Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1118
 

Dinler öldürmeyi emreder mi?

Dinler öldürmeyi emreder mi?
 

Din olgusunun amacı nedir? Yaratıcıya iman nedir? Dinin toplum yaşamındaki yeri ve önemi nedir? En önemlisi "din" ile yaratıcı tarafından sağlanmak istenen nedir?

Buna benzer yüzlerce soru üretebiliriz. Oysa ki geçmiş çok tanrılı dinlerden, günümüz semavi (müslümanlık, musevilik, hristiyanlık) dinlerine kadar tüm dinlerin temel felsefesi "sevgi" dir. Önce yaratıcıyı sevmek, yaratandan dolayı onun yarattığı insanları (tümüyle ve ayrım yapmadan), hayvanları, bitkileri, doğayı, dünyayı ve hatta alemi sevmektir. Çok sevdiğin yaratıcının yarattığı her şeyi korumak, ona zarar vermemektir.

Bu hoşgörü ve iyilik anlayışı, aynı zamanda toplumsal sosyal yaşamı da düzenler. Toplumsal kurallar, hoşgörü, sevgi ve iyilik üzerine kurulur. Böyle olunca da kötülük bertaraf edilir. Hiç bir dinin bu mantıkta olmadığını iddaa edebilecek kişi var mıdır?

Gerçek yaşama geldiğimiz de ise bu durum değişir. Bilinen dinlerden osiris, atlantis ve maya uygarlıklarından bu yana, dinler hep birileri tarafından kullanılmıştır. İskenderiye'de hıristiyanlar, agarta inançlarını yok edip, rahiplerini ya öldürmüş, ya da sürgün etmiş ve tarihin en büyük yazılı hazinesi "Büyük İskenderiye Kütüphanesi"ni yakmışlardır. Ardından da İskenderiye'de bulunan museviler aynı şekilde yok edilmiştir. Peki ne amaçla? O dinin yöneticilerinin, rakip olabilecek bir inanışa olan hazımsızlığıdır.

Ben burada sadece hıristiyanları suçlamak niyetinde filan değilim. Tarih boyunca dinler, kardeşlik, barış ve sevgi yerine, insanlara kavga aracı olarak sunulmuştur. Müslümanlara karşı haçlı seferleri, dini yayma adına Emevi seferleri ve bugün dahi Filistin'de Yahudilerce sürdürülen Müslüman kıyımı. Yani insanlar, dini için kendi gibi inanmayan insanları öldürmeyi, kendilerince bir hak bilmişlerdir.

En güzel örnek Kudüs'tür. Kudüs, 3 semavi din tarafından da kutsal olarak tanımlanmış bir bölgedir. Kudüs için tarih boyunca sayısız savaşlar yapılmış, binlerce insan ölmüştür. Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından sırayla ele geçirilmiş ve nihayetinde bugün Yahudilerin kontrolündedir. Ve hala Kudüs için insanlar ölmeye devam etmektedir. Ama hiç kimse çıkıpta; "Madem Kudüs 3 semavi din içinde kutsal, demek ki gerçekten kutsal bir yerdir. Burada kan akıtmak doğru değildir. Burayı ilahi dinler merkezi yapalım. Hıristiyanlığın merkezi Vatikan, Müslümanlığın merkezi Mekke gibi, burasıda ilahi dinler merkezi olsun. Her dinin ibadethaneleri, temsilcileri, araştırma enstitüleri bulunsun. Dinler arası bir diyalog kurulsun." dememektedir.

Çünkü semavi dinleri yöneten ve bundan çıkar sağlayanlar böyle bir şeyi istemezler. İnsanlar, kendilerine dinlerinin emrettiği "sevgi" kavramını farkeder ve birbirlerini öldürmezlerse, bu işten iktidar ve kaynak sağlayanlar yok olacaktırlar.

Tıpkı bugün ülkemizde, dini siyasi bir alet olarak kullanarak, insanların dini duyguları üzerinden iktidar sağlayıp, bunun nimetlerinden faydalananlar gibi...

Tıpkı Dan Brown'ın kitaplarında bahsettiği, rahip kitleleri tarafından bilim adamlarının katledilmesi gibi...

Tıpkı bir zamanlar Hitler faşizmi tarafından soykırıma uğrayıp, envai işkencelere maruz kalan Yahudilerin, bugün yönetenleri tarafından müslümanlara aynı işkenceleri uygulaması gibi...

Tıpkı insan oğlunun, madenler çıkartmak, hazineler keşfetmek, karnını daha fazla doyurmak, köşkler, evler yapmak için doğayı, bitki örtüsünü, hayvanları yok etmesi gibi...

Oysa ki başta da söylediğim gibi, hiç bir din öldürmeyi emretmez. Çünkü her dinin temeli, yaratıcı ve onun yarattıklarını sevmek üzerine kurulmuştur. (Tahribatları öngörmüyorum) Özellikle de bizim dinimiz islamiyet, her fırsatta yaradan ve yarattıklarına sevgiden bahseder.

Öyle ise, nedir biz insanlardaki bu büyük kin?

Sözlerimi Yunus Emre ise tamamlamak istiyorum;

"Yaradılanı sevdim, yaratandan ötürü"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Daha okuduğunuzu anlayamamışsınız ve ecdadıma hakaret diye vermişsiniz veriştirmişsiniz.... Size orada anlatılanı bir kaç kez daha okumanızı öneririm. Defaatle okuyunuz. Zira o metin sadece normal bir yazı değil HUKUK DİLİ ile yazılmış bir metindir. Eğer Mustafa Kemal ATATÜRK'le ilgili bir endişeniz varsa bir önceki yazımı okumanızı öneririm. Bizi ATA'sına hakaret edecek şerefsizlerden sandın galiba. Dahi Cennet Mekan VAHDETTİN HAN'ı dahi biz vatan haini olarak tanımlamadık. Sayın Ecevit'in de dediği gibi o vatan haini değildi. O da benim ATAM'dır ben uzaydan gelmedim. Kökleri olmayan soysuz bir ağaç da değilim. Ancak inönü'ye gelince o bahsi diğer. ATAMI bir gün olsun üzmüş olan herkes kusura bakmasın benim lanetimle baş başa kalır. Tekraren soruyorum bizler acaba İngilizleri kovmakla hatamı yaptık. Bana sadece EVET hata yaptınız demeniz yeterlidir.

Atila SARUHAN 
 07.10.2010 20:45
Cevap :
Ben seni gayet iyi anlıyorum ve emin ol anlama kapasitemde gayet iyidir. Ben senin asıl hedefinin kim ve ne olduğunu da biliyorum. Seni tekrar üslubun konusunda uyarıyorum. Aksi halde sana yanıt dahi vermeyeceğim. Sizin yazı dilinizin hukuk ile uzaktan yakından alakası yoktur. Her fırsatta ağzında "şerefsiz, beyinsiz, kafasız" kelimelerini dolaştıran birinden, nasıl bir hukuk dili beklenir. Evet benim köküm Türk'tür. Köküm Osmanlıya, Selçukluya, ordan da Hunlara ve Göktürk'lere dayanır. Sorunuza gelince; sizin gibi düşünseydim "evet" hata yaptınız derdim. Sadece ibadet edip, işgal altında yaşamak benim için sorun olmasaydı; "evet" derdim. Ama sizin gibi düşünmüyorum ve "hayır" diyorum. Benim özüm ve ruhum, atalarımın olduğu gibi bağımsızlık ve özgürlükten yanadır. Ne İngilizi, ne de şimdi çok sevdiğiniz ABD'si, beni manda yapamayacaklar. Ne siz ne de bir başkası, Atatürk Cumhuriyetini yıkamayacak. Bizler dimdik ayaktayız...Bu arada eminol iyi bir müslümanım. Takvamı Allah bilir...  19.10.2010 18:31
 

İngiliz uşağı mı olacaktım...??? Lozan'ı okumamışsınız anlaşılan.... Sadece mezarlıklar bahsini okumanızı tavsiye ederim. Lord kürzon'un inönüye git paşa çizmeni giy gel dediği bölümü ve Osmanlının altın madenlerinin üzerine yaptığı ve bu topraklar bizim dediği bölümü... Demek ingiliz uşağı olsaydım dinimi yaşıyamayacaktım öylemi...??? İngilterede camiler kapalı ve üniversitelerine türbanlı kızlar giremiyorlarmı diyorsunuz... İngilterede Kur-an'ı Kerim okunması yasakmı...??? Ezanlarmı susturuluyor...??? Yoksa kraliyet sarayında iftar mı verilmiyorda bu iftar çankaya köşküne mi kalıyor....??? Allah diyenleri hapse mi atıyorlar... Acaba bu gün ingiliz yönetiminde olsaydık müslümanlara da bu denli baskıları ingilizler yapsaydı bu millet bu denli hoşgörü gösterebilirmiydi sanıyorsunuz...??? Bunca eziyet, baskı ve hukuksuzluğu ingilizler yapsaydı acaba bu millet bu kadar müsamahakar olurmuydu dersiniz...??? Biraz insaf desem hatamı ederim... İngilizi kovduysak hata mı ettik....???

Atila SARUHAN 
 04.10.2010 22:15
Cevap :
Cumhuriyetin ilk yıllarında kimilerince yapılmış bir takım yanlışları, benim ecdadıma mal ederek, İngilizlerin işgalini dahi daha iyi nitelemeniz, sizin fikirleriniz ile kesinlikle uyuşamayacağımzın delaletidir. Ayıptır ayıp. Bu ülkede ezan hiç bir zaman susmamıştır. Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını, yıllardır islamiyet düşmanı olarak yanıstan İngiliz zihniyeti ve sizin gibi alet olanlar, işte o Atatürk'ten intikam peşindedir. Arkadaşım işgal altında cuma namazı kılınmayacağını biliyorsun değil mi? Üzgünüm ama zaten milli mücadele döneminde de sizin gibi düşünenler İngiliz'in yanındaydı. İstanbul'da cuma hutbelerinde Yunan askeri Allah'ın bir lütfu olarak anlatılıyordu. Özgürlük için savaşanlar ise Atatürk ve onun silah arkadaşlarıdır. Sizi şanlı ecdadıma hakaret etmekten men ederim ve şiddetle kınıyorum...  05.10.2010 15:53
 

TÜRK'lere karşı özel bir düşmanlığım yok. Adıma baktığınızda ne demek istediğimi de gayet iyi anlarsınız. Ancak TÜRK'çülük adı altında geçmişte Osmanlıda ve bu gün TÜRKİYE'de fitne çıkartan bir güruhtan bahsediyorum. Öyleki ellerinde bir takım ölçüler kendilerince TÜRK tarifi yapan TÜRKLER'i de bir şekilde dünyaya rezil etme gayretinde olan bir güruh. Bu iki TÜRK arasındaki ayrımı Mustafa Kemal ATATÜRK çok güzel ifade etmiştir. NE MUTLU, TÜRKÜM DİYENE diyerek. Onun tarif ettiği TÜRK benim mensup olduğum MİLLETİM'dir. Ancak NE MUTLU, TÜRKÜM DİYENE'den Ne Mutlu TÜRK Olana gibi bir sonuç çıkartan ve TÜRK'lüğü ATA'sının tanımının dışında kafatasçılıkta arayan bir güruhun ne benimle nede soyumla bir alakası yoktur. Bunu geçmişte Sayın GENELKURMAY BAŞKANI'mız da ifade etmiş ve yine aynı TÜRK'ler tarafından homurtularla karşılanmıştı. TÜRK'lere hakaret ediyormuyum'a gelince.... Aslında hata ediyorum. İşte bu TÜRK'lere hakaret edecek kadar bile adam yerine koymak hiç hoş olmasa gerek....

Atila SARUHAN 
 04.10.2010 22:01
Cevap :
Arkadaşım ilginçtir ki bu konuda aynı fikirdeyiz. Siz beni kafatasçı filan sandınız herhalde. Ben tipik bir Atatürk milliyetçisiyim. Hiç bir yazımda da Türk olana hayranlığımı filan dile getirmiş değilim. Daha bir önceki yorumunuzda, İngiliz işgalini Atatürk Cumhuriyetine yeğleyen ifadeleriniz gün gibi ortadayken, lütfen bırakın Atatürk'ü örnek vermeyi. Bugünkü iktidar dahil, sizler Cumhuriyet felsefesi ve İnönü saldırılarıyla, asıl hedefiniz olan Atatürk'ü gizlemeye çalıştınız. Yorulmayın. Şimdilerde TV'de artık bunu gizlemiyor sizin gibi düşünen sözüm ona muhafazakar demokrat liboşlar. Artık açıkça Atatürk'e saldırıyorlar. 1920'lerde İngiliz ve Yunan'ın yapamadıklarını, şimdi mensup olduğum milletden bir kısmı yapmaya çalışıyor. Kafatasçı yapıyı, Türk olarak nitelemeniz bile, açık bir Türk düşmanlığınıza delalettir. Soyuma ve ecdadıma hakaret etmenize müsaade etmem beyefendi. Lütfen saygı sınırlarını zorlamayınız...  05.10.2010 16:00
 

İkinci bir hususda şu, Dinleri bir arada görmek için kudüs'e kadar uzanmanıza gerek yok.... Darulaceze'ye uğrar hem yaşlılarla bir gönül sohbeti yapar duvalarını alırsınız. Hemde Cami, Kilise ve Havra'yı aynı yerde inşaa eden ecdadınızın nasıl gerçek manada LAİK olduğunu da görürsünüz. Bu günkü manada LAİK demiyorum ama özellikle altını çizeyim sonra osmanlı bu günkü manada laik'di demeyin. Dinlere ve toplumlara, cemaatlere, renklere hatta vakıflarına ve hazineden giden paylarına kadar bu mozaiği bünyesinde barındırıp ŞERİATULLAH ile onların haklarını kendi bünyesinde tanzim eden bir osmanlı.... Ha sonra ne oldu derseniz. Onu TÜRK'çülük yapan TÜRK'lere sorun onlar ne haltlar karıştırıp böylesi yüksek bir medeniyeti nasıl yıktıklarını size iftiharla anlatacaklardır....

Atila SARUHAN 
 03.10.2010 15:02
Cevap :
"Türkler" derken neyi kastediyorsunuz. Ben bir Türk'üm ve benim Türk olan ecdadım bu dinin 3 kıtaya yayılmasını sağlamıştır. Türk'e özel bir düşmanlığınız mı vardır? Tarihi iyi okumanızı tavsiye ederim. Osmanlı'yı yıkan Türkler değil, kuran Türklerdir. Osmanlıyı yıkan özünden kopmuş, takitçi yapı kazanmasıdır. Din adına birilerinin Avrupa medeniyetleşirken, teknoloji ve bilimden insanları uzaklaştırmasıdır. Avrupa metrolar yaparken, matbaa dahi yasaklanmıştır. Böyle bir medeniyetin yıkılışını benim mensup olduğum millete mesul etmek, ancak ve ancak iftiradır. Ki o millet olmasaydı, bugün de İngiliz uşağı olacaktınız. O zaman dininizi yaşayabilecek miydiz? Üstelik benim yazım ile yorumunuzun alakası da yoktur. Ben kendi dinimi değil, tüm dinleri kullananların, insanları nasıl birbirine kırdırdıklarını anlattım. Bunu görmemek,kör olmak demektir. Üstelik benim dinimi bölenlerde, bugünkü cemaatlerdir. Şucular, bucular diye. Dinimiz tüm müslüman kardeşliğini emreder...  04.10.2010 13:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 205
Toplam mesaj
: 53
Ort. okunma sayısı
: 1237
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Yorum yapmaktan ve metin yazmaktan zevk alıyorum. Her insanın yorum yapması kişisel görüşlerini beli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster