Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '12

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
1736
 

Dinin bilim düşmanlığı İslam dünyasını bu hale getirdi

Din bilime nasıl bakıyor? Bu sorunun cevabı birkaç gün önce yayınlanan ve bilimle uzaktan yakından alakası olmayan bir blog başlığında yatıyor: “Pozitivist bilim ve onu üreten akıl, cehenneme giden yolu döşemiştir adım, adım”

Bir kere bilim pozitif değilse ona bilim denmez, ilim denir.  Dinde bir bilim düşmanlığı vardır. Şöyle bir geçmişi yoklayın, hep okumuş, öğrenmiş, bulmuş insanlar yakılmış, başı kesilmiş hatta derisi bile yüzülmüştür. Kimler tarafından? Tabi ki bilimi ve bilen insanları düşman görenler tarafından. En yakın örneği 2 Temmuz Madımak Oteli’nde yanan 35 kişi. Bunun üzerinde çok duruldu, fazla uzatmak istemiyorum, ancak, ölenler sanatçılar, şairler, aydınlık genç insanlardı. Onları öldürenler de tinerci filan değildi. Aksine din adına sloganlar atıyorlardı.
 İtalyan Giordano Bruno, Dünya Güneş çevresinde dönüyor dedi diye Papalık tarafından yakılarak idam edilmiştir. Sebep, dini öğretilere uymuyor.

Sözünü ettiğim yazı başlığında görüldüğü gibi yazan kişi bilimle uğraşan insanları cehennemlik olarak değerlendiriyor. Bu durum ne kadar inkar edilirse edilsin din içinde var olan, genel ve yanlış bir kanıdır. Birçok kişinin bildiği gibi, bunları söyleyince cevap hazırdır: “Bilim düşmanlığını kabul etmiyoruz. Peygamber efendimiz ilim Çin’de bile olsa gidip öğrenin buyurmuştur.”
 Din, bilimsel buluşları önce engellemeye kalkar. Gereksiz der, küçümser, aşağılar, ama başa çıkamayacağını anlayınca sahiplenir. Higgs Bozonu bulundu. Merak ediyorum, bakalım ne diyecekler o konuda. Evrim teorisi konusunda da benzer bir durum gelişiyor şu sıralar. Bazılarının dediğine göre Evrim teorisi Kuran’da yazıyormuş.
 Sonuç olarak Din, bilim önünde hep bir takoz olarak durmuştur. Her gelinen noktada durmasını istemiş, ama bilim durmamış ve durmayacaktır.
 Özele gelelim. Peki Müslümanlıkta hep böyle miydi? Hayır. 1100 yılına kadar, yani 622’den itibaren yaklaşık 500 yıl Müslümanlıkta çok büyük bilim adamları yetişti. Dünyaya büyük yararları oldu. Geçmişten gelen bilim zincirinin halkaları oldular. Şüphesiz bilim onların zamanında başlamadı. Geçmişten gelen bilgileri alıp, geliştirip, sonraki nesillere aktardılar. Bu anlamda üzerlerine düşen görevi yaptılar.

1100 yılında ne oldu da herşey birdenbire tersine döndü?

İmam Gazali isimli bir İslam filozofu ve felsefesi ortaya çıktı. Gazali bilimi üçe ayırdı: Yararlı olanlar, zararsız olanlar ve zararlı olanlar. Evet, artık bilimin zararlı olan bir bölümü vardı. Gazali diyordu ki: “Gemiciliği geminizi yürütecek kadar öğrenin. Daha fazlasına gerek yoktur. Su gemiyi neden kaldırıyor gibi bir soru sormak Allah’ın işine burnunu sokmaktır. Bunu yaparsanız günaha girersiniz.”
 Özet olarak söyleyebileceğim Gazali Felsefesi buydu. Hal böyle olunca bilim adamlarının çalışmalarını destekleyen krallar, halifeler bir anda ortadan yok oldu. İnsanlar günaha girme korkusu yüzünden bilimle uğraşmaz oldular. Müslümanlık geçirdiği zengin 500 yıllık bir dönemden sonra karanlığa gömüldü.

Bugün aynı zihniyet devam etmektedir. İşte başlıkta görülüyor. 'Pozitif bilimler ve onu üreten akıl, insanı cehenneme götürür' diyor.. Hıristiyanlık Rönesans ve Reformu yaparak Ortaçağ karanlığından çıkabildi ve bilim bayrağını yüksellti. Ama İslam dünyası Gazali’nin öğretisine devam etti. Bu zihniyet yüzünden bugün insanların kullandığı bütün araç gereç, Batı dünyası tarafından bulunmuştur. İslam dünyası da onları alıp kullanmak için büyük paralar ödemek zorunda kalmıştır. İslam dünyası böyle giderse her zaman fakir, edilgen ve bağımlı olarak kalacaktır. Son zamanlarda tohumluklarda ve genetik bilgisinde tümüyle dışarıya ve özellikle İsrail’e bağımlı olmakla varlığını sürdürebilmesi bile tehlikeye girmiştir. Genetiği Değiştirilmiş Tohumluklar bir kez ekilebilir, ondan tohumluk alınamaz, bir kez ekilince daha sonra toprağa ondan başka tohum ekilemez, birkaç yıl içinde toprak da zehirlenir ve hiç ekilemeyecek duruma gelir. Sonuç açlıktan ölmek veya çıkabilmesi mümkün bir savaşta yiyecek bulamamaktır.

Bu zihniyet aradan geçen 900 yıl içinde İslam dünyasını tüketip dibe vurdurmuştur. Bu durum böyle devam etmemeli. Aksi takdirde  hiçbir zaman toparlanamama durumu söz konusudur. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dinin bilim düşmanlığına bir şey söyleyemem. Adam dindardır ve ondan "benim yoğurdum ekşidir" demesi beklenemez. Önemli olan laik devlet anlayışının bilim düşmanlığıdır. Laik devlet din ile bilimi eşit tutar hatta eşit tutmakla da kalmaz "din sosyal bir ihtiyaçtır" yalanını da ileri sürer. Anayasa gereği laiklik devletin karakterini, niteliğini belirleyen temel esastır. Siz hiç karakterini, esasını bilim devleti olarak tanımlayan bir devlet gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü bilimi esas kabul eden devlet din ile bilim arasında bir tercih yapmış olur. Bunu ise Gazali değil, laiklik saçmalığından nemalanan kimse istemez. Siz göremiyorsunuz ama laik devlet bilgi çağında dini dogmalara meşruiyet kazandıran, onların egemen kalmasını hedefleyen, aydınlanma çağına takoz koyan bir zihniyettir. Bruno'yu yakan devlet neden laiklik ilkesini bSevgi ve selamlarımla

Matilla 
 06.02.2013 7:30
Cevap :
Laikliği bir dönem olarak kabul etmek gerekir. Evrimde olduğu gibi, her şey bir anda olmaz. Maymundan insan çıkmaz. bundan 90-100 yıl öncesini düşünecek olursak hiç de kötü bir çözüm değildir. Çok tanrılı dinden tek tanrılı dine geçiş gibi, diğer tarikatları eleyip sünniliği yüceltmiştir. Elbette yerine daha iyisi gelmelidir. Yazınızın sonu yarım kalmış. Saygılar sunarım.  07.02.2013 22:20
 

http://www.youtube.com/watch?v=Hu1HWb-Iop4

Hasbihalci 
 05.02.2013 15:55
Cevap :
Yukarıdaki videoya yazıyı yazdıktan sonra ulaştım. sunucu tam yerini anlatıyor.  05.02.2013 23:16
 

Çok net analiz arkadaş...İslamı aydınlatarak müslümanlara iyilik yapıyorsun ama taşlayan yine olur...Bu arada Tavuş kuşuna takan anti-evrimci arkadaş tekrar o kuşla ilgili blog yazmış ve ikince kez yanıltıcı refarans vermiş. Kendisine bunu ve cevaben bir yazılmış bloğum olduğunu hatırlattım ama tık yok... Çokta pişkin bir şahıs... Editörler tarafından kıyakta geçilen biri...Bizler görmesek bile bilim elbet üstün gelecektir.Sağlıcakla

Süleyman Akyürek 
 02.02.2013 4:13
Cevap :
Sayın Akyürek,tespitleriniz doğru. Boşuna kulaklarını tıkamış birini koymadım yazıya. Gözleri kapalı, görmüyorlar, görmek istemiyorlar. Yazınıza bir dafa daha baktım. Dediğinz gibi çok pişkin bu arkadaşlar. hiçbir şey duymamış, olmamış gibi devam ederler. Bu yazılar bilim diye nitelendirilmemeli ama ne yazık ki kategorisine bilim yazınca bilim olarak kabul ediliyor. Bilim kanıt ve gözlem ister. "Bu kanat ne kadar da güzel, tesadüfen olamaz" demek bilim değildir. Burada defalarca yazdıkları şeylere defalarca cevap verdim. Nafile. Yazıda dikkat edecek olursanız, 1100 yılı öncesi, bilimin ilerlediği dönem İslamiyetin çıkışından sonraki 380 yılı kapsar. İslamiyetin yayılması da uzun sürdüğü için süre daha da kısalır. Bilimle uğraşan bu kişiler ve bulundukları yerler aslında o zamanlar islamiyetin tam etkisi altına girmemişti. Gazali, bir birikim sonucu ortaya çıktı. Bugün dünyada Gazali felsefesi geçerlidir. Katkınız için teşekkür ederim. Saygılar sunarım.  03.02.2013 2:41
 

Çok doğru sözler söylüyorsun da, bazıları da :"Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük..." deyip söylemlerine devam ediyorlar. Gerçek bilime sırt dönmekle, ne bilim kaybeder, ne din kazanır. Bir kazanan varsa o da cahilliktir. Veyl olsun o cehalet trenine binenlere. Teşekkürler.

Erdal Ceyhan 
 30.01.2013 13:18
Cevap :
Onlar düdük öttürmeye devam etsinler. bu yazılar zaten onlar için değil, belki biraz düşünür de, yahu bu adam doğru söylüyor diyenler, yani sizin gibi kişiler için yazılıyor. Akıl, doğru düşünce, günün birinde onlara üstün gelecek. Çok teşekkür ederim. Saygılar sunarım.  30.01.2013 18:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6441
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster