Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
576
 

Dindar nesil ye-tiş-ti-re-mez-si-niz! Neden mi? Oku da gör!

Dindar nesil ye-tiş-ti-re-mez-si-niz! Neden mi? Oku da gör!
 

Dindar bir insan olmak kötü müdür.  Bence hayır. Bilakis imrenilecek bir durumdur. Burada sorun dindar insan kimliğidir.  Bir kişi “iyi bir insan” olabilir fakat dindar olamaz. Bunun karşılığı “dindar bir insan”  aynı zamanda “iyi bir insandır”  “İyi bir insan değilse zaten dindar olması da mümkün değildir.

Burada toplumumuz dindar bir toplum mudur. Öz eleştiri yapma zamanı çok ama çok geçti. Toplumda yapmamız gereken  eleştiriler, aynı zamanda öz eleştirilerimizide  kapsamalıdır. Bunlara girmeden önce İslamiyette Allah(c.c) a iman esastır ve Alah(c.c) tan başka İlah olmadığını kalben inanmak ve dille ikrar etmek gerekir. Allah(c.c) ifadesi bize neyi anlatıyor.  Tek yaradan ve mutlak gücün sahibi olanı anlatmaktadır.  Yarattıklarının hiç birisine benzemez. Varlığı bilinendir.  Kainatı yaradan güçtür.  Dünya dediğimiz yer yüzü, kainatta  nasıl diye baktığımızda adeta bir nokta kadar ufak. Pekiyi biz insanlar nasılız diye düşündüğümüzde dünyada bir nokta kadar ufak.  Gelelim Allah(c.c) yarattıklarından  karıncaya. Oda bize göre adeta bir nokta kadar ufak. Mutlak gücün sahibi Allah(c.c)  kainatta bir nokta kadar olan Dünyada, burada yaşayan  bir nokta kadar olan insana göre bir nokta olan karıncanın ayak sesini işitebilen gücün sahibi.  Gizli ve aşikar olan her şeyi bilen tek gücün sahibi Allah(c.c).  Dindar kişi mi  işte bu “Mutlak Gücün sahibi Alllah(c.c)” a  koşulsuz iman eden kuldur. Sadece bu mudur? Hayır. “Amentü”yü koşulsuz kabul eden ve uygulayandır.

Dindarlık kavramını en sona bırakarak ülkemde dindarlık nerelerdedir. Öz eleştirimize başlayalım. Allah(c.c) ın ilk emri”İkra” dır. ”Rahman ve Rahim olan Allah(c.c) ın adıyla oku”.  Sadece okumayacağız. Ayrıca okuduğumuzu anlayacağız ve Allah(c.c) ın verdiği nimetlerin en önemlilerinden biri olan akıl süzgecinden geçirip değerlendirmemiz gerekendir. Pekiyi” İkra” emrine uyuyor muyuz. Cevap üzücü, ama gerçek. Koskoca bir “Hayır.” Okuma oranımız yerlerde sürünüyor. % 5‘ler iyi bir rakam ülkemde. Ne kadar acı değil mi “Mutlak gücün tek sahibi Allah(c.c) ın ilk emrine uymakta bile acizlik ediyoruz. Okumayan bir toplum acaba nasıl bir nesil yetiştirir. İlk soru vicdanlarımıza soruldu ve ok gibi yaraladı. Ne dersiniz.

İslamiyette biliriz ki “Canın, malın ve mülkün” gerçek sahibi Allah(c.c)  tır. Kul ise bu dünyada  bunların emanetçisidir ve  bunlarla bu dünyada sınanmaktadır. Bedenimiz Allah(c.c)  tarafından bize verilmiş bir emanettir.  İslamiyette “emanete ihanet” olabilir mi. Cevabı nettir. Hayır. Pekiyi oranlara baktığımızda toplumuz % 50 ‘ si  sigara içiyor. Tartışmalı bir konu ama bana göre “haram” olan bir madde ile emanet edilen bedene zarar veriyor. Düşünün bir toplumun yarısı bu dünyada kendine emanet edilen ve bu dünyadaki sahibi olduğu bedenine zarar vermek için  gayret ediyor. Mutlak gücün sahibi olan Allah(c.c) huzurunda hesap vereceğini bilen bir kul,  acaba  o sigara dumanını içine çekerken o anda bile huzurunda olduğu  bildiği  Allah(c.c) tan hiç mi korkmaz.  O an içini o duman mı yoksa Allah(c.c) korkusu mu sarması gerekir.  Birde bu kulun cami kapısında ezan okunurken hala sigarasını içmesi ve o kokan bedeniyle diğer kulların arasına karışması var ki kul hakkıyla beraber bir konu. Derin bir konu sayfalar tutar. Eyvah ki, ne eyvah.

Şişmanlık. Bilimsel adıyla ”Obezite”. Toplumdaki oranı mı % 32. Şişmanlık deyip geçmeyelim. Emanet olan bedene fazla yük yükleme konusu.  Mesela 20 kg. fazlalığı olan bir kişiye 10 kg. lık bir torba verelim  bunu hiç bırakmadan bir hafta taşıyacaksın diyelim. İnanın kabul etmez isyan eder. E ”Gafil insan” düşünmez misin bedeninde hiç bırakmadan fazladan 20 kg. taşırsın ve Allah(c.c)  verdiği emanete zarar verirsin.  ”Su içsem yarıyor” der durur.  Olay basit bir toplama çıkarma işlemi. Aldığın enerji ve verdiğin enerji dengesi. Nefsine sahip ol , Allah(c.c) seni bununla sınıyor. ”A, oraya girme” der. Bu dünyada hesabını veremiyorsun “Mutlak gücün sahibi Alllah(c.c)” huzurunda nasıl vereceksin. Cevabı yoktur. Olayın nefsiyle mücadeleden geçtiğini adeta sigarada olduğu gibi bunda da bilmemektedir.

Bedene zararlar bunlarla biter mi. Alkol, uykusuzluk, uyuşturucu, gereksiz gece hayatı ve benzerleri. Şimdi  ikinci sorumuz geldi.  Emanet olan bedenimize zarar vermek İslamiyetin neresinde. Birde yediğimiz ve içtiğimiz konusunda uygunsuz üretim yapanların kul hakkı konusu var ki bunu düşündüğümüzde zıngır ,zıngır titrememiz gereken bir konu.

Gelelim toplumda başka bir konuya. Zina. En büyük günahlardan bir tanesi. Ülkemin bir gerçeği mi. Acı, ama gerçek. Birde ben Müslümanım, ben inanıyorum diyen birinin bunu yapması. Allah (c.c) korusun.  Evlilik müessesesi İslamiyette çok önemlidir. Ne kadar zina yapan erkek var ise, o kadar da kadın var. Ülkemde moda. İkinci kadına ev açmak.  Uçkuruna sahip olamayan zavallı yaratık, hiç mi Allah (c.c) tan korkmuyorsun.  Eşinin rızası yoksa bu zinadır. Bunu bile bile yapar. Bile bile günaha girmek, nefsinin esiri olmak İslamiyetin neresinde var. Boşanma oranlarında zinanın yeri de olduğu bir gerçektir. Üçüncü soru geldi. Zinaya dur diyemeyen bir toplum nasıl bir nesil yetiştirir. İslamiyetin neresinde bu vardır.

Gıybet  ve iftira. İslamiyette büyük günahlardandır. Pekiyi bu yapılıyor mu. Yapılmayan yer nerede ise yok. Basında var mı var. İnsanlar arasında var mı. Var. Bakın birini anlatayım. Benim tek eşim ve tek yavrum var. Allah(c.c) bana bağışlar inşallah. Bu toplumda ikinci evliliğim olduğu, ilk karımın öldüğü, kazada o sırada erkek çocuğumun öldüğü, eşimin ikinci eşim olduğu, kızımı üvey anne olarak büyütüldüğü,eşimin üvey anne olarak kimine göre çok iyi, kimine göre de çok kötü bir üvey anne olduğu 10 yıldır anlatılır durur. Kimi bana acır, kimi karıma kızar, kimi deliliği o zamandan kalmıştır der. Velhasıl hikaye uzar gider. Lakin gerçekle ilgisi yoktur. İşte bu toplum araştırma yapmadan ve sormadan bu yalanlarla boğuşur. Bu ufacık bir örnek. Sorarım size bu tür hareketler İslamiyetin neresine  sığar. Dördüncü soru ; gıybeti birde çocuklarının yanında yapan insanlar nasıl nesil yetiştirir.

İslamiyette önemli bir konu. Namaz ve zekat. Kur’an-ı Kerim de ”Namazı dosdoğru kılın ve zekatınızı verin ” emri vardır. Muhakkak zekatını kuruşu, kuruşuna hesaplayıp veren kullar vardır. Bunları tenzih ederim. Lakin maldan vermek ne kadar zordur. Ama   Allah(c.c) sevgisi olan malı hiç düşünmez ve büyük bir mutlulukla zekatını vermenin yoluna bakar.  Allah (c.c) gerçeği bilen tek güçtür, lakin  zekatlar gerçek anlamıyla dağıtılsa ki bunu verdiğimiz vergiden ayırmak durumundayız, acaba fakirlik olur muydu. Malını Allah (c.c) yolunda harcamaktan kaçan bir kuldan yetişecek nasıl bir nesil olacaktır. Bu beşinci sorudur.

Namaz konusu aslında kitaplar dolduracak kadar detaylı bir konu. İmanın olmazsa olmazı. Kişiler kılar veya kılmaz. Kendi tercihleri, lakin inanan insanlar bilirlerki farzların başında gelir. Allah(c.c) ın biz kullarına lütfettiği önemli bir ibadet  şekli. Kılan insanlar maalesef özden uzaktır. Örnekmi; bayanlar cemaatle namaz kılmaya nadir gider. Sanki cemaaatle namaz sadece erkeklere hastır. Teravilere giderler. Lakin namazda saf olayına uyarılara rağmen uymazlar. Bir gün imam “bayanlar parçalı bulutlu duruyorsunuz bulutlar bir toplansa bari” diye uyarmasına rağmen uyan kim. Ezan okunur  mutlak güç sahibi Allah(c.c) secde edecektir hala dışarda sohbeti bitiremez. 5-10 dakika önce camiye girip zikir ve tesbihatla meşgul olayım diyeceğine, dışarda dünya sohbeti çok daha değerlidir. Bu konuda yazılacaklar o kadar çok ki bence en önemlisini yazayım. Biliriz ki sabah namazı Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere şahitli namazdır. Gidip şöyle camilere bakın sabah namazında doluluk oranı nedir. Acaba nefsin esiri olmaktan ne zaman kurtulacağız. Namaz gibi kocamaması gereken zamanında ve cemaatle kılınması daha hayırlı bir ibadeti layiki ile acaba yapabilecekmiyiz. Biliriz ki mutlak gücün sahibi, tek Yaradan Allah(c.c) bizim secdelerimize ihtiyacı yoktur. Bizim Alllah(c.c) a ihtiyacımız kesindir.

Gelelim önemli  bir noktaya. Haram ve helal ayırımına. Haramdan uzak kalmamız biz kullara öğütlenmiş ve haramdan sakınmamız emredilmiştir.  Gelelim şans oyunlarına. Şans oyunları İslamiyette yasaklanmış. Helal kazanç kavramı yoktur. Haram kazanç kabul edilmiştir. Lakin bakalım insanlar para yatırıyor mu. Sürüsüne bereket.  Kolay, haram bir kazanç elde istemek İslamiyetin neresinde vardır. Oran mı korkunçtur. 10 kişiden 7 kişisi şans oyunu oynamaktadır. Kısaca %70 oranında haram kazanç elde edeyimde ne olursa olsun diyor. İslamiyetle taban tabana zıt bir konu. Başka vahim bir konuda idareciler bazında. İslamiyeti kabul ediyorum diyen bir yönetici buna müsaade ediyor. Ayrıca bu haram kavramdan vergi alıyor ve haram kazançtan elde edilen geliri belkide bu konuda tamamen zıt düşünen Allla(c.c)  dostu bir kula dağıtmaya çalışıyor. Düşünün ne kadar vahim bir durum.  Alkolden,sigaradan devlet gelir oluşturacak  haramdan gelirve bundan vatandaşa dağıtılan para. Ne hoş ve İslamiyetle ne uyumlu değilmi.  Haramla helali karıştıran yöneticiler ve bir ülke.

Kul hakkı ve yönetim. Ülkemde çok güzel örnek var. Kaçak elektriği birileri kullanılır. Bedelini suçu olmayan dürüst vatandaş öder. Bu kul hakkı değilde nedir.  Bunu bir yönetim hayır demezse bu vebale ortak olmaz  mı. Bu dünyada makamlar vardır. Ahiret yaşamında yoktur.  Bu kul hakkının nasıl ödenecektir Allah(c.c) bilir. Mahşerdeki hesap bu dünyadaki gibi olmayacağı kesindir.

Konular çok uzun. Burada tekrar dindar kimse kimdire gelelim. dindar kişi Allah(c.c)a tam teslimiyetti başarabilendir. En azından bu yolda büyük gayreti olandır. Türban takmak ve onu sembolleştirmek  dindarlık değildir. Bugün türban takan fakat namaz bile kılmayan birçok insanı ben bile biliyorum. Demekki sorun görüntü ile ilgili değildir. Kur’an-ı Kerim’i ve mealini ezbere bilmek dindarlığı oluşturmaz, fakat bilip yaşamına bunu uyarlaması ise dindarlık  kavramının temelini oluşturur.  Ülkemde %70 oranında şans oyunları oynuyorsa  acaba ülkemde dindarlık kavramı varmıdır. Helal ile haram karıştığı bir ortamda  dindarlık var mıdır. Zinanın ve gıybetin olduğu ortamlarda dindarlık var mıdır.  Nefis mücadelesi öğretilmez. Kişi o yolu Allah(c.c)ın  izniyle kendi ister  ve  bu şekilde bulur. Birileri dindar yapamaz. Çünkü gizli olanıda aşikar olanıda  bilen tek güç Allah(c.c) tır. Bir kişinin dindar olup olmadığını bir başka kul saptayamaz. “Takva” yı değerlendirebilecek yegane güç Allah(c.c) tır.  Bu nedenle kimin dindar, kimin dindar olmayan kul değerlendirmesi taktirin tek sahibi Allah(c.c) tır. Ülkemdeki şartlarda dindarlık o denli uzak gözüküyor ki ben dindar yetiştireceğim  ifadesi bu şartlarda maaalesef  komik bir durum oluşturur. Ezan okunurken bırakın camiye gitmeyi  şeklini bozmuyor. Bu toplumda dindarlik nire onlar nire. Allah (c.c) ıslah eder inşallah.

Son zamanlarda Çamlıca tepesine cami yapımından bahsediliyor. Bence gerek yok. Şöyle sabah namazı vakti başta olmak üzere  tüm zamanlara bakalım. Camiler dolu mu. Sayın Başbakanımız kendileri camiye gittiklerinde o cami dolu olabilir. Partililerde doldurur. Lakin 3-5 kişi ile saf tutulan birçok caminin olduğunu unutmamak lazım. İnanan bir kul için Çamlıcatepesinde caminin olup olmaması çokta önemli değildir. Bilir ki o Allah(c.c) tüm dünyayı bir mescid olarak yaratmıştır. Onun için tüm dünya mescidtir. Zaten bunu algılamayan kul için dünyanın en gösterişli camisini oluştursan ne olur. İnanan kul için ise zaten ihtişamagerek yoktur, mütevazi bir ortam yeterde artar bile. Sevgi, saygı  dolu günler dileklerimle…

www.selcukefendi.com sayfasında yayınlanmıştır

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzeldi yazınız, bloklarınızın arasından rast gele seçtiğim. Nedir bu korku inanılır gibi değil Selçuk bey. Her sokakta bir cami olsa dolacak mı? Bence hayır. Cuma namazlarında, belirli kandil günlerinde hıncahınç dolan, sair günlerde ise camilerimiz cemaat fakiri. Herkes işinin aşının peşindeyken! Hangi kurumu hangi şirketi hangi okulu kapatıpta dini vecibeler yerine getirilmeli. bU Ekonomimizin çöküşü demektir Öncelikle; şahsiyetler, hak hukuk yemiyorsa, Yaradanımızdan korkup hukuka riayet ediyorsa ne mutlu!! Her gün namaz, kazaya bırakılarak evde de kılınır. Din sömürü yoluyla artmaz, aksine azalır. Kutlarım değerli kaleminizi, saygılarımla efendim..

gülsen tunçkal 
 17.11.2013 18:01
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Yazımın tamamen arkasındayım. İslamiyetin kullanılmasına karşıyım. Gerçeklerde ortadadır. Lakin bir konuda ayrılıyoruz "Namazın" kazası olmaz. Bunu beş vakit namaz kılmaya başladıktan ve öğrendikten sonra daha iyi anladım. Namaz farklı bir olay. Kimse sizin namaz kıldığınızı hissetmeden bile namazınızı eda edersiniz. Beş dakika bir sigara içimi vakit neden Allah yolunda ayrılmasın ki. Sigarayı savunmam sigaradan kurtulmuş biriyim. Bir şeyler anlatmak için bu örneği verdim. Saygılar ve hürmetler...  18.11.2013 12:35
 

Toplum olarak yazdıklarınız gibi olunabilseydi bu durumda olmazdık. Çok daha farklı konular yazar ve yaşardık, kıldan ince kılınçtan keskin bu ...Selam ve saygılarımla.

Tülay EKER 
 07.03.2013 14:21
Cevap :
İslamiyetin gerçeğinden uzak, şekilci ve en önemlisi sözde bir Allah korkusuna sahip bir toplum mevcudiyeti insanı ürkütüyor. Teşekkürler..  07.03.2013 21:46
 

Değerli Şensöz,birgün ülkemde, dininin oyuncak edilip, insanların sömürülmesine karşı çıkabilen, sizler gibi inançlı insanların çoğalacağı umudunu yitirmek istemiyorum. Ancak o zaman, insanların inancı, sömürü ve çıkar amaçlı kullanamaz ve herkes gerçekten inanç özgürlüğünü yaşar. Selamlar...

Vildan Sevil 
 24.06.2012 1:45
Cevap :
Vildan hanım; ifadelerinizde tamamen haklısınız. Eğitim düzeyi düşük bir toplumda yargılamalar doğru olmuyor. İstenen zaten kalitesiz bir eğitim ve modern kölelik. Din bir araç. Dinin bir araç olması kabul edilemez. Çünkü din yaşandığı zaman dünyadaki tüm güzel duyguların toplamını oluşturuyor ki bu güzellik başka yerde yok. Teşekkürler...  24.06.2012 22:38
 

çok doğru tespitler... dindar nesil adı altında başka karakterler yetiştirmek istiyorlar. bu konu gündeme geldiğinde aklıma bir soru işareti takıldı. ' tamam dindar ama lugatlarında dindarın anlamı ne acaba ve kendileri ne kadar dindar olabiliyorlar?' dindar kelimesi öyle basit bir kelime değildir önce kelimenin özünü,manasını kavramak ve uygulayabilmek gerekli. kaleminize ve yüreğinize sağlık muhteşem bir yazı olmuş.

Merve Tfkçi 
 18.06.2012 17:59
Cevap :
Dindarlık gerçeklik önemli. Lakin şekilde olmamalı. Özdeolmalı. İslamiyeti öğrenelim diye bir gayrette yok. Birileri anlatacak. Faka teğrimi doğrumu diye araştırmayacak . Söyleneni kabul edecek. bunudadin olarak kabul edecek bu dinin özünü oluşturmuyor. Araştıracak ve aklıyla düşünecek ve doğruyu bulacakveodoğrudan ayrılmayacak. Nefsinin esiri olmayacak. Saygılar ve teşekkürler...  19.06.2012 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 550
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1094
Kayıt tarihi
: 13.02.11
 
 

Ben kimim? Ben 55 yaşında hekimlik sanatını icra eden bir kişiyim. Adım Selçuk Şensöz. Bugün için..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster