Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
95
 

Diline hükmedebiliyorsan konuşacaksın!

AKP İktidarı; Soma Holdinge ait maden ocağının dar dehlizlerinde sıkıştı.

İlgili Bakan, lafazanlık yaparak durumu idare etmeye çalıştıkça, daha da battı kül çamurunun içerisine.

Tüm cümlelerinin içeriği, belirsiz tanımlamalarla kurgulanmış bakan; halkı, karanlık bir tasavvurun içine çekmek için itinayla döşedi cümleleri.

Bu ahvalde suçlular havanın kararmasını ister.

Çünkü karanlık birçok şeyin üzerini örter.

Ama tüm çabalar boşuna. Gün ışığı, gerçeği aydınlattı. Hükümet, sermaye, sendika (kapitalist sistemin şeytan üçgeni)  ilişkisi sergilendi.

Soma’daki maden ocağında gerçekleştirilen katliamının müsebbiplerinin yüzü aşikar.

Siyasi iktidarın, yasaları sermaye lehine düzenlemesi; (örneğin madenlerde yaşam odalarının yapılmasının zorunlu olmaması)  Sermayenin aşırı üretim/ sömürü düzeni kurması; sendikanın bu duruma onayı; kapitalist sistemin yoksullaştırdığı ve işsiz kalma korkusu ile koşullara boyun eğerek madene giren işçilerin katledilmesini getirdi.

Bu gerçekliğin üzerindeki karanlık örtü açılınca, korku suçluların aklını esir aldı.

Sendika patronlarının üzerini ölü toprağı kapladı.

Maden ocağının patronu konuşurken, yalanı deşifre oldu.

Diktatör; aczinden kaynaklanan öfkeyle, önüne çıkana saldırdı, küfretti, tokat attı.

Cumhurbaşkanı, desteğinin çürüdüğünü görmenin acziyle ağlamaklı sarıldı yurttaşa.

Bu bir suçüstü halidir.  

Öncesinde; birçok defa, AKP hükümeti, aynı duruma düşmesine karşın düzlüğe çıktı.

Bu “çıkış” Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsının krizi yönetebilme becerisiyle olmadı.

Her defasında, iktidar karşıtı güçlerin yaptığı hatalar; can suyu oldu AKP Hükümetine.

Bu durum ve koşullarda da,  yapılacak her hata; uçuruma düşen iktidara, tutunacağı ip atmak olacaktır.

Hata yaparak; Halkın büyük bir kısmının desteğini alan iktidarın, “aklanma” olanağının parçası olmamak; hayati önemdedir.

Televizyon programlarında sunucular, iktidar sahiplerine “gol pasları” verirler sorularıyla.

Normal zamanda bu geçerli bir yöntemdir.

Ancak iktidar sahiplerinin suçüstü yakalandığı durumda bu yöntem sökmez.

Bu dönemlerde iktidar sahiplerine, daha çok hasımları “gol pası” verirler.

İktidar sahipleri için bu “dışarıdan “ destek, kurtarıcı olduğu için oldukça makbuldür. 

Soma katliamı sonrası; bir televizyon programında AKP karşıtı bir politikacının; Hükümete veryansın ettikten sonra, bir AKP yandaşından küfürlü ileti gelince, küplere binerek, adama küfretmesi gol pasıdır.

Somut olmayan haberlerin ve aslı astarı belirsiz söylentilerin yaygınlaştırılması; Bazı Politikacıların, yazarların, rastgele, aklına eseni dillendirmesi; Lafın sonu nereye çıkar diye düşünmeden esip gürlemesi; gol pasıdır.

Provokasyonu önleyecek gücü olmayan örgütlerin “gücünden büyük” meydan okumayla alana çıkması; “gol pasıdır”

İşte bu türden paslar, AKP iktidarına atılan can simididir.

Bu nedenle;

Şimdi, kararlı, sorgulayıcı ama metin olma zamanıdır.

Bilimsel verilere dayalı somut durumun açıklanması için;  gerçek anlamda bilim adamlarının konuşmasına olanak ve fırsat verme zamanıdır.

Somut verilere dayanmayan öngörüler üretme tuzağından uzak durma; Somut verilerle kanıtlanmayan bilgileri yaymama zamanıdır.

Küfre karşı küfürle yanıt vermeme

Tokat atacak kadar “akıl denetimini” kaybetmiş diktatöre karşı “deli edercesine” sakin olma zamanıdır.

Kuşkusuz, Tüm araç ve olanakları kullanarak, iktidarı protesto etme zamanıdır.

Ama diktatörlüklerin, ancak kitlesel eylemlerle yıkılabileceğini bir an olsun unutmadan;

Halkın birbirine kenetlenmesine ve birlikte mücadele etmesine sekte vuracak her türden maceracı eylemden, cesaret ve metanetle uzak durma zamanıdır.

Siyasi İktidarın, “suçu başkasına yıkma” arzusuna can verecek her türden provokasyonu organize edebileceği gerçeğinden hareketle, provokasyona çanak tutan unsur olmamak için dikkatli davranmak zamanıdır. 

Duygusallığın dışavurumu olan öfkenin esiri olmamak zamanıdır.

Örgütlü provokatörlere sözüm yok!

Ama özellikle bu dönemlerde, öznel çıkışsızlık duygusunu tatmin etmek için keskin “çıkışlarla” ortalığa düşen birey ve “iş yapıyor görünmek için” eylem yapan “örgüt” çok daha fazlalaşır.

Bu eylemleri gerçekleştirenler, aptallıklarından bunu yapmıyorlarsa;

Ya bilinçlerini kaybedecek denli sarhoşturlar;

Ya da AKP iktidarının “örtülü” yandaşıdırlar.

Ya yoksa kimse hasmına “iyilik” yapmaz.

AKP iktidarının, bu türden salvoları, karşı saldırıda kullanarak kendisini akladığı deneyimle sabittir.

Bugün de, AKP iktidarının, karşıt güçlerin hatasına sığınmaktan başka kurtuluş yolu yok.

Birileri, AKP’nin değirmenine su taşıyan eylemleri cahilliğinden yapıyorsa, durumunu kavrayıp önlemini almalıdır. Öfkesine hükmedip “yenileceği kesin olduğu bir savaş” davetini reddetme güç ve becerisini göstermelidir.

Söze aklıyla hükmedemiyorsa, susmalıdır.

Keskin laf, eleştiri değildir

Çünkü, iktidar olmak demek; bilimsel olmayan her eleştiriyi ve eylemi kendi lehine çevirebilecek olanağa ve tecrübeye sahip olmak demektir.

İktidar karşıtı gücün zaafı; iktidar sahiplerinin gücüne güç katar.

Diline hükmedebiliyorsan konuşacaksın!

Yoksa iktidar yelkenine rüzgar olur üfürüğün. 

SİZ ve ben bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 382
Kayıt tarihi
: 17.06.08
 
 

Üniversite mezunuyum, mimarım. Şiir ve felsefe politika ilgi alanım ve yazıyorum. Resim yapıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster