Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
3821
 

Dimitri Kantemir kimdir?

Dimitri Kantemir kimdir?
 

FATİH SULTAN MEHMET(29 Mart 1432-03 Mayıs 1481)


Ben tarihçi değilim. Fakat ilköğretimde öğrendiğim Kara Osman Bey ile başlayan OSMANLI DEVLETİ tutkum giderek beni tarihin karanlık alanlarına doğru çekti.

Ezberci eğitim yanında kulaktan dolma bilgiler ile ne kadar yanlış yönlendirilmiş olduğumu da öğrendim zaman içinde. Bunu ne zaman anladım? O yıllarda toplum bilim için arkeoloji yanında tarih ilminin de gerekliliğini öğrenmeye başlamış; bazı durumları yeni yeni eleştirmeye doğru yönelmiştim ben de.

Hacettepe'de okurken Türkiye Tarihi dersini veren Rahmetli Hocam Prof. Dr. Nejat GÖYÜNÇ(1925-2001) o zamanlar güler yüzlü, konuşkan, hoşgörülü, bilgili, gözlüklü kırkbeşini az da olsa aşmış bir Tarih Doçenti idi. Ne oldu ise ikinci derste oldu: Benzer konuların sık sık tekrarlanmasının artık bıkkınlık getirdiğini söylediğim için tatlı bir tartışmamız olmuştu.

Ben insanların özellikle Anadolu'da bir zamanlar nasıl yaşadıklarını, ne yiyip ne içtiklerini, neler üretebildiklerini, var olan toplulukların ne olduğunu öğrenmek istiyordum: Önce dersi bitirelim. Çıkınca görüşelim bunları, dedi. Dışarıda üç beş arkadaşla birlikte O'nun yanında yürürken: Çok okuyacaksın. Osmanlıca da öğrenmelisin, demişti bana usulca. ''Bu kadar meraklı olduğuna göre benim bir kaç dersime gel. Osmanlıca okuma derslerine de katılırsın istersen'' demişti.

Rahmetli Prof. Dr. GÖYÜNÇ tarih ilgimin giderek artması yanında Osmanlıca ile bilinçli olarak tanışmamı da sağlamıştı. Ne zaman eski yıllara, eski dönemlere ilişkin bir konu açılsa hep O'nu anarım içimden. Hacettepe Üniversitesi'ndeki Tarih Bölümü bana göre Prof. Dr. Ercüment KURAN kadar O'nun da eseridir.

Tarihimizin hamaset dolu yönleri yanında sanat, kültür ve edebiyat yönleri ile de bilinmesi gerektiğini O'dan öğrenmiştim. Mesleğim gereğince gezdiğim ülkelerdeki yaşayış biçimleri yanında tarih bilinci konularını da incelemeye çalıştım kendimce. Bu amaçla kütüphaneler, müzeler, saraylar uğrak yerlerim oldu yıllarca.

İşte bu çerçevede TRT Kurumu tarafından geçtiğimiz Kasım ayından bu yana yayınlanmakta olan HİÇBİR ŞEY BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL adlı dizi; tarihi öğrenmem konusunda benim için yeni bir açılım olmuştur. Bu dizi nedeni ile tanışmış olduğum Doç. Dr. Bülent ARI ile Yrd. Doç. Dr. Selim ASLANTAŞ ve Yrd. Doç. Dr. Teyfur ERDOĞDU tarih yolculuğumdaki bir kaç dili okuyup yazabilen, araştırmacı genç tarihçilerimizdir. Çalışmalarımız sırasında onların nasıl kılı kırk yardıklarını anlıyor, olaylara yaklaşımlarındaki bütüncüllüğü, insan ve tarih sevgisini görüyorum.

Kamuoyunca ilgi ile seyredilen dizinin ortaya koyduğu bilgiler bakımından tutarlılığı, bazı konuların ise ilk olarak sunulmakta oluşu doğru yolda olunduğunun bir göstergesi olsa gerek. Eylül ayında başlayan bu çabalarımızın bir ürünü olarak bu Cumartesi günü TRT2'de Boğdan Voyvodası Konstantin KANTEMİR'in oğlu Dimitri KANTEMİR çevresinde gelişen olaylardan hareketle bugün Türkiye Cumhuriyeti ile Romanya arasındaki ilişkiler irdelenecek.

Yaşayan en büyük tarihçimiz olarak kabul gören Saygıdeğer Prof. Dr. Halil İNALCIK'a göre ''Romanya hümanizminin ve fikrî dirilişinin babası olan'' Beyzade Dimitri Kantemir '' zamanının Doğu ve Batı kültürlerini harikulade bir şekilde kavramış ve onları ustaca ifade etmiş nadir yetişen dehalardan birisiydi''.

Yine Prof. Dr. Halil İNALCIK'ın anlatımı ile: ''Osmanlı sarayında Doğu kültürünün en rafine temsilcileriyle yakından temasa geçmiş olan Beyzade Kantemir, Doğu ve Batı kültürlerinin buluşmasında başat bir rol oynamıştır. Kantemir, daha 15 yaşındayken, 1688'de İstanbul'a gelmiş ve ömrünün 22 yılını bu Osmanlı payitahtında temsil edildiği haliyle hem Doğu'nun, hem de Batı'nın fikir hayatına gark olarak geçirmiştir. Fethiye'deki sarayında (Ulah Sarayı) her iki kültürün en nefis fikir ve sanat ürünleri bir Osmanlı ihtişam dekoru içerisinde telif edilmiş, dahası, Kantemir'in Ortaköy'deki evinde bestelediği Türk mûsıkîsi [parçaları], Boğaziçi'nin sularında yankılanmıştı. Edirneli Ahmed Çelebi'nin tilmizi olan Kantemir, ilk kez Osmanlı mûsıkîsini notaya geçirmiş, bu suretle Türk mûsıkîsi tarihinde tartışılmaz bir yer edinmeyi garantilemiştir. Kısacası Dimitri Kantemir, Osmanlı başkentindeki yeni kültürel yönelişe istikamet verenlerden biridir ama aynı zamanda İstanbul'un kültür ve fikir hayatının da bir ürünüdür.''

İşte 3 Ocak 2009 Cumartesi günü akşamı HİÇBİR ŞEY BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL dizisinin 10. Bölümünde Dimitri KANTEMİR'in hayatı ve eserlerinden hareketle Osmanlı Devleti ile Eflak ve Boğdan (bugünkü ROMANYA) Prenslikleri ilişkileri Doç Dr. Bülent ARI ile Romanya'lı Prof. Dr. Mihai MAXIM'in sohbetleri ile değerlendirilecektir.

Bu bakımdan dizinin bu bölümünde sırası ile aşağıdaki konulara değinilerek şimdiye kadar bilmediğimiz bazı konuların gündeme gelmesi sağlanmış olacaktır:
1. Osmanlı Devleti ile Romen ilşikileri ne zaman başlamıştır?
2. Osmanlılar Eflâk-Boğdan Prensliklerini nasıl yönettiler?
3. Osmanlı hoşgörüsü Eflâk-Boğdan'da nasıl uygulanmıştır?
4. Eflâk-Boğdan Osmanlılar bakımından neden önemli idi?
5. Karlofça Andlaşması(26 Ocak 1699)'ndan sonra Osmanlılar için Eflâk-Boğdan'ın önemi neden artmıştır?
6. Avrupa devletleri ordularına karşı Osmanlı Ordusu'nun üstünlüğü hangi nedenlere dayanıyordu?
7. Dimitri KANTEMİR kimdir?
8. Tarihçi Hammer'in Dimitri KANTEMİR eleştirisi neden tutarlı değildir?
9. Türkiye ile Romanya arasındaki ilişkiler geçen yüzyılda olduğu kadar neden bugün bile önemlidir? 10. Montrö Antlaşması'nda Romanya'nın ortaya koyduğu olumlu tavır hangi nedenler dayanmaktadır?


Dizimizin bu bölmünde hayatı ve eserleri yönlerinden gerçekten önemli olan Dimitri KANTEMİR için Prof. Dr. Halil İNALCIK aşağıdaki tespitlerde bulunur: ''Kantemir sonuç olarak, tarihî ve felsefî köklerine dair hatırı sayılır bir anlayış sahibi olduğu Avrupa kültürünün hayranı olduğu kadar Osmanlı kültür hayatının da muhteşem bir mütehassısıydı. 1710'da kendi memleketi Boğdan'da (Moldova) voyvoda olunca -ki babası Konstantin Kantemir'in yerine tahta çıkmıştır-, beyliğini Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlaştırmanın rüyalarını görmüştür. Bu rüyayı gerçekleştirmek ve Osmanlılara karşı bir Rus zaferine ön ayak olmak amacıyla Çar Büyük Petro ile Osmanlılara karşı gizli bir anlaşma yaptı. Ne var ki, Petro'nun [Prut savaşında] Osmanlılara yenilmesiyle planları geri tepti. Prut Antlaşması'nı (1711) müteakip Petro'nun danışmanı olarak Rusya'ya yerleşti ve fikrî çabalarını, Osmanlı İmparatorluğu'nda edinmiş olduğu bilgi ve fikirlerin sistematik bir şekilde kaleme alınmasına yöneltti.'' (The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire: Essays on Economy and Society, Bloomington, 1993, s. 412-414 Çev. Mustafa ARMAĞAN).

Dizinin Sunucusu: Doç Dr. Bülent ARI
Dizinin Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Selim ASLANTAŞ Hacettepe Üniversitesi
Dizinin Yapımcısı: Osman SUBAŞI

Dizinin Yönetmeni: Ömer F. YILMAZ
Dizinin Yön. Yrd.: Tuğçe BİGEÇ
Dizinin Kurgucusu: Ayşegül YILMAZ

3 Ocak 2009 Cumartesi akşamı 20:00-20:45 arasında TRT2'de Hiçbir Şey Bildiğiniz Gibi Değil dizisinde buluşmak ümidi ile esen kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biraz geç okumusum kaçırmışım 3 ocagı...Ama verdiğini bilgiler ve tarih sevgisi kalbinizinde taşmış gibi görünüyor... Tarihi bilmek bir çok şeyi beraberinde getiriyor! Edebiyat,Sanat,Bilim... Osmanlıcaysa... Bırakın İngilizceyi ögrenmek istedigim tek dil... Teşekkürler,sevgiyle!

Serçe! 
 04.01.2009 21:42
Cevap :
Sayın Serçe bence güzel istekler peşindesiniz... Her şey gönlünüzce olsun... Bazen tarihsiz olmuyor. Özellikle insanoğlunun nerden gelip nereye doğru gittiğini anlamak ve onu yöneten kişilerin özelliklerini bilmek de gerekiyor. İlginiz için teşekkürler...  23.05.2013 19:04
 

Bu dizi blogları yazmanız blogda yazılanlardan daha çok işe yarıyor. Aynı zamanda TRT2 deki tarih programının bir hatırlatıcısı oluyor. Teşekkürler.

Muharrem Soyek 
 02.01.2009 18:37
Cevap :
Bence de öyle Muharrem Bey. Bazen nakil yapmak da gerekli. Özellikle bu sohbet dizisinde cevapları aranılan sorular sanırım ilgilenenleri tarih konusunda yeni araştırmalara yönlendirecektir. Böylece kendilerine tapınılmasını isteyen cüce siyasetçiler ile kimi canlı yayın güvercinlerinin o iğrenç bencil propagandalarından kurtularak daha gerçek bilgilere ve belgelere doğru yelken açacaklardır... Basın yayın araçlarının bir görevi de bu olmalı iken bizde bir türlü gerçekleştirilmiyor. Çünkü siyaset de sermaye de böyle istiyor...   23.05.2013 19:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster