Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1486
 

Dini siyasete alet etmeyin, maddi çıkar aracı olarak kullanmayın, hurafe ve batıl inançlardan arının

Dini siyasete alet etmeyin, maddi çıkar aracı olarak kullanmayın, hurafe ve batıl inançlardan arının
 

DİNİ SİYASETE ALET ETMEYİN, MADDİ ÇIKAR ARACI OLARAK KULLANMAYIN, BATIL İNANÇLARDAN ARINDIRIN!


DİNİ SİYASETE ALET ETMEYİN!

Din zaten siyasetin aleti değil, bizatihi kendisidir. Din var olduğundan beri siyasi üstünlük sağlamakta kullanılmadı mı? Diğer dinleri ve dinsizleri hoş gören, eşit gören, sadece insan olarak görüp insan gibi davranmayı emreden bir din var mı? Yok. Din, mensuplarına diğerleri üzerinde üstünlük taslama hakkı veriyor. Din bütün hayvanlar, bitkiler, yaratıklar insan içindir diyor ve ardından bu dine tabi olmayanları da hemen bu gruba dâhil ediyor. Savaşlar siyasi üstünlük sağlıyor ama din adına yapılıyor. Özellikle İslam tarihi ilk gününden itibaren peygamberini bir toplum liderine dönüştürüp ondan sonrada Arapların diğer toplumlar üzerinde hâkimiyet kurmakta kullandıkları araçtır.

DİNİ MADDİ ÇIKAR ARACI OLARAK KULLANMAYIN!

Din aynı zamanda dünyevi kazanç getiren kârlı bir yatırım aracı değil mi? Doğası böyleyken nasıl olurda maddi çıkar sağlamayın diyebilirsiniz? Bireyler fakir olabilir ama hiç fakir bir din var mı? Savaşlar maddi kazançlar da sağlıyor ama din adına yapılıyor. Dinler Ortadoğu halklarının temel ihraç kalemleri ve geçim kaynaklarıdır. Her kuzenin ayrı dükkân açması gibi, aynı aileden kişilerin temel bir malzemeden türevler üretmeleriyle çeşitlenir. İhraç ettikleri toplumların bu uğurda savaşmalarına ve aradan kendilerinin çıkar sağlamasına vesiledir. Din fabrikası Ortadoğu, fabrikatörleri aynı kandan, soydan gelen Sami ırkıdır. İçinde “din” ve onun getirisi “savaş” kelimeleri geçmeyen hiçbir cümlede Ortadoğu’dan ve Ortadoğuludan bahis geçmez.
Ortadoğulunun kayda değer başkaca herhangi bir ürünü veya meziyeti bulunmaz. İslam derken, peygamberinin çok tecrübeli bir tüccar olduğu bir dinden bahsediyoruz. Siyasi anlaşmalar sonucunda, ya da anlaşma yerine savaş olması durumunda ganimet paylaşımında peygamberin payına düşen yüzdeler, tarifeler açık bir şekilde bu dinin “kutsal” kitabında ilan edilmiştir. Bu paylar sadece maddi değeri olan mallarla sınırlı kalmayıp “mal” kabul edilen kadınlar için de geçerli olmuştur. Din, Muhammed’i düşkünü olduğu para açısından zengin etmekle kalmamış “cariye” zengini de yapmıştır. Bu durum Muhammed’in diğer bireylerden hiçbir farkı olmadığını, nefsine hizmet eden sıradan bir birey olduğunu kanıtlar. Zira uzun süre yoksul bir hayat yaşamış, kendisinden büyük dul, zengin bir kadınla evlenip maddi açıdan refaha kavuşmuş olsa da eşi ölene kadar tek kadınla yetinmek zorunda kalmıştır. Kendisini peygamber ilan ederek toplumda siyasi bir üstünlük elde etmesi ve gölgesinde kaldığı eşinin ölümü ile birlikte kendisini sınırlayacak, dizginleyecek bir faktör kalmadığı için para ve kadına olan iştahını ömrünün sonuna kadar rahatça ve bolluk içinde doyurabilmiştir. Bu doymak bilmez iştahı onu 6 yaşındaki bir kız çocuğunu (Ayşe) eş olarak alacak noktalara getirmiştir. Onunla da kalmayıp nefsi ilk eşi zamanında evlatlık edindiği delikanlının eşini istemiş ancak o zamana kadar evlatlıkların eşlerini almanın yasak oluşu onu engellediği için acele bir vahiy “inme”siyle bu yasağı kaldırmış ve evlatlığını evlatlıktan çıkarıp onun eşini alabilmiştir. Bu defada düğün kutlaması için evi- ne sürekli gelen ve geç saatlere kadar oturan ahalinin gerdeğe girmek için duyduğu aceleye saygı göstermemelerine kızmış ve ertesi gün “Peygamberin evine ziyareti azaltın, ille de kutlamak için gelecekseniz ziyaretinizi uzatmadan erkenden kalkın” ayeti “inmiş”tir. Ayrıca evlenilmesi hoş karşılanmayan Anne-Baba kardeşlerinin çocuklarını (kuzenleri) üstüne basa basa “sadece Peygambere has olmak üzere, başkalarına değil!” helal kılan ayet
“inmiş”tir. Zaten kendisi de inkâr etme gereği duymamış “bana güzel kokular ve kadınlar sevdirildi” diyerek bu zaafının Allah’ın tarafından verildiği ve onun için de doyurulmak için gereken tüm ayetlerin “indir”ildiğini beyan etmiştir. Bu durum tabii ki çocuk yaştayken aldığı Ayşe’yi rahatsız etmiş, eş sıfatının verdiği cesaretle “senin Allah’ın senin cinsel arzularını pek gözetiyor, canın kimi isterse onu elde edebilmen için gereken her şeyi anında temin ediyor” diyerek tepki göstermesine sebep olmuşsa da diğer itiraz ve hoşnutsuzluklar gibi bu da unutulup gitmiştir. Geriye kalana “Peygamber sünneti” denip uygulanmaya devam edilmiştir. Bu sebepten; Müslüman toplumlarda erkeklerin her ne yolla olursa olsun maddi zenginlik peşinde koşup elde etmek için her türlü hile, haksızlık ve yolsuzluğa başvurmaları ve hemen ilk iş olarak varsa evdeki eşlerini boşamaları, genç kızlarla eğlenmeleri mazur görülmenin ötesinde bir “Peygamber sünneti” olduğu için takdir görmektedir. Her yapılan hamlık, dinin bunlara izin verdiği şeklinde yorumlanabilen bölümleri referans gösterilerek kılıfına uydurulabilmektedir.

DİNİ HURAFE VE BATIL İNANÇLARDAN ARINDIRIN!

Dinin hurafelerle dolu oluşu, bataklığın sinek üretmesi gibi bir mekanizmanın ürünüdür. Dine sorulan mantıklı sorulara yine din tarafından verilen mantıksız cevaplara ‘hurafe’ denir. Bizzat din tarafından üretildikleri için muteber dinlerin başlı başına birer hurafeden ibaret olduğu anlaşılır. Batıl inançlarsa aslen muteber dinlerin öncesinden günümüze ulaşan doğruların sembolleridir, din tarafından batıl ilan edilir ve bireyler o inancın temelini bilmedikleri için dinin bu karalaması kabul görür. Batıl inanç konusuna günümüzden somut bir örnek verebiliriz:
Askerlik kuralları ve uygulamaları, toplumda mantıksız olarak görülür ve ancak askerlere eziyet etme amaçlı olduğu sonucuna varılır. Oysa askerliğin en saçma görünen uygulamaları bile asırlar boyu biriktirilen değerli bilgilerden kaynaklanır. Mesela, askerlere sürünerek ilerleme talimi yaptırılır ve sürünme sırasında topukların yere yapıştırılması özellikle beklenir. Yerde sürünmek başlı başına aşağılayıcı bir faaliyet olarak ceza gibi algılanmasına rağmen, üstüne bir de yapılması vücut yapısını zorlayan topuğu yere yapıştırma faaliyetinin istenmesi, askerlerde tepki doğurur ve bu yüzden sürünme emrini en büyük cezalardan biri addederler. Oysa bu egzersiz, hayat kurtarmanın ötesinde savaş kazanıp kaybetmeyi belirleyecek kadar önemlidir. Çok yakın tarihimizde, Kıbrıs savaşında Türk askerleri en büyük zayiatı siperlerde olmalarına rağmen topuklarına aldıkları isabetler yüzünden vermiştir. Savaşta düşman askerinin öldürülmesinden çok yaralanması hedeflenir, zira o yaralanan askere yardım etmek için 3-4 başka asker savaştan düşmüş olur. Aynı mantığa dayanarak ordular düşmanı isabet aldığında öldüren yüksek kalibreli silahları, yaralayan düşük kalibrelilerle değiştirmekte ancak nedenini anlamayanların sığ gözlükleriyle baktıklarında bu durumu saçma olarak değerlendirmelerine yol açmaktadır. Örnekten de net olarak görebileceğimiz gibi, anlamadığımız şeyleri batıl kabul edip üzerinde düşünme gereği duymadan reddetmek, muteber dinlerin hayatımıza getirdiği en büyük olumsuzluklardan biridir.

Hayatın Kullanma Kılavuzu, 2011, Erdoğan MERT, Sayfa 89-92

Ahmet Elden, gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Dini hurafe ve batıl inançlardan arındırın!" Bilinmesi,uygulanması gerekli en anlamlı bir söylem...Yüzyıllardır Ortadoğu'nun cihat çağrılarıyla az önceki söylem gözardı edilmiştir.Sandıklar dolusu sarı altına tercih edilmiştir.Mekke Şerifi Hüseyinî gibi bunun örnekleri çoktur.Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde din devamlı gelir kapısı olarak değerlendirilmiştir.En çarpıcı olanı da günümüzde farklı şekillerde tezgahlara konulup satılıyor ve büyük gelirler elde ediliyor.Tek nedeni, dinde de cehaletin sürdürülmesini destekleyenlerdir.Sonsuz bir kazanç kapısı çünkü.Bu sadece bilimsel ve çağdaş bir eğitimle sonlandırılabilir düşüncesindeyim ben.Güzel ve anlamlı,dikkat çekici bir çalışma.Elinize sağlık Erdoğan bey.Cesur bir yazıydı.Selamlarımla.

Abbas Oğuz 
 28.01.2014 17:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 15054
Kayıt tarihi
: 11.06.08
 
 

Dünyada olumlu izler, hatta eserler bırakma yolunda, yani hayatta karşılaştıklarımı paylaşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster