Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
675
 

Din bekçiliği kimin görevidir?

Din bekçiliği kimin görevidir?
 

İnsanlar sadece insanlara karşı işledikleri suçlar için cezalandırılabilirler. İnanç ve ibadet ise Allah ile kulu arasındaki bir olaydır. Onun için hiç kimse kimsenin dininin ya da ibadetinin bekçisi değildir. Hatta Peygamber bile!

<ı>

<ı>“Gerçek şu ki size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına(..). Ben sizin üzerinize bekçi değilim.”(En’am, 55/6, 104)

<ı>“Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka şey değildir<ı>.”( Şura, 62/42, 48)

Allah isteseydi insanları “doğru ve güzelde birleştirir”, melekler gibi sadece iyi olarak yaratırdı. Ancak insanlara seçenek vermiş, sonuç için kendi seçimleriyle sorumlu tutmuştur. Cennette de cehennemde de herkese yetecek kadar yer vardır. Allah sadece aklını işletenleri, inanmak isteyenleri doğruya iletir. Anlamalarını ve öğrenmelerini kolaylaştırır. İnanmak istemeyenlere, o duyguyu ve anlama yeteneğini zorla vermez.

<ı>

<ı>“Bizi mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.”(İsra, 50/17, 59)

<ı>“Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. .”(Bakara, 92/2, 256)

<ı>“Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma. Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir.”(En’am, 55/6, 35-36)

<ı>“Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde körü körüne bocalamaya bırakırız.”(Yunus, 51/10, 11)

<ı>“Sen onların üstüne bir zorba değilsin. O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur’an’la öğüt ver”(Kaf, 34/50, 45)

<ı>“Onların söylediklerine sabret. Ve güzelce ayrıl onlardan. Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak. “ (Müzzemmil 3/73, 10-11)

<ı>“Allah dileseydi şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.”(En’am, 55/6, 107)

<ı>“Seni yalanladılarsa şöyle söyle:’Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.”(Yunus, 51/10, 41)

<ı>“Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.”(Yunus, 51/10, 99-100)

<ı>Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar.<ı> Ben sizin üzerinize vekil değilim.”(Yunus, 51/10, 108)

Kimin imandan ne zaman nasipleneceğinin veya imandan sonra küfre sapacağının ve kimden hangi günahların affedileceğinin bilgisi de Allah’a aittir. Cehennem melekleri zebaniler bile, insanların, Allah istediği kadarını affettikten sonra, arta kalan günahlarını cezalandırmakla görevli olarak tasvir edilmişlerdir. Hiç kimsenin kimseyi inancından dolayı yargılama ve cezalandırma hakkı yoktur.

<ı>

<ı>“Gerçek şu ki, sen istediğin kişiyi doğru yola iletemezsin. Ama Allah, dilediğine kılavuzluk eder. Hidayete erecekleri O daha iyi bilir”(Kasas, 49/28, 56)

<ı>

Allah, Rahman sıfatı ile dünya nimetlerini inanan- inanmayan ayrımı yapmaksızın tüm kullarına sunandır. Ancak, pek çok kişinin Allah’ın Rahman sıfatını yeterince kavramamış oldukları anlaşılmaktadır.

Dünyada cenneti tanımlamakta kullanılabilecek iyiye ve güzele varmanın, ödülün örnekleri daha çok olduğu gibi, cehennemi anlatabilecek örnekler de, yani her şeyin zıddı da vardır. Dinde, ideal inancın ve günahsızlığın sembolü olan melekler vardır.

Çirkin olarak belirlenmiş olanları güzel görmek veya ideal kabul etmek ise “şeytana uymak” olarak tanımlanmıştır. Öte yandan şeytan insanın öldürerek, döverek, hapsederek cezalandırabileceği bir canlı değildir. İnsanın iradesini kullanarak, güzelliği belirlenmiş olanlara ulaşmaya çalışarak uzak kalabileceği kötülüklerin simgesidir. Allah inancında ve bağlılığında samimi olanlar, gerçekten iyi şeyler yapmak isteyenler için, insanlara musallat olan ve onları doğru yollarından saptıran kötülükler ve şeytanlar yoktur. Kur’an’da insanların bedenine girebilen ve çıkarılması gereken cinler gibi bir şeyden de söz edilmez. Bu yüzden, Allah’ın bu dünyadan nasiplenmelerinde eksiltme yapmadığı inançsız insanları düşman veya şeytan ilan ederek cezalandırmanın, yaşamlarını cehenneme çevirmenin haklı bir gerekçesi yoktur.

<ı>

<ı>“Her kim iğreti hayatı ve onun süsünü isterse böylelerinin yapıp ettiklerinin karşılığını kendilerine bu hayatta tam olarak veririz. Onlar Dünyada hiç bir eksiltmeye uğratılmazlar. Öyleleridir ki bunlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiç bir şey yoktur. Sanayi olarak ürettikleri, orada işe yaramaz olmuştur. Yapıp ettikleri de batıl hale gelmiştir.”(Hud, 52/11, 15-16)

<ı>

Herkes kendi inancından sorumludur. Hiç kimse, en yakınları da olsa, bir başkasının günahından sorumlu değildir. Neye ve kime taparsa tapsın, hiç kimsenin hiç kimseyi inancından dolayı aşağılama, kutsal kabul ettiği şeylere sövme veya onu cezalandırma hakkı yoktur.

<ı>

<ı>“Allah’ın berisinden birilerine niyazda bulunanlara/Allah dışında birileri için çağrı yapanlara/onların Allah dışında yakardıklarına sövmeyin! Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah’a söverler. Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik. Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir. O, onlara yapmakta olduklarını haber verecektir”( En’am, 55/6, 108-109)

<ı>“Hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü taşımaz.” (En’am, 55/6, 164)

Allah ile ve ayetleriyle alay edilse bile yapılması gereken konu değişinceye kadar o kişilerle birlikte olmamaktır. İnsanların Allah’a zarar vermesi gibi bir şey söz konusu değildir.

<ı>“Küfür içinde koşuşanlar sana üzüntü vermesin. Şu bir gerçek ki, onlar Allah’a hiç bir şekilde zarar veremezler.”(Ali İmran, 94/3, 176)

<ı>“ Allah, Kitap’ta size şunu da indirmiştir: Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini, bu ayetlerle alay edildiğini işittiğinizde, bir başka lakırdıya dalıp gittikleri zamana kadar, o münafıkların yanında oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi <ı>sayılırsınız.”(Nisa, 98/4, 140-141)

Kişinin kendisi doğru yolu izlediği, Allah’a ve Peygamber’ine açıkça karşı tavır alanların fikirlerini paylaşmadığı sürece, kimse onun inancına zarar veremez. Bu konuda Kur’an’da da örnekler vardır: Firavun kendisini tanrı ilan etmişken, karısı Hz. Musa’nın yolundan giden bir mümindir. Bir peygamber eşi olmasına rağmen, Hz. Lut’un karısı putperesttir. Nuh peygamberin oğlu inançsızdır.

<ı>

<ı>“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz, doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez.<ı>”(Maide, 110/5, 105)

Peygamber eşlerinin ve çocuklarının, akrabalarının bile inançsız olabilmeleri, insanlar kendi kafalarını çalıştırmadıkları ve kendileri istemedikleri sürece hiç kimsenin, hiç bir kurtarıcının onları kurtaramayacağını göstermesi bakımından da bir örnek ve uyarıcıdır. Gerçekte her benlik kendi kendinin kurtarıcısıdır. İnsanlar bir diğerine sadece örnek olabilirler ve öğüt verebilirler. Ötesi kişinin özgür seçimidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 110
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4356
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster