Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
301
 

Dinlememek Üzerine, Neden Dinlemiyoruz?

Dinlememek Üzerine, Neden Dinlemiyoruz?
 

Dinlemeyen Toplum!


Son zamanlarda özellikle toplumda ve kendimde gözlemlediğim bir davranışı irdelemek istiyorum, dinlememek! Çoğumuz karşımızdakini dinlerken başka şeylerle ilgileniyor, onu önemsemiyor ya da dinlediğimizi hissettirmiyor, dinlermiş gibi yapıyoruz.  Hatta birimiz konuşurken bile diğerimiz başka şeylerle (cep telefonu) ilgileniyor. İletişim kurmanın en önemli araçlarından biri olan dinleme davranışını ıskalıyoruz. Uyumadığımız zamanın % 80’ini iletişim kurarak, bunun %45’ini de başkalarını dinleyerek geçiriyoruz. Bu sonuç, “insanların okumaktan, yazmaktan veya konuşmaktan” ziyade daha çok dinlediklerini göstermektedir.

İnsanlarla sağlıklı iletişim kurmak iyi bir dinleyici olmaktan geçiyor. Peki dinleme nedir neyi kapsar? TDK sözlüğünde dinlemek; 1. İşitmek için kulak vermek, 2. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak, 3. Uymak, baş eğmek, itaat etmek, anlamlarına gelmektedir.

İyi dinleme eylemi ise karşıdakinin ne söylemek istediğini dolayısı ile ne düşündüğünü ne hissettiğini ve ihtiyacını anlamaya çalışmayı kapsar. İnsan yaratılışı gereği sosyal bir varlık olarak çevresiyle iletişim kurmak zorundadır. İnsanın çevresi ile iletişim ve etkileşim kurma olgusunu şekillendiren duygu, düşünce ve hayalleridir. İletişim, hayatın her alanında ve anında sözlü, sözsüz biçimde gerçekleşen bir alma, aktarma ve tepkide bulunma eylemidir. İletişimin içeriğini oluşturan sözcük, işaret, sembol, hareket gibi somut unsurlar ve soyut bilgi, duygu, düşünceler bir ileti olarak dil yetenekleri ve beden dili yardımıyla çevreden alınır, anlamlandırılır ve karşı tarafa aktarılır. İletişim anlama, anlaşma/anlaşılma ve anlatma gibi ihtiyaçlardan doğar. Topluluk içinde yaşayan her birey çevresine kendini anlatmak ve onları anlamak zorundadır. İnsan bahsedilen ihtiyaçlarını, duygu, düşünce, dilek ve tasarımları aktarma ve ortaya koyma aracı olan dil becerilerini (okuma, dinleme, konuşma, yazma) kullanarak karşılar.

Dünyaya gözlerini açtıktan sonra da ilk dönemlerde dinleme, insanın öncelikli davranışıdır. İnsanlar yaşamlarını sürdürmek için beslenmek, aile, eş ve arkadaşlık gibi yakın ilişkiler kurmak, çalışmak, çocuk yetiştirmek, iletişime geçmek, tepki göstermek vb. zorundadır. Bu eylemleri gerçekleştirmek ve bu faaliyetlerde başarılı olabilmesi, yaşam kalitesini artırması için çevresini dinlemesi gereklidir.

Dinleme; oluşum, sergilenme ve etki açısından çok boyutlu bir davranış örüntüsüdür. Karşımızdaki kişiyi dinleme, okunan bir metni dinleme, tartışmaları dinleme, karşılıklı konuşmaları dinleme, mesleki ve akademik konuşmaları (konferans, panel vb.) dinleme, elektronik kaynakları dinleme vb. Birey içinde bulunduğu toplumun kültürel kimliğini kazanırken, ana dili becerilerini (dinleme, konuşma, okuma ve yazma) kullanmakta,  bireysel olarak da gelişmektedir.

Eğer karşımızdakini dinleme bu kadar önemliyse neden daha iyi dinleyiciler olamıyoruz?

Dinleme zorluğu çekmenin altında yatan nedenlerden biri fizyolojik. Dakikada 400-600 kelime dinleme kapasitesine sahipken konuşma kapasitemiz yaklaşık 125 kelime olması karşımızdaki kişi konuşurken bize başka şeyler düşünme fırsatı veriyor. İyi bir dinleyici olmamamızın diğer nedeni de yetersiz eğitim. Okullarda çocuklara okuma, yazma ve konuşma öğretiyoruz. Yetişkinler hızlı okuma, topluluk önünde konuşma gibi kurslara katılıyorlar. İletişimi artırmak için yaptığımız bunca çabanın yanında, iletişimin en önemli unsurlarından biri olan dinlemeyi nedense unutuyoruz.

Farkında değiliz, kendi iç iletilerimize odaklanıyoruz, dinlemenin ne demek olduğunu bilmiyoruz, İletişimin etkili kısmının konuşmak olduğunu zannediyor, her şeyin en iyisini biz biliyoruz, dinliyormuş gibi görünme alışkanlığımız var, dinlemenin, bizden kaynaklanacağı kısmını gerçekleştiremeyecek kadar benliklerimizden uzağız.

Diğer nedenler ise; sabırsızlık, hemen sonuca gitme isteği, araya girme, dinlenilen konuyla ilgili akılda bir şeylerin olması, soru sormayı bilmeme, soru sormaktan kaçınmak, algıda seçicilik(işimize geleni dinleme), karşıdaki kişiyle olan ilişkinin kalitesi (sevmeme, hoşlanmama), ağır iş yükü veya veri yükü, çözemediğimiz, altında kaldığımız sorunları sürekli düşünüyor olmamız…

Son söz; “Konuşmak bir ihtiyaç ise, dinlemek bir sanattır.” Goethe

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dinleme konusunda iyiyimdir. Dinlemeyi saygı olarak kabul ederim.

Kerim Korkut 
 24.11.2017 16:48
Cevap :
Hem saygı olarak kabul edilmeli çok doğru bir lfade ayrıca ben dinlemeyi öğrenmek olarak kabul ediyorum, selamlar Kerim bey.  25.11.2017 11:16
 

Sosyal çevremiz(en azından benim) dinlemekten çok konuşmayı seven insanlarla dolu. Ben biriyle sohbet ederken beni aktif dinlemediğini ve kendini devamlı konuşmak için hazırladığını hissedersem genellikle konuşmayı bırakıyorum. Bırakıyorum ki karşımdaki kendini bir güzel tatmin etsin. Sadece dinliyorum. Dinlerken karşımdakinin karakter analizini yapmaya çalışmaya bayılıyorum(kendimce). Yine akademik makale tadında bir blog olmuş emeğinize sağlık. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 23.11.2017 1:41
Cevap :
Toplumsal olarak doluyuz ve herkesin sorunları ve anlatacak bir şeyleri var. Aslında insan yaşlandıkça konuşmayı daha çok sever ama bizde bu durum her yaş için patolojik bir hal almış, çevremde tanıdığım insanlar var hayatında bir satır yazı okumamış her şeyi bilir tavrında sürekli konuşuyor. Anlaşılıyor ki siz özel ve iyi bir dinleyicisiniz, seçilmişsiniz :) Teşekkür ederim, selamlar, saygılar.  23.11.2017 9:14
 

İki dinle bir konuş, söz gümüş sükût altın. Ama değindiğiniz gerekçeler dışında bir de kendimizi dinlemek var. Başkasına dinletmek değil tabii. Hani kendine ne kadar kulak kabartsa, iç sesini ne kadar dinlese, kendiyle baş başa kalmayı ne kadar çok sevse iş kendiliğinden gelişecek.Doğa da biraz aynı şeyi söylüyor doğrusu bana. O ıslık gibi inceden biten patikalar ve üstüne çökmüş bulutlara... bakınca susmak ve sadece dinlemek istiyorum.İstiyorum da...Tastamam istemekle olsa:) Selamlar, sevgiler...

üç nokta 
 22.11.2017 15:25
Cevap :
Deyim, yazı ile çok örtüşmüş, insan iç sesini de akort etmeli nitelikle hale getirmeli, iyilikle donatmalı yoksa o da kötülüğü seslendirir bize. Doğanın kendine ve aklına sığınmalı önermenize katılıyorum. çok renkli senkronize sesler duymak adına istemeliyiz ve başarmalıyız. Şiirsel ve felsefi içerikli yorumunuza teşekkür ederim. Sevgi ile kalın, selamlar.  22.11.2017 16:16
 

Değerli kardeşim, bu yazıyı okumaya başlayınca istemeden kendi kendime biraz gülümsedim. "Ben hangi kategoriye girerim." diye. Doğrusu çevremde bana çok konuşuyor çok gülüyorsun deyorlar. Sevgiler.

Şahin ÖZŞAHİN 
 21.11.2017 22:16
Cevap :
insanın yaşı ile konuşma isteği arasında doğrusal bir korelasyon var. Sizi anlıyorum Şahin hocam, teşekkürler, sevgi ile kalın.  22.11.2017 9:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 814
Toplam yorum
: 3537
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2337
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster