Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
783
 

Din ve muhafazakârlık ekseninde ötekileştirilenler

Din ve muhafazakârlık ekseninde ötekileştirilenler
 

Resim: www.milliyet.com.tr


Blog yazarları arasında pek fazla ilgi görmese de son günlerde yapılan bir araştırma gündeme oturdu. Araştırmanın başlığı “Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler”.

Konusu başlıktan hemen çıkartılabiliyor. Türkiye’de azınlık haline gelen laik çevre dini muhafazakârlık tarafından baskı altında tutuluyor. Konu bu. Ekleyin, çıkarın, yanlış ya da doğru deyin, konu kısaca bu.

Ama bir gazetemizin araştırmaya taarruzu o boyuta geldi ki, söz konusu çalışmanın gerçek verilere dayanan bir bilimsel araştırma olduğu kendiliğinden perçinlendi. Gazete, yazarıyla, çizeriyle, karalayanı, kovalayanı ile tam bir mahalle baskısına geçti. Geçmekle kalsa iyi, okuyucularını da teşvik ediyor.

Mesela gazete yazarlarından Ali Ünal şöyle diyor: “Türkiye’de bugün ‘laikçi’ denilen kesimden hususi örneklenmiş bazılarının Müslümanların güya kendilerine baskı uyguladığı suçlamalarının altında, onların toplumun İslami hassasiyetleri karşısında bizzat vicdanlarının kendilerini suçlu görmeleri psikolojisi yatmaktadır, yoksa kendilerine herhangi bir baskı yapılıyor olması değil.”

Buyurun.

Önce Laik olacaksın.

Sonra hususi olarak örnekleneceksin.

Ardından Müslümanlar tarafından kendine baskı uygulandığını iddia edeceksin.

Bunu da, toplumun İslami hassasiyetleri karşısında bizzat vicdanında kendini suçlu gördüğün için hissedeceksin.

Ama aslında sana baskı yapılmayacak.

Ne dersiniz?

Ali Ünal’ın yazısına göre doğru olan Müslüman olmayı gerektiriyor. Masum bir cümle gibi… Hem de çok masum bir cümle gibi, öyle mi?

Diyelim ki doğru.

Doğru dediğiniz anda, Ünal durumu daha da abartır.

Ünal’a göre bu durumda içinde yaşanılan bu toplumun tersine davranmak demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmamaktadır. Yani bir anlamda Müslüman da olsanız laik olmak, dolayısıyla baskı gördüğünü iddia etmek insan haklarına aykırı olduğu kadar, demokrasiye de aykırıdır. Şunu demeye getiriyor: Yeriniz yok.

Ali Ünal’ın mantığı devam ediyor.

Dolayısıyla muhafazakâr olanlar doğru değerleri paylaşıyor. Doğru değerleri paylaştıkları için de, muhalif olanlardan aynı değerleri benimsemelerini bekleme hakları vardır.

Yahu, söz konusu araştırmayı yapanlar ötekileştirmeden bahsederken, baskının bu boyuta tırmandığının farkında bile değillerdi ki!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben izlemez oldum bu tür tartışmaları. Düşün şimdi: Oy kullanabilmek için 18 yaşını doldurmak gerekiyor. 18 yaşından küçüksen, hukuğun karşısında dahi pozitif bir ayrımcılık var. Hatta İslam dini dahi, bluğ çağından önceki insanı çocuk diye ayırt ediyor. Gelgelelim, biz çocuklarımızı örneğin 18 yaşını doldurmadan bir dine zorunlu kılıyoruz. Öerneğin, küçücük çocukların, onların tercihleri dahi sorulmadan pipilerini kestirmiyor muyuz? Çocukları zorla kuran kursların göndermiyormuyuz. Din dersinde, belli bir dini zorla empoze etmiyor muyuz... Ne desem... Bilemiyorum. Ve hayatın bu gerçek yüzü karşısında, kendimi bir ütopyaya gömüyorum.... Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 03.01.2009 0:27
Cevap :
O ütopya herkes için... Bakma sen "nedir yahu" diye sorulmadığına...  03.01.2009 18:44
 

İlgimiz de oldu, diğer blogdaşlarla da paylaşıldı. Elimde tamam var: 186 sayfa-PDF formatında, sizde yoksa yollayabilirim: Tümünün özeti bence şu cümlede: *** "George Orwell’in ünlü 1984 romanında anlatıldıgı gibi, totaliter toplumlarda devletin bireyin yatak odasına kadar girdigi ve bireyi her an gözaltında tuttugu ürkütücü 'dystopia' senaryolarına kıyasla, çagdas demokrasilerin hukuk devleti, bireyi sadece devletin baskısından degil, aynı zamanda cemaatin baskısından da korumayı amaçlar. ** Dolayısıyla, bir anlamda modernlesme tarihini bireyin mutlak idarelerin, dini kurumların, cemaatin, mahallenin ve ailenin baskısından kurtulma tarihi olarak okumak da mümkündür. Yüzyüze iliskiler yerine anonimite ve bürokratik iliskilerin hakim oldugu modern toplumlarda kisi artık bir cemaatin üyesi olarak degil, birey ve vatandas olarak yer alır. Birey ve vatandas olarak hakları ve bu hakların nasıl sınırlanacagı yasalarla belirlenmistir." Emeğinize sağlık, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 02.01.2009 18:15
Cevap :
Katkılarınız için çok teşekkür ediyorum. İlginiz derket elbette kastedilenler kendilerini anlamakta. Ben kesinlikle sizi ya da diğer bloktaşlarımı kastetmemiştim. Çünkü onlar yazmasalar da bu konuda ne değin kafa yorduklarını biliyorum. Sizse artı olarak bir kitaba da yatmışınız. Saygılar sunuyor, katkılarınıza yeniden teşekkür ediyorum...  03.01.2009 18:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1556
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster