Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
115
 

Din Şeytan hilesi

Din Şeytan hilesi
 

alıntı (kolezyum)


Din Şeytan hilesi olabilir mi?
 
Dinler de her şey gibi Şeytan hilesi yapılabilir. Ancak, “Şeytan’ın en büyük hilesinin kendini insanın dışında var olduğuna inandırmasıdır” özdeyişini kavrayan kimseye hiçbir Şeytan hilesi sökmez.
 
Bütün kötülüklerin anası din midir, yoksa dini şeytan hilesi yapan insan mıdır? Bir bakalım hangisidir. Din diye yutturduğu safsatayı Şeytan kime cennet yolu sandırabilmektedir? Elbette iyilikten gayrı ne varsa gerçek din bilgisi onları cehennem yakıtı sayar; bu bilgiyi öğrenmiş dindarlar cennet yolunun sevgiyle yapılan iyilikten geçtiğini bilirler. İşte bu bilme durumu ancak ehil öğretici ve kurumlar aracılığıyla yapılabilir.
 
Şu zamanın sorusu dinlerin toplumsal ilerlemeye ne kattığından daha çok, din cehaletinin toplumsal gerilemeye ne kattığıdır. İkinci olarak sorulması gereken soru kanımca şudur. Her tür kurumsal dini eğitim ve hizmeti kaldırınca insanlar dinlerinden ve inançlarından vazgeçerler mi? Yoksa o boşluğu şeytanın muhafızları mı doldurur?
 
Meseleye kişisel bakacak olursak dinlerin ve tanrıların canı cehenneme diyebiliriz. Bilimsel ilerlemeye engel bile görebiliriz. Hatta biraz zorlamayla dinlerin namus cinayetleri ve iman savaşlarının kışkırtıcı nedeni olmasına kadar kendimizi inandırabiliriz. Fakat bütün bu çıkarımlar doğru olsalar bile yakın geleceğin gerçekliğine hitap etmiyor. Dinler ve inançlar başıboş bırakıldığında geleceği tutuklayan tehlikeler oluşmaktadır.
 
Herkes hayata kendi bilinç seviyesinden bakabilir ve eleştirebilir; ancak mesele hayatın sorunlarını düzeltmeye gelince kendi bilincimizden çok başkalarının bilinci önem kazanır. “Romalı sağ kalan gladyatörü alkışlar. Kolezyum’dan sağ çıkmak için Romalı’dan fazla Romalı olmak gerekir…
 
İnsan uygarlığı dinleri ve inançları toplumsal ve bireysel bilince afyon diye yutturmuşsa, bu sorunu kurumsal dini eğitim vermeyerek çözemeyiz. Çünkü boşluğu anında cemaatler, kaçak kurslar, şeyhler şıhlar dergâhlar ve tarikat ocakları doldurmaya başlar. Bunları yasaklamak da işe yaramaz; afyon da yasak değil mi? İmam nikâhı yasal mı da yapılmaktadır?
 
Demek oluyor ki asıl gözden geçirilmesi gereken olgu insan uygarlığıdır. Para istifi üstüne kurulu uygarlık içinde var olan kendini bilmez insan nefsi daha çok servet yapmak için sadece dini değil her şeyi maddi çıkar rekabetine masumiyet maskesi yapabilir… 
 
Dini inanca bağlanan kötülük odaklarını bertaraf etmenin çaresi dini eğitimi kaldırmak olabilir mi? Diyaneti, İlahiyat Fakültesi’ni ve tüm imam hatip liselerini kapatsak DAİŞ (diğer adı IŞİD), El-Kaide gibi örgütler kahrolur da ülkemizde terör eylemi yapmaktan vazgeçerler mi? O kadar radikal suçlara gitmeye de gerek yok. İmam nikâhıyla yetinen zihniyet ve çocuk yaşta evlilikler önlenecekse buyurun kampanya açalım; tüm kurumsal din eğitim ve hizmetlerini kaldıralım.
 
Belki de suç dini bilginin doğru verilemediğine bağlıdır. Bunu tam kavrayabilmek için din adına terör yapanların dini eğitim kalitesine bakmak gerekiyor. Din adıyla kötülük yapanların elebaşları eminim ki benden bile fazla daha bir gerçek din bilgisine sahiptirler. Fakat onlar iyilik için değil, Şeytan nefsinin çıkarlarını sürdürme adına bilgilenmişlerdir. Şeytan’ın nefsine hizmet için kullanılan alttaki insanların din adına gerçekçi bilgiye hemen hiç sahip olmadıklarına şahit olabiliyorum. FETÖ gerçeği bunun en belirgin örneğidir. İşte esas olan bu kullanılanları doğru bilgilendirip şeytanın hilesini görebilmelerini sağlamaktır.
 
Kimine boş söz gelebilir amma dil de biraz avarelik ister. Olumsuzu en aza indirmek olumlu bir eylemdir… Eğitim sistemini tümden dini esaslara bağlamayan, fakat iyiliğe ve sevgiye davet eden dinsel bilinç yapma misyonu da olan okullar, din maskeli Şeytan hilesini bozmaya katkı sağlarlar.
 
Sorun ne dinde ne dindarda ve ne de resmen dini eğitim vermektedir. Sorun, insanı inancıyla tasmalayan cehalettedir. Maalesef, çatışmacı rekabetle çıkar sağlamayı kendine uygarlık hakkı yapmış insanlar ve devletler dinsel cehaleti kendi bahçelerine tasmalamayı başarı saymaktan utanmıyorlar. Tasmalanmayı reddeden dindarların çoğalması dinsel ve inançsal cehaletin olumsuz etkilerini en aza indirecek olandır… Tasmasız dindarları çoğaltmanın eğitimden daha gerçekçi ve sağlam yolunu bilen varsa lütfen yorum kutusuna bir öneri bıraksın…
***
Muharrem Soyek
 
Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazıdan şöyle bir algı da çıkardım "Sevgi dini" Ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum, dinin kendisi dışında her şey dini bozar.

Kerim Korkut 
 08.12.2016 15:57
Cevap :
Onu da nereden çıkardın? Sevgi dinlerin zaten ortak söylemidir. Ancak dinin esaslarını bırakıp yeni bir din gibi "sevgi dini" yapmak değildir maksat. Maksat, dinde yobazlığı yani bir bakıma özünü koruyarak zamanın ruhuna uygun yorumlanmasına karşı direnci baskılamaktır. Kitaplı dinlerin hemen hepsi barış ve sevgiye dayalı dayanışmacı bir ahlâk talep etmektedir. Radikal dindarları öğütmeliyiz.  10.12.2016 19:44
 

Yazdığınız gibi dinin öğretilen kısmı kaldırılınca belki de ortaya gerçek din çıkar.

Kerim Korkut 
 08.12.2016 15:52
Cevap :
Gerçek din nasıl olur ben bilemiyorum. Herkesin gerçeği inanç söz konusu oldu mu farklı farklı ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden din bilgisinin toplum ve birey varoluşuna köstek olmayacak yorumlarını yapıp öğretmenin hayırlı olacağı kanısındayım.  10.12.2016 19:20
 

Yazdığınız konu bir hayli önemli. Bildiğim iddiasında değilim ama fikrimi yorum kutusuna bırakmak biraz uzun olur. Blog yazmak gerek. Son cümlede sorduğunuz soru, beyin fırtınası için güzel bir konu. Ne iyi yapmışsınız, fikrinize sağlık.

Çiğdem Timur 
 07.12.2016 19:55
Cevap :
Teşekkürler. Kimse başkası için yeteri kadar düşünemez. Bu yüzden kendime sorduğum soruyu cevaplamadan son söz yaptım.  08.12.2016 14:59
 

Bütün mesele bizim eğitim yoluyla çocukların beyinlerine zikrettiğimiz BİLGİ nin saf, temiz, objektif ve gerçekçi olup olmaması konusudur. Eğer çocuklarımıza eğitim adı altında dini, milli, ideolojik, dogmatik bilgiler verirsek çocuklarımız ister istemez o şeytani varsayımların kölesi olurlar. Çocuklarımıza örneğin Mevlanayı, Yunus Emreyi veya bilmem hangi insanı değil sadece ve sadece doğayı ve doğanın işleyiş şeklini öğretirsek en ufak bir sorun kalmaz. Adı ne olursa olsun kayıtsız şartsız bütün putları yok ettiğimizde, onlara itibar etmediğimizde göreceksiniz şeytanın en ufak bir etkisi kalmayacaktır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 07.12.2016 19:16
Cevap :
Ben de isterim eğitim öğretim hepten bilimsel bilgiye rağbet etsin. Ancak insanoğlu henüz inanca bağlı yaşamaktan vazgeçmeye hazır değildir. Bu nedenle inançsal bilginin bireysel ve toplumsal yaşamı kısıtlamayacak biçimde verilmesi hâlâ gerekiyor.  08.12.2016 14:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 375
Toplam yorum
: 2804
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1543
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster