona göre kendimizi geliştirmemiz şart ve bununla ilgili aşağıdaki yazımı yanlış yerlere çekmeden değerlendirmenizi istiyorum ;

Türkçe kökenli 15.000, 100.000 kelimeye çıkartılması hedeflenmektedir. İngilizce 700.000 kelime, arapça ise 5.000.000 kelime civarındadır, bunların dahi kökenleri bir çok geçmiş uygarlıklara aittir. Şimdi bu tabloya göre bilimcilerimiz Türkçe kelimeleri 600.000'e de çıkarabileceklerini iddia ediyor, peki çıkardıklarında bunu insanlara nasıl kabul ettirmeyi düşünüyorlar, bunu kabul ettirmeye çalışırken eğitimde yaratacakları kaosu ve toplumun düşeceği ikilemi düşünemiyorlarmı, bu toplum henüz var olan Türkçe'yi dahi düzgün konuşamazken bir de üstüne böylesi bir yük. Bunu yaptıktan sonra da sıra gramer ve kafiyeler de geldiğinde ne olacak!! Bunlar gerçekleşmesi mümkün olmayan iddialardır ki bunu yaptıklarını varsayalım, bizim yaşam biçimi, Cumhuriyet'e ve tarihimize bağlılığımızı daha mı pekişecek, daha mı bir Türk olacağız, bunda amaç ne !!

Biz Arap alfabe'sinden latince alfabe'ye geçtik, ancak dilimizde kullanılan ve yaklaşık % 70'i arapça, farsça ve fransızca kökenden oluşan kelimelere uygun türkçe terim bulmadık, bulamadık ve lugatımıza uygun bir telaffuz ile uyarladık, sıkıntı bunun neresinde. Bugün İspanyollar arapçadan 5000 den fazla, İngiliz ve fransızlar arapçadan 1000 den fazla kelimeyi literatürlerine almışlardır. Modern bilim ve teknolojiye ait dünya dillerindeki öz terimlere bakınız; çoğu ingilizce'den türetilmiştir, hiç kimse bunun tartışmasını yapıyormu ! bizden başka. Bu konu artık siyasi ve milli bir görüş olmaktan çıksın ve bilimcilerimiz var olan Türk dil oluşumuna sadık kalarak, yeni ufuklara açılsın, dilimizi geliştirsin, var olan yanlışlar "çarpmışsın, anlamışsın, oluyormuşta" konusunda (ben dahil) halkı bilinçlendirsin. Geçmişe dönük, bu kelimelerin kökeni yok arapça, yok farsça, yok fransızca diye bunu düzeltmeye çalışarak veya bunu sorun olarak gündeme getirip toplumu henagameye sokmasınlar, gelişmeleri takip edip, dilimizi dünya kritelerinden geri bırakmasınlar. Bazen herkes "X'i" tartışıyor, Türkçe'ye dahil edilirmi edilmezmi, yahu biz latince alfabesine geçmedik mi! bu harf bu alfabede varmı yok mu!! asıl bu harf işimize yararmı yaramazmı diye tartışılması gerekmezmi !

Dil bir ifade ve anlatım şeklidir, insanların birbirilerine düşüncelerini aktarma şeklidir, insanlar tarafından yaratıldı ve dünya işidir, Öbür dünya'da Türkçe veya ingilizce konuşulmayacağı kesindir ve dünya'da toplam 6000'e yakın dil vardır, şunu da ifade etmek istiyorum " Dil bir yargı değeri değildir". Bugün Türkçeyi bilmeyen veya eksik bilen, Türkiye için canını feda edecek Türkler var, Bugün Türkçeyi bilmeyip Türkiyemizi ve ATA'mızı bizden daha çok savunan yabancılar var ve asıl önemli olan budur. Benim gibi Türkiye ve Atatürk sevdalısı, Türkçe'ye meraklı nice insan var ama onlar hiç bir zaman dilin nereden ve nasıl geldiğine kafa yormuyorlar, çünkü nasıl oluştuğu önemli değil, önemli olan bizim düşüncelerimizi tam ifade ediyormu, doğru şekilde kullanılıyormu, dünyada adı konulmuş ne varsa hepsini kapsıyormu ve hepsinden önemlisi bana tarihimi hatırlatması ve çocuklarımıza verilen eğitimde anlatım düzeyi çocuklarımızın dünyadan haberdar ve bilimsel konulara vakıf olmalarını sağlıyormu! Türkçe'ye düzgün aktarılıyorsa, kelimeleri nereden aldığımız farketmez, ister çince olsun, ister hintçe veya başka herhangi bir dilden, bunun ne önemi var !

Ayrıca, ingilizce terimler kullanarak, reklam yapmak ve özellikle türistik yerlerde pano asmak yobazlaşmak değil'de dünya'ya hitap etmek şeklinde algılanması gerekmektedir, zira bunları Türkçe dilinde yaparsanız maalesef bizden başka kimse anlamaz ve bizim buna zaten ihtiyacımız yok. Yurt dışında da reklamları Türkçe yaparsanız onu Türkler'den başka kimse anlamaz ve asıl gayeden (Dünya'ya Türkiye'yi tanıtmak) sapmış oluruz. Ancak tüm bunların tamamıyla doğru bir şekilde yapılması gerek, örneğin ; piyasamızdaki ürün etiketlerinde bazı çelişkiler vardır " Baby şampuan " " Body kremi " "Duş peeling" vb., Bunların ya tamamıyla Türkçe veya tamamıyla ingilizce "bebek şampuanı" yada "Baby shamboo" olarak veyahutta her ikisi tam anlamlarında yazılmaları gerekmektedir. Bunların TDK tarafından takip ve sonuçlandırılması elzemdir.

Bilim adamları ve edebiyatçılarımızın, dilimizin yanlış kullanılması, dilimizde olmayan terimleri Türkçe'ye herhangi bir şekilde giren veya girecek kelimeler konusunda, daha objektif, daha hoşgörülü, daha ılımlı yaklaşarak, konunun kaynağına inerek, nedenini, ne şekilde kullanıldığını tespit edip ve "doğrularını bularak", daha anlayışlı bir şekilde topluma anlatıp, düzgün bir şekilde ifade ve tabir edilmesini sağlamaları, özellikle TDK'nın şu anda yaptığı modern teknolojilere ait yabancı terimlerin Türkçe'ye uygun karşıtlarının bulunması ve en kısa zamanda yayımlamaları, sürekli yeni gelişmeleri de takip edip Türkçe'ye uyarlamaları esastır.

Halk olarak'ta bizimde, bu kelime nereden geldi, niye Türkçesi yok gibi tartışmaları bir tarafa bırakıp, yanlış gördüğümüz bu ve diğer uygulamaları TDK'ya bildirip, kurumdaki bilim adamlarının görevlerine köstek değil, destek olmamız gerektiğine inanıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Jalapeno aslı bu kelimenin ispanyolca acı biber demek ingilizceyede girmis j=cey diye telefuz edilmesi gerekirken j=ha ispanyolca gibi telafuz ediliyor. Önceleri british aksanli ve ogrenimli ben icin cok mantiksiz gelmisti ama sonra bu kelimenin ispanyolca olusu ile aynen telafuz edilmesi gerektigini dusundum.Oysaki bizim turkcede yeni kelimeler girer toplum kabul ederse kabul gorur yoksa unutulur gider.Ama onemli olan yeni nesilin turkce duzgun turkce konusma ve yazmasindan utanmamasidir.Geneldeacaip bir turkce ile konusmak veya yazmak moda gibi.Size aynen katilir esenlikler dilerim.

Newyorker sade vatandas 
 27.11.2006 5:11
Cevap :
Bütün gelişmelere ve modernleşmeye açık, kendi tarih, inanç (ne olursa olsun), dilimize saygı duyduğumuz ve bu bayrak altında yaşayan bireylerin birbirlerini aşağılamaktan vazgeçtiği zaman biz adam oluruz. Teşekkür ederim.  27.11.2006 12:20
 

Doğurganlık ve üremekten kalmış dişi koyunlara yoz derler buralarda .Yine de sürünün içinde gidip gelir,yayılır,beslenirler.Aah Türkçemiz özellikle günlük,güncel konuşmalarda ,hele de genç insanlarınkinde ne doğurganlığını ,ne diriliğini,ne canlılılğını,ne şefkatliliğini,ne ana kucağının sıcaklığını duymak ,hissetmek mümkün.Türkçemiz de yabancı sözcük istilası tarladan temizlenmesi oldukça zor olan ayrık otu olmuş sanki.Tarlayı ayrık otu dili el sözü sarmış,çaresi uzunca yıllarda ,bilirim kaaaç kaç mevsim geçe ki ,hallola yozluk.

ÖMER TUNA 
 25.11.2006 16:07
Cevap :
Harfi harfine haklısınız ama bazen en iyilerimizde yanlış yapabilir, istemeyerek. Bu tür yanlışlıkları gördüğümüz yerde, hoş görüyle karışık kişisel tepkimizi göstermek, herşeyi devlet'ten beklememek lazım. Butün bu yozlaşmanın altında boşvermişlik vardır. İnsanlar artık umursamıyor çünkü geçinme, aç kalmama derdi sarmış onları. Asıl gerçeği bu noktada aramak lazım.  26.11.2006 5:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 223
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4810
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Sosyal adaletin varlığından şüphe eden, dünyanın birçok yerini gezmiş, varolmanın bizim seçimimiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster