Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '07

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
942
 

Dinlemek sanattır

' Konuşmak bir gereksinim, dinlemek ise bir sanattır.' (Goethe)

Günlük hayatımızda en önemli etkinliklerimizden biri iletişimdir. Bir çok nedenle kendimiz ve diğer insanlarla iletişim kurarız. Ancak öyle anlar vardır ki; kendimizi anlatamadığımızı veya bir türlü anlaşılmadığımızı düşünür bazen de karşımızdaki ile bir türlü ortak bir noktada buluşamadığımızı fark ederiz. Hatta bazen herkesin konuştuğu ama hiç kimsenin dinlemediği ve dolayısıyla anlaşılmadığı durumlarla karşılaşırız. Genellikle otomatik olarak kullandığımız iletişim becerimizin böylesi çıkmazlara girmesi Neden? Ve bu sorunun üstesinden nasıl gelinir?

Her konuda olduğu gibi iletişimin de kendine özgü kural ve kaideleri vardır, bunlara uyulmadığı taktirde iletişim kazalarına maruz kalırız. Bu kuralların başında iletişimi otomatizmden kurtarmak ve bilinçli bir eyleme dönüştürmek gelir. Bu konudaki farkındalığımız; araştırma, öğrenme ve bilgilenme ile artmaktadır.

Kavram olarak İletişim; simgeler aracılığı ile bilgilerin, düşüncelerin, duyguların biriktirilip aktarılmasının ve alışverişinin ortak ve değişik zaman ve mekan boyutlarında gerçekleştirilmesidir.

BIÇAKÇI’ya göre İletişim; kaynaktan alıcıya iletinin aktarılması sürecidir. Bu süreç tek yönlü ve çift yönlü olabilir. İletişimi başlatan kaynağın egemenliğine dayalı otoriter nitelikteki bir süreç tek yönlüdür. Kişiler arası iletişim eylemi olan çift yönlü iletişim ise, yüz yüze ilişkilerde kaynağın hedefi, hedefin de kaynağı etkileyebileceği fiziksel bir iletişim olanağı sunar. [i] Çift yönlü iletişimde insansal paylaşım ve ortaklık söz konusudur.

ZILLIOĞLU’na göre İletişimde temel amaç; çevre üzerinde etkin olmak, başkalarının tutum ve davranışlarını belirlemek ve değiştirmektir.[ii] veya karşımızdakinin benliğini kabul ederek onu anlama etkinliği olarak da tanımlanabilir. Anlamak için ise dinlemek gerekir.

CARNEGE’ye göre dinlemek; bir konuşmaya, bir sese kulak vermek, duymak, işitmek. Dinlememek ise; aldırmamak, önem vermemek, hesaba katmamak, denileni yapmamaktır.[iii]

Dinlemek anlamaya yönelik gönüllü bir çabayı gerektirir. Çoğu kimse karşısındaki kişinin ne söylemek istediği ile ilgilenmez, aksine kafasındaki fikir ve düşünceleri karşısındakine aktarmaya çalışır. Bu karşımızdakinin söylediklerinin yalnızca bir bölümünü işitmemize yol açar. Üstelik karşımızdaki kimse daha sözünü tamamlamadan hemen kendi fikir ve delillerimizi ortaya koymaya çalışırız. Bu hem karşımızdakinin mesajını eksik algılamamıza ve hem de duygularına daha az önem vermemize yol açar. Böylece bilmeyerek karşımızdakini incitmiş oluruz. Unutulmamalıdır ki; sözünün kesilmesinden hoşlanan bir insanoğlu yoktur. Bu durum bize her şeyden önce iyi bir dinleyici olmamız gerektiğini ortaya koyar.

‘ Lafını önce pişir sonra düşür.’ (anonim)

EREN’e göre bir kimse mesaj aldığı birine cevap vermeden önce aldığı mesajı kelime ve duygular bakımından tekrarlamalıdır. Mesaj gönderenin durumunu alıcı kendi kelimeleriyle re-formüle ederek anladığı esası karşısındakine ifade etmelidir. (geri bildirim)[iv]

Bilginin doğal sonucu konuşmak, bilgeliğin ayrıcalığı ise dinlemektir. (Oliver Wendell Holmes)

Esasen iyi bir konuşmamın da ön koşullarından biri iyi bir dinlemedir. Çünkü; İyi bir dinleyici olmakla bir anda iyi bir konuşmacı haline geliverirsiniz. Sağlıklı bir iletişimin gereklerinden ikisi de aktif dinleme ve empatidir. kişiler arası iletişimde alıcı mesajı algıladığını kaynağa geri bildirim yolu ile iletebilir. Anladığını geri bildirim yolu ile belirten kişi aynı zamanda iyi bir dinleyicidir. Dinleme genel anlayışın aksine edilgen olmaktan çok etkin bir süreçtir.

Aktif dinleme iletişimde bulunduğumuz kişiye akıl vermek, yol göstermek yada onu eleştirmek değildir. Bir kişiye köklü çözümleri kendisinin bulması yönünde yardım edilirse gerçek bir katkı yapılmış olur.

Empati iletişimde bulunduğumuz kişiye anlayışla ve özenle yaklaşmayı öngörür. Aktif dinlemenin bir sonucu olan duygu-sezgisel (empatik) dinleme, iletişimde bulunduğumuz kişinin söylediklerinin değerlendirmesini yapmadan, sorununu ve neler hissettiğini anlamaya yönelik bir çabadır.

Aslında iletişim süreci; düşünsel ve duygusal yaşantımızın bir dışavurumudur. Çünkü Dil, bilinç ve duygular arasında sıkı bağlar söz konusudur.

HANÇERLİOĞLU’na göre dil insanlaşma sürecinde, bilinçle birlikte var olmuş ve onunla karşılıklı etkileşerek gelişmiştir. Dilsiz hiçbir düşünce var olamaz. İnsan kendi kendine düşündüğü zaman bile ancak sözcüklerle, eş deyişle dille düşünebilir.

Dil bilincin ve düşüncenin araçsız gerçekliğidir.[v]

BALTAŞ’a göre duygusal zeka esas olarak iki yetkinliğin bileşkesidir. Bunlardan birincisi kişisel yetkinlik, ikincisi ise sosyal yetkinliktir.

Kişisel yetkinlik; kendisiyle ilgili farkındalık (duygusal farkındalık, kendini değerlendirme, özgüven), kendini yönetme (kendini kontrol, güvenilirlik, esneklik, yeniliklere açık olmak, kontrol odağı kendi içinde olmak), motivasyon (başarı yönelimi, bağlılık, girişimcilik, iyimserlik) bileşenlerinden oluşur.

Sosyal yetkinlik; empati (diğer insanları anlama, başkalarını geliştirme, hizmete yönelik olma), sosyal beceriler (iletişim, etki yaratma ve etkileme, çatışma çözümü, işbirliği, ekip çalışmasına yatkınlık, liderlik, ilişki kurma, gücünün farkında olma) bileşenlerinden oluşur.[vi]

Sözün özü; iletişim iç dünyamızın fotoğrafı ise bu fotoğrafın nasıl olmasını isteriz?İletişim sosyalleşmemizin aracı ise empati ve aktif dinleme ile nasıl bir nezaket bekliyorsak onu önce vermemiz gerekmez mi? Bu nezaketin Telefon, İnternet vb. gibi iletişim araçlarında da kullanılması gerekmez mi?

Ölçü: Madem iki gözün, iki kulağın ve bir ağzın var, O halde; iki dinle, iki izle, bir söyle (anonim)
söz gümüş ise sukut altındır (anonim)

Yazımı bir bilgelik öğrencisi ile hocası arasında geçen diyalog ile sonlandırmak istiyorum. Öğrenci hocasına sorar;

-Hocam bir toplulukta akıllı bir insanı nasıl ayrıt edebilirim?
-Akıllı insan az konuşur.
- Hocam ya biri hiç konuşmuyor ise?
- Nerede o kadar akıllısı !

Sevgi ile kalın.


[i] Yrd.Doç.Dr. İlker BIÇAKÇI, İletişim ve Halkla İlişkiler, MediaCat Yayınları, 2000
[ii] Prof.Dr. Merih ZILLIOĞLU, İletişim Bilgisi, Anadolu Üniv. Yayınları, 2003 Eskişehir
[iii] Dale CARNEGE, Etkili konuşma sanatı, Öteki Yayınları
[iv] Prof.Dr.Erol EREN, Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi, 7. Baskı, Beta, 2001, İst.
[v] Orhan HANÇERLİOĞLU, Ruhbilim sözlüğü, Remzi Kitapevi , 93, İst.
[vi] Prof.Dr. Acar BALTAŞ, Ekip Çalışması ve Liderlik, Remzi Kitapevi, 4.basım. 2002

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 629
Kayıt tarihi
: 15.08.06
 
 

1968 Hakkari doğumluyum. Elektrik Önlisans, Halkla İlişkiler Önlisans, İktisat Lisans, Sosyoloji ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster