Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '07

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
2502
 

Dinde ''kadın'' olmak... (2)

Dinde ''kadın'' olmak... (2)
 

Devam edelim bakalım...

Önemli bir konu da boşanma sanırım. Biz biliriz ki dini nikahta boşama hakkı erkektedir ve bir sözüyle kadını boşayabilir. Bu konunun içine girdiğimizde pek o kadar da öyle olmadığını görüyoruz. Allah (c.c) kadın ve erkeğe evlenirken bazı görevler verdiği gibi bazı haklar da vermiştir. Bu hakların kullanılması da karşılıklı anlaşmaya bağlıdır. Evlilik hayatı tahammül edilemez hale geldiğinde erkek karısını boşayabildiği gibi kadın da kocasını boşayabilir. Yalnız bilmediğimiz husus, erkek karısını üç seferde kesin olarak boşayabilir fakat kadının bir sefer demesi yeterlidir. Neden acaba? Bu sorunun cevabını sanırım insan doğasında aramak lazım. Erkeklerimiz en ufak bir tartışmada nedense ''3' den 9' a seni boşadım'' demeye pek meraklı malumunuz. Akılları başlarına gelince de kapı kapı dolaşıp hoca aranırlar '' aman bana bir çare bir halt ettim çoluk çocuk perişan oldu'' diye. 3 değil 100 hak verseniz ne olacak? Bonus niyetine bozdur bozdur harca durumları görüyoruz zaten. Hanımlarımız yapı olarak yuvalarını korumaya eğilimli. Her sıkıntıya sabrediyor ve yuvalarını yıkmıyorlar. Fakat canlarına tak dediyse de olayı kafalarında bitirip boşanıyor ve geri dönmüyorlar. Boşadıysa kocasını gerçekten boşamıştır. Ağlayıp sızlayıp kocama nasıl döneyim diyen hanım olmuyor maalesef. Bir kadın, eğer kafasında bitirmediği bir evlilikte kocadan ayrılma talebiyle karşılaşmışsa adama dünyasını dar eder, orası ayrı.

Konumuza dönelim, adam karısını boşayıp pişman olduysa ve geri dönüş de yoksa o kadın bir başka erkekle evlenmeden tekrar eski kocasıyla evlenemez. Eskilerin ''hülle'' nikahı dedikleri şey yani ve dini bir uygulamanın maalesef şaklabanlığa dönüşmüş hali olmuş zamanla. Kadın, belki evlenmek istemiyor, evlense bile belki yeni eşinden memnun. Ayıramazsınız ki onları. Evlenirken bir kadın kocasından boşama hakkını talep edebilir, hepsini alırsa adam artık karısını boşayamaz. Bu konular oyuncak değildir.

Erkeklerimiz boşanma konusunda olduğu gibi nikah konusunda da gevşek ve cahil. Duyduklarınıza inanamıyorsunuz, belki kulağınıza da gelmiştir.Delikanlı, bir kızla tanışıyor arkadaş oluyor. Bir süre sonra kıza dini nikah yapmayı teklif ediyor, maksat daha rahat görüşebilmek. ''Dindar'' olarak tanımlanan gençler bunlar. Çoğunun da hali vakti yerinde. Neyse efendim, nikah kıyılıyor ailelerin haberi yok tabii. Genç kızımız o ilginin sevginin ve nikahın etkisiyle bulutlarda gezmeye başlıyor. Üç beş ay herneyse evli olarak yaşıyorlar ve bir gün delikanlı diyor ki kıza ''ailem seni istemiyor seninle evlenemem. Kızcağız haliyle şoka giriyor tabii. Nikah var madem zaten evliler. Karı koca olmuşlar. Karnında bebeğiyle ortada kalan kızlar var. Aileler durumu öğrendiğinde perişan oluyor. Yürek paralayan öyle hikayeler var ki isyan ediyorsunuz. Ne demek nikah kıydığı ve hamile olan eşini ailem seni istemiyor diye ortada bırakmak? Nasıl bir sorumsuzluktur bu? Nikah evliliktir. Bazı namazında niyazında zibidilerin Allah (c.c) ın izniyle gönül eğlendirme aracı değildir. Böyle ''cinlik''ler insanın dünyasını da ahiretini de mahveder. O kızın ahı varken sanıyor musunuz bundan sonra rahat bir hayatınız olacak? Asla! Genç kızlar! Aklınızı başınıza toplayın, ailelerinizden habersiz resmi nikah olmadan kimse ile dini nikah kıymayın. Allah (c.c) katında masumsunuz belki ama yasalar önünde ve toplum içinde suçlu siz oluyorsunuz unutmayın.

Yine kadınlar için bir husus daha var. Malumunuz Allah (c.c) önünde kulları adaletin uygulanmasında eşittir. Bir suçun cezası işleyenin cinsiyetine göre değil suça göre verilir. Fakat kadınların namusuna dil uzatılması bedenine tecavüz gibi durumlarda mağdur olan kadın lehine uygulamalar görüyoruz. Bir kadının namusuna dil uzatan kişi ''sürtük '' diyenler gibi eğer dediğini 4 şahit getirip ispatlayamazsa adamakıllı sopa yer ve o şehirden uzaklaştırılır bir süreliğine. Ömrü boyunca da hiç bir konuda şahitliği kabul edilmez. Tecavüzün cezası da öyle bir kaç yıl hapis yatmak değildir. Kadının namusu da şerefi de bedeni de izinsiz dil uzatılamayacak, el sürülemeyecek kadar kıymetlidir dinde.

Diğer bir mesele de miras. Öğrendiğimize göre miras paylaşımında erkeğe 3 kadına 1 pay düşer. İslam hukukunda bazı haklar görevlerle bağlantılıdır.Her durumda da kadın erkekten az pay almaz. Bir adamın bir kızı beş oğlu varsa ne olacak? Kıza yine 3 de 1 verilecek, kalan 3 de 2 o beş erkek kardeş arasında paylaştırılacak. Bu durumda ne yapacağız? Bazı hususlar hakkında fikir yürütürken işimize gelen kısmı değil konunun her yönünü araştırmak zorundayız.

Evde erkeğin aile reisi olmasına gelince...Bu konu dinle ilgili değil ki. Yeryüzünde bütün toplumların aile yapısında gördüğümüz şey.Erkek evin reisi ama hakimi değil unutmayalım. Evde kadının dediği olur. Kadının istediği evde oturulur, kadının istediği eşyalar alınır, kadının istediği yerden alışveriş yapılır, erkek karısının beğenmediği bir gömleği giyemez bile, kadının istemediği renk ve modelde araba da alınmaz. Çocuklar da kadının istediği okula yollanır ve onun seçtiği öğretmenin sınıfına verilir. Var mı aksini iddia eden? Evde hakim olan kadındır. Annelerimiz ''bir de beyime sorayım'' dedikleri hususlarda bile kararlarını vermiş durumdadırlar. Usulen kocaya sorulur, hatırı sayılır.

Tabii bir de başörtüsü meselesi var, o konuya da girmemek olmaz. Allah (c.c) kadın ve erkeği yaratmış, her ikisini de birbirine çekici kılmış. Kılmış ama birbirinde de gözü kalmasın demiş. Erkeğe her gördüğün kadına gözünü dikip bakmayacaksın derken kadına da dışarda birey olarak topluma katılman ve rahat etmen için örtüneceksin emrini vermiş. Bir hanım, örtüsü ile toplum hayatına katılabilir, eğitimini aldığı ve arzu ettiği her alanda bulunabilir. Gerekirse erkek hasta da muayene eder, tetkiklerini de yapar. İş toplantısına da girer, bağlantısını da yapar tartışmasını da. Görev alanında diyelim ki hastanede erkek hastaya el sürmemek diye birşey söz konusu değildir, bulunduğu pozisyon neyi yapmasını gerektiriyorsa onu yapacaktır. Dinin ondan beklediği de zaten yapmasıdır, orada işinde ehil olduğu için bulunmaktadır, erkeklere dokunmaya meraklı olduğundan değil. Hastanın kadını erkeği de olmaz. Kişinin dini uygulamadaki algısı farklı olabilir ama bunu dine maledemez. Ayrıca malumunuz dindar erkeklerimiz sanki daha rahatlar. Karşısındaki kadın da olsa erkek de olsa ayrım yapıp bu bana haramdır el sürmeyeyim diyen pek yok. Oysa erkek kadına haram ise kadın da erkeğe haramdır. Erkeklerimiz bu konuda neden gevşek o zaman?

Örtü, dini kurallardan bir tanesi ister uygularsınız ister uygulamazsınız, bu konuda tercih kişinin, emri veren ve cinsiyete göre nasıl örtüneceğinizi belirleyen Allah (cc). Uyarsanız sevap uymazsanız günah kazanırsınız. Ama unutmayalım, tesettür sadece kadına değil erkeğe de emredilmiş. Erkek de uymak zorunda. O da kadın erkek karışık bir ortamda hal ve hareketlerine dikkat edecek. Hanımlar örtülü olsun olmasın gözünü dikip bakmayacak. Plajda mayolu bikinili hanımların arasında da işi yok. Kadına haram olan ona da haramdır.

Söylenecek daha çok şey var aslında. Asılsız hurafeler ve gelenekler dinin yerine konmuş, din ve Allah (cc) adına kadınlar ezilmeye çalışılıyor ve insanların yanlışları hemen dinin yanlışları olarak kabul ediliyor. Kabul ettirilemeye de çalışılıyor. Kadın, bazıları için yeryüzündeki en geçerli ticaret ''mal''ı. Alınıp satılıyor, hediye ediliyor, yem olarak kullanılıyor, ödül olarak veriliyor. Ucuz işçi olarak çalıştırılıyor. Birileri kadından rant sağlama peşinde, birileri de işine öyle geldiği için kadınların haklarını bilmesini istemiyor. Kasıtlı veya cahillikten olsa da kadınları susturmak için dini kullanmak da dahil her yol kullanılıyor. Sen ikinci sınıf vatandaşsın, Allah (cc) bile seni insan yerine koymamış ki deniliyor. Kadın, anne, eş, evlat tamam ama herşeyden önce insan. Yeryüzünde kendi varlığı ile kendini ifade etmesi gereken bir birey. Buna din engel değil. Engel olma hakkını da kimseye vermemiş. Allah (cc) huzurunda cinsiyeti ile değil, kulluğunun derecesine göre kıymet kazanacak.

Lütfen kadınlarla ilgili duyduğunuz her şeyi gerçek sanmayın, araştırın, inceleyin. Yalan yanlış o saçmalıkları din diye kabul etmeyin. Sorgulanması gereken öncelikle gelenek görenek ve hurafelerdir. Dinde bir kural nefsinize ağır gelirse uygulamazsınız, dil uzatmaya hakkınız yok.

Rabbim görelim neyler neylerse güzel eyler :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eski tarihli bir yazınız bu, dikkatimi çekti. Ancak arkadaşların yorumları daha da dikkatimi çekti. Kur'an hükümleri kadını son derece korur, hatta bir ayette "bitki" gibi diye söz eder kadınlardan. Özen gösterilmesini, incitilmemesini, haklarının gözetilmesini buyurur pek çok ayet. Ancak işte tarihte-ve hala- kendi karanlık kafalarındakilerin dinden kaynak bulduğunu iddia eden karanlık kişilerin yaptıkları uygulamaların dine fatura edilmesi, din hakkında yanılgılara neden oluyor. İslam ışıktır, aydınlığa çıkaran nurdur. Kişilerin yaptıkları dinimizi asla bağlamaz...

Elif Alaca 
 05.02.2010 7:43
Cevap :
sizinle aynı fikirdeyim :)  05.02.2010 13:15
 

Örflere, törelere kurban ettiğimiz, "recm" taşlayarak öldürdüğümüz kadınlarımız. Nazım Hikmetin bu konuda çok güzel bir şiiri var biliyorsunuz. Atatürk Devrimleri - Medeni kanun" yasasıyla kadınlarımız kadın olduklarının farkına varmışlardır. Sanırım, dini bilgilerinizde biraz eksiklikler var. Keşke biraz daha araştırıp bu konuyu yazsaydınız daha iyi olurdu. Bu konuda "Şeriat ve Kadın" isimli kitabı okumanızı tavsiye ederim.Esenlikler dilerim.

Erdoğan Şahin 
 22.09.2007 23:41
Cevap :
Örflere kurban edilen kadınların katili din değildir,dini kendi zorbalıklarına alet eden insan kılıklı canilerdir.Bu insanlarla mücadele etmek ve en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlamak hem dini hem de insani vazifemizdir. Dini bir konuda insanların genelinden farklı bir görüşe sahip olmak dini bilgi eksikliğini değil aksine bu konuda yorum yapabilecek bir birikime sahip olmak anlamına gelir diye düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkür ederim.Saygılarımla  23.09.2007 8:52
 

Sosyal hayat ne din ne hurafelerle dolu adetlere göre yaşanır; MEDENİ KANUN'a yaşanır ve düzenlenir.

turgenyev 
 02.09.2007 10:13
Cevap :
İnsanlar birbirine saygı gösterip karşılıklı haklarına riayet etmedikçe hangi kanuna göre yaşadıklarının pek önemi yok maalesef.  02.09.2007 11:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 397
Toplam yorum
: 2160
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 935
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Kendi halinde biriyim, ziraat mühendisiyim. İzmir'de yaşıyorum. Üniversite öğrencisi bir kızım va..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster