Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
456
 

Din kültürü mü? Put kültürü mü?

Din kültürü mü? Put kültürü mü?
 

Osmanlı’nın çöküşünün pek çok farklı sebebi olduğunu az çok tarih bilgisi olan herkes bilir. Ama işin garibi herkes kendi ideolojik yaklaşımına göre bu sebeplerden bazılarını ön plana çıkarır. Kimine göre çöküşün en önemli sebebi, hanım sultanların iktidara müdahil olmasıydı. Kimilerine göre iktidar ve reayanın ilk dönemlerdeki gaza, fütüvvet anlayışını terk ederek zevk ve sefa düşkünlüğüne kapılmasıydı. En komik yaklaşım ise Osmanlı’nın dinden, maneviyattan uzaklaşmasını yıkılmanın temel sebebi olarak görmektir. Peki tarihin tozlu sayfalarındaki bu devleti hala büyük bir övünç kaynağı olarak yad edenler  neden çöküşteki en önemli sebep olan bilimsel eğitimden uzaklaşma faktörünü ısrarla görmezden geliyorlar? Neden hala tarihi bir araştırma yapma gereği dahi hissetmeden öğrendikleri üç beş bilgiyle, hatta tv ekranlarındaki birkaç filmden öğrendikleri kadarıyla tarihi yorumlama gibi bir gaflet içerisine giriyorlar?

Milliyetçi-dindar kesimin cehaleti konusunda zaten söylenecek  pek bir şey yok. Onlar manevi duyguları kabartan mazide kalmış bazıları yalanlarla bezenmiş gereksiz efsanelerle övüne dursunlar. Ama ülkeyi yönetenlerin de aynı gaflet içerisinde olması, batının Rönesans’tan beri süregelen hızlı ilerleyişi karşısında Türkiye’nin hala ısrarla yerinde saymak için çabaladığının adeta gelişmemek için direttiğinin bir kanıtıdır.

Eğitimden bahsediyorum. Bir toplumun ilerlemesinin en temel faktörü, olmazsa olmazı eğitimden. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet sonrası devrimlerinde gençliğe verdiği ödevlerden en önemlisi olan okumak, bilimle ilerlemekten bahsediyorum. Ama hangi bilim? İşte asıl sorun budur.

13 yıllık iktidarın eğitim sisteminde açtığı onarılmaz yaralar, eleştirilmek yerine maalesef Türkiye’nin büyük çoğunluğu için dinsizlikten kurtuluş, imana yöneliş olarak algılanıyor. Eğitim Osmanlı’nın son üç yüz yılında yaptığı gibi tamamen dinselleştiriliyor. Mustafa Kemal’in 15 yılda getirdiği tüm kazanımlar, ondan sonraki 60 yıllık süreçte ara ara sekteye uğramasına ve bazı şahısların tahribatlarına rağmen varlığını iyi kötü devam ettirmişken, son 13 yıllık süreçte hepsi birer birer kaybedildi. Pozitif bilimler önemsizleştirilerek, zaten mecburi olan din dersi yetmiyormuş gibi din temelli bir çok seçmeli ders getirildi. 4+4+4 sistemiyle güya eğitimde reform yapılıyormuş bahanesiyle pek çok orta okul imam hatipe çevrildi. Peki bu dinselleştirmeyle, ısrarla dindar nesil yetiştirme gayretiyle Türkiye nereye varacak? Amerikalılar ve Ruslar Mars’ta yaşam alanı bulmak için işbirliğiyle çalışırken, insan neslini devam ettirecek başka yeni gezegenler ararken, teknoloji her geçen gün hızla ilerlerken Türkiye okullarda azaltmak yerine ısrarla artırmaya çalıştığı din temelli derslerle neyi amaçlıyor?

Her yıl öğretmen atamalarında dikkat çekmesi gereken ama maalesef öğretmen adaylarının bile çoğunun dikkat etmediği bir ayrıntı var. Din Kültürü branşında atanan öğretmen sayısı 13 yıllık süreçte adeta rekor düzeye ulaştı. Her yıl 5-6 bin kontenjan ayrılan Din Kültürü öğretmenliği branşındaki açık 13 yıldır bu atamalara rağmen hiç kapanmamış olacak ki atamalar tüm hızıyla devam ediyor. Öyle görülüyor ki mevzu bahis din olursa bu branştaki açık pek kapanmayacak. İktidar sayesinde İlahiyat Fakültelerinin tüm mezunları artık kadrolu birer iş sahibi. Din Kültürü öğretmeni, imam, müezzin, kuran kursu okutmanı derken gereksiz kadrolaşmayla devlet muhafazakar yandaşlarını işsiz bırakmıyor. Ama belki saygıdeğer imamlar camide roket üretip Türkiye’nin feza çalışmalarını başlatabilir! Okullarda seçmeli diye verilen Kuran, Muhammed’in hayatı, Temel dini bilgiler adlarıyla getirilen yeni din dersleri ile yetişen gençlik belki önemli bilimsel çalışmalara imza atabilir! Tabii farklı seçenekler olmasına rağmen, pek çok branştan öğretmen yetersizliği  olduğu için öğrencilerin çoğunun pek çok okulda mecburiyetten bu dersleri seçmek zorunda kaldığı gerçeği varken bu derslere seçmeli demek de ne kadar doğru orası tartışılır.

Mesele şu ki iktidarın eğitimde din derslerine bu kadar önem vermesi, dindar nesil yetiştirme gayretinin yanında hiçbir tereddüte mahal vermeyecek bir biçimde muhafazakar tabanını oluşturan ilahiyat mezunlarını devletin her kademesine ısrarla yerleştirme gayretindendir. Yani işin özü hiçbir ilahiyatçı açıkta kalmasın, işsiz kalmasın, iktidar muhafazakarlığı garanti olan bir kesimi  kamu sektörüne yayarak gücünü pekiştirsin. Din Kültürü branşına ayrılan kontenjan Türkçe ve Matematik gibi temel derslerle yarışabiliyorsa artık söylenecek pek bir şey yok demektir. Herhalde Tarih, Coğrafya ya da herhangi bir Fen dersinde pek açık olmuyor ki AKP denilen parti bu branşlarda öğretmen atamayı gerekli görmüyor. Ahirette cennete ulaşmak için ibadet edenler, daha ahiretlerine ulaşmadan bu dünyada da haksızlar üzerinden kendilerine güzel bir cennet yarattılar. Bu haksızlıkta mağdur olanlara ise cehennemi reva görüyorlar. Ama eğitimli bile olsa binlerce genç de sorunu fark edemeyerek olup bitenlere itiraz etmemek de inat ederse mevcut düzenin değişme olasılığı da pek mümkün değil.

Dini tabu haline getirenler, dinde herşeyi yücelterek kutsallaştıranlar, peygamberi dahi kutlu doğumlarla yad ederek putlaştıranlar gençliğe ne kazandırabilir? Öyle ki okullar bir eğitim yuvası değil adeta din yuvası haline gelmiş durumda. Meslek lisesini idare eden bir müdür dahi utanmadan öğrenciler için mesleki eğitimi değil dini eğitimi daha önemli kabul edebiliyorsa artık ne söylenebilir ki? Okulu kendi tapulu malı gibi kullanıp, ücretli öğretmenliğe dahi sadece kendi gibi dindarları getirmeye çalışan bir meslek lisesi müdürü bu konuda sadece bir örnek. Bu düzenin yıkılabilmesi için, seçim sisteminin, cühela çoğunluğun olduğu bir ülkede hiçbir fayda sağlamayacağının farkına varan, hakkını savunabilecek kadar cesur olanların mücadele etmesi şarttır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1657
Kayıt tarihi
: 28.03.12
 
 

1981 yılında Bursa'da doğdu. İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster