Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1225
 

Dinlerin doğuşu ve İslam'ın gerçek özü (3)

Dinlerin doğuşu ve İslam'ın gerçek özü (3)
 

İslamiyetin doğuşu 
 
Daha önce de ifade edildiği gibi, Araplar Hami atalarının devamı olan Küreyş Kabilesinin Emevi ve Haşimiler sülasinden çoğalarak bugünki halini almışlardır.
 
Hz. Muhammed Kureyş Kabilesinin 12. sülalesi olan Haşimilerdendir. Haşimi sülalesinin ileri gelenleriyse Hz. Muhammed, Hz. Ali ve diğer 12 İmam olarak bilinen fertlerden oluşmaktadır.
 
Emevilerde, Kureyş Kabilesinin 11. sülalesinden olup Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Sıddık, Ebu Süfyan'nın oğulları Muaviye ve Yezid bu sülalenin en ileri gelenleridirler.
 
Yahudilik ve Hıristiyanlık dinleri yaklaşık olarak Ortadoğu toplumunu 600 yıl yönetmesine rağmen, halkın sosyal, siyasal, ekonomik ve psikolojik sorunlarına gerçek anlamda ciddi bir çözüm getirmemişlerdir.
 
Her iki dinin yönetim yapısından kaynaklanan statü, sınıf ve egemenlik anlayışı had safaya ulaşması neticesinde, bu gidişata bir dur demek için Hz. Muhammed yeni bir dinin ilanıyla bu sorunun çözüleceğeine inanmıştır.
 
Ve Hz. Muhammed M.S. 610 yılında Mekke'de İslam dinini ilan etmesine rağmen, Hz. Musa ve Hz. İsa gibi Hz. Muhammed'de, Mekke'nin zengin Tüccar Emevi Arapları tarafından sürgüne gönderilmiştir.
 
Emevilerin İslam dinine karşı çıkmaları neticesinde, Hz. Muhammed etrafındaki birkaç insanla birlikte Medine şehrine göçmek zorunda kalmıştır.
 
Emevi Araplar; Hz. Muhammed'in İslam dinne neden karşı çıkıp sürgüne göndermişlerdir? Bu sorunun cevabını bugüne kadar, gerçek anlamda ve tarih biliminin kurallarına göre cevaplamış bir Müslüman hala ortaya çıkmış değildir.
 
Müslümanlar her zaman olayların gerçekliğinin üzerini kapatıp, sürekli İslam'a kutsallık ve gizem atfederek, sözde Put Prest ve Cahiliye taraftarı olanların İslama karşı direndiklerini hikayeleştirmektedirler.
 
Halbuki bu Put Perest ve Cahiliye denilen kesimin kimler olduğu doğru düzgün açıklanmadığı gibi, çoğu zamanda dönemin Yahudi ve Hıristiyanları olarak gösterilmektedir.
 
Bu iddia ve düşüncelerin hiçbirisi doğru değildir. Çünkü İslam'a ilk karşı çıkıp Hz. Muhammed'le savaşanlar, Emevi Tüccar Araplardır. Bunun en büyük nedeni ise, Hz. Muhammed'in daha eşitlikçi ve adaletli bir islam anlayışıyla ortaya çıkmasıdır.
 
Bu İslami yapı; bencil, egoist, ırkçı ve kendilerinden olmayanlara hayvan gözü ile bakan Emevi Arapların keyfini kaçırmıştır.
 
Bu yüzden İslam iktidarını eline geçiren Emeviler, yaşanan gerçek olaylar yerine, akla hayale gelmeyen yalan hikaye ve efsaneler düzerek soyut İslam edebiyatı oluşturmuşlardır.
 
Aslında İslam dinini ortaya çıkaran gerçek nedenler, Yahudi ve Hıristiyan dinine inanıp toplumu yöneten İbrani ve Arap tüccarların halk üzerinde uyguladıkları sosyal ve siyasal hukuksuzluklar sonucunda patlak vermiştir.
 
Çünkü İslam'ın özü de, diğer dinler gibi toplumun hak ve hukunu korumak ve daha iyi bir adalet vaadi ile ortaya çıkmıştır. Ancak Hz. Muhammd, bu İslam anlayışını öldüğü güne kadar hayata geçirmeye çalışmış olsa da, çok erken öldüğü için bu düşüncesi yarıda kalmıştır.
 
Zorla Müslümanlığı kabul eden Tüccar Emevi Araplar, Hz. Muhammed öldükten sonra İslam Halifeliğini eline geçirir geçirmez, İslam dinini de, diğer dinlerin durumundan daha geri egoist, bağnaz ve bencil bir yapıya dönüştürmüşlerdir. Bunu da şu tarihsel olaylardan anlamaktayız.
 
Örneğin; Hz. Muhammed M.Ö. 610 yılında İslamı ilan ettikten sonra en az üç dört sene Emevi Tüccar Araplar ve diğer zengin kişilerle savaşmıştır. Bunları etkisiz hale getirdikten sonra İslam hakimiyetini sağlayabilmiştir. Ve bu savaşlar herkesin bildiği gibi Bedir, Hendek ve Uhut dur. Ve ikinci bir tarihi olay...
 
Emevi Tüccar Araplar istemeyerekte olsa İslam'ı kabul etmek zorunda kalıp, her seferinde Hz. Muhammed'i devirmek için sinsi oyunlardan asla geri kalmamışlardır. Bu oyunların en önemlisini, Hz. Muhammed öldükten sonra Halifelik olayından anlaşılmaktadır.
 
Hz. Muhammed yaşlanıp ölününe yakın bir dönemde, Kuran-ı Kerim'de de belirtildiği gibi son Veda Haccı ya da Veda Hutbesiyle, kendisinden sonra İslam'ın temsilciliğini (Yöneticiliği) Hz. Ali'ye bıraktığını emretmiştir.
 
Buna rağmen Emevi Tüccar Araplar, Hz. Muhammed'in cenazesi defin edilir edilmez, hemen kendi aralarında çalışmalar yaparak Hz. Ebu Bekir'i Halife ilan edip İslam'ın yönetimini ellerine geçirmişlerdir.
 
Bu olayın gerçekleştiği sırada, Hz. Ali ve birlikte hareket eden Haşimi Arapların pasifliği de dikkati çekmektedir.
 
Şimdi burada hem Hz. Muhammed'in gerçek İslam düşüncesi olan Haşimi (Şii) İslam'ı, hem de Emevi (Sünni) İslam'ı daha yakından incelediğimizde, İslam'ın gerçek özünü de anlamış olacağız.
 
Kuran-ı Kerim'de yazılı olduğu gibi, İslam'da Beş Vakit Namaz diye herhangi bir ibare, kayıt ve emir bulunmamaktadır. Sadece Kuran da Namaz ibadeti olarak gçen ifadeler şöyledir.
 
Ey insanlar..! Allah'ın sizleri yapmış olduğunuz günahlardan koruması için günün herhangi bir saatinde ya da güneşin doğumu ve batımı sırasında Namaz kılınız der. Ve yine Oruç olayında da, nefsinize hakim olmak için Ramazan ayı içerisinde Oruç tutunuz. Bura da otuz günlük ya da üç aylık oruç diye herhangi bir ibare ve emir bulunmamaktadır.
 
Kuran-ı Kerim'deki bu ifadelere göre, Hz. Muhammed'in kendi Peygamberliği döneminde, insanlar günlük Namazlarını bir veya üç vakit şeklinde yerine getirmişlerdir. Yalnızca Cuma Namazları günümüzdeki gibi gerçekleşmiştir. Bu emirlerin geçtiği yerler, Bakara Suresi başta olmak üzere, diğer birçok Sure Ayetlerinde mevcuttur.
 
Kuran-ı Kerim'deki emirlerler bunlar iken, Haşimi Araplar ve diğer Şii Müslümanlar kısmen bu emirlere uygun ibadet ederlerken, Sünni İslamcılar neden Beş Vakit Namaz ve Otuz gün Oruç şeklinde farklı bir İslam ibadet yapısı icat etmişlerdir? Bunun birden çok cevabı vardır, ancak en önemli cevabı şudur; 
 
Haşimi Şii İslam kuralına göre birçok maddi varlıklar toplumla paylaşılıp, Köle ve diğer insanların, insan olarak kabul edilmesini emrediyordu.
 
Gerçek İslamdaki bu düşünce, Emevi Tüccar Araplar için sermayeyi küçültmek ve tüm insanlarla kısmende olsa eşit yaşamak anlamına geliyordu.
 
Böyle bir İslamı asla kabul etmeyeceklerini düşünen Emevi Tüccar Araplar, İslam'ın Şartları olarak bilinen Beş Vakit Namaz, Otuz gün Oruçala birlikte, diğer kurallarla şunu hedefloemişlerdir.
 
Kendi ırkçı ve doyumsuz egolarına hitap eden ve aynı zamanda toplumu sürekli günahkar gösterip korkutarak, bu günahlardan kurtulmak ya da günahlarının hafiflemesi için, halkın kendilerini ziyaret edip bağış ve adaklarda bulunmakarı, bir çeşit vergilendirme değil midir?
 
Aynı şekilde Hac olayında, tüm Müslümanların Mekke'yi ziyaret etmeleri yıl içerisinde toplanan vergiler ya da getiriden başka ne anlamı vardır? Ve bu yüzden İslam içerisinde ardı arkası gelmeyen Mezhepler ve Tarikatlar Savaşları en bariz örneklerdir.
 
Eğer ki Emevi Sünni Araplar ya da Sünni Müslümanlar, gerçekten Kuran-ı Kerim'in içerisinde yazılanlara ve de Hz. Muhammed'in düşüncelerine sadık kalmış olsalardı, İslam içerisinde ne bu kadar keskin Mezhepler ayrılığı olurdu, ne de Mezheplar savaşı. Ancak bura da tekrar bir ayrıntıya daha işaret etmek gerekir.
 
Hz. Muhammed öldükten sonra, Emevi Sünni Araplar bir oldu bittiyle İslam yönetimini ellerine alırken, Haşimi Şii Arapların temsilcisi olan Hz. Ali'nin pasif, siyasi öngörüsüzlüğü ve duyarsızlığı nedendir?
 
Hz. Ali; ömrünün son günlerinde, Muaviye ile yapmış olduğu Sıffın Savaşına kadar, yaklaşık olarak 25 yıl, Hz. Ömer ve Hz. Osman'ın Halifeliklerinde bunlara İslam danışmalığı görevinde bulunmuştur.
 
Ve ikinci bir önemli ayrıntı, Hz. Ali, Hz. Fatma'nın haricinde 6 kadınla daha evli olup, bu kadınlardan doğan 14 kızı ve 17 oğlunun olduğu. Aynı şekilde Hz. Ali, Hz. Ömer'le bacanak olduğu gibi, kızlarından bir tanesini de Hz. Osman'a vererek kendisine Enişte yapmıştır.
 
Şimdi böyle bir Hz. Ali gerçekliği varken, hem Şii Müslümanların hem de Anadolu'da kendilerini Hz. Alici ve 12 İmamcı gösteren Kızılbaş Alevilerin İslam adına, Sünni İslam ile sürekli çatışmaya girmeleri siyasi, dini ve tarihi bigisizlik değil midir?
 
Çünkü Emevi Sünni İslamcılar, kendilerine göre her düşündüğünü sistemleştirip topluma kabul ettirirken, Hz. Ali Sünni İslama yaklaşık 25 yıl boyunca neden karşı çıkmamıştır? 
 
Eğer ki Şii Müslümanlar gerçekten Hz. Muhammd'in gösterdiği İslam yolunda tam itikatlı gitmiş olsalardı, Hz. Ali ve 12 İmamların Mehti gibi yeniden dünyaya gelip kendilerini kurtaracağına inanmamaları gerekirdi.
 
Şiiler sürekli Hz. Ali'yi ve 12 İmamları peygamberlikten daha yukarılara çıkararak sorunlarının biteceiği hayaliyle yaşamaları, Şiilerin en büyük siyasi, dini ve tarihi bilgisizliklerini göstermektedir.
 
Kaynak : Faik Bulut- Alisiz Alevilik. Doruk Yayınları. Ve İnternet sayfası- Hz. Ali Vikipedi.
 
Zaten Hz. Ali ve Muaviye arasında yaşanan Sıffın Savaşı'nda, Hz. Ali kendisini destekleyen Haricileri dinlememesi neticesinde, yenilip hem Halifeliği elden gitmiştir, hem de Haşimi Şii Araplar Arabistan topraklarından tamamen kovulmuşlardır.
 
M.S. 661 yılından itibaren Hz. Muhammed ve Hz. Ali'nin sülalesinden olan Haşimi Şiilerin; Ev Halkı (Ehli Beyt) Arabistan topraklarından kovulduktan sonra neden Irak'a (Mezopotanya) gitiler?
 
Çünkü Irak topraklarında hakim olan Kültür ve yönetim, Süryani Hıristiyanlar ile, Zerdüşt Kürt ve Farslar bu bölgede hakimdi. Hz. Hüseyin'le birlikte etrafındakileri Irak ve İran'ın dışında Ortadoğu'da kabul edip koruyacak başka bir kültür yoktu. Yine de tüm Müslümanlar Zerdüşt ve Hıristiyanlığa düşmanca bakmaktadırlar.
 
İslamiyete inanan Müslümanların hepsi, İslamiyeti yorumlayıp incelerken şu konulara çok dikkat etmeleri gerekir.
 
H. Muhammed'in 12 kadınla neden evli olduğunu ve o dönemin gerçek şartlarını anlamadan ya da anlamak istemyip ırkçı bağnaz şekilde, hem kadın düşmanı hem de kadına düşkünlük gösteren bir İslam, gerçek İslam olamaz.
 
İşte bu nedenledir ki, günümüz İslam anlayışı hala kırmızı bez parçası görmüş İpanyol Boğaları gibi, Laiklik, Sekülerizm ve Demokrasiyi duyduklarında adeta çıldırmaktadırlar. Bu yüzden laiklik, sekülerizm ve demokrasi her toplum için kabul edilmesi gereken en temel sisyasal felsefedir.
 
Bu yapılmayıp, her geçen gün biraz daha gericileşip katı kurallarla, aşırı derecede cinsiyet düşmanılığı yapıp, Arap ırk ve din milliyetçiliğine dayanan İslam, Hz. Muhammed'i temsil etmemektedir.
 
Çünkü İslam'ın özü Asrı Saadettir. Asrı Saadet İslam günümüzün Sünni ve Şii Müslümanlarının düşündüğü kadar bağnaz ve ırkçı değildir. Hz. Muhammed'in yanında Habeşiler, Farsiler ve Asurilerden oluşan çok değerli insanlar bulunmakta idi. Ve bu insanlar kendi dil ve kültürleriyle İslam'a hizmet etmişlerdir.
 
Dikkatleri çeken diğer bir nokta ise, Yahudiliğin Kutsal Kitabı Tevrat, Hıristiyanlığın Kutsal Kitabı İncil'e inanan ya da inanmayan her toplum tarafından kendi dillerine çevirilerek okunup öğrenilmesinde hiçbir sakınca görülmemiştir.
 
İslam dininin Kutsal Kitabı Kuran-ı Kerim'e gelince, başka toplumlar bu kitabı kendi dillerine çevrip okumak istediklerinde şiddetle karşı çıkılarak yasak edilmesi neyin bağnazlığıdır? Bunun bilinç altında yatan gerçek nedeniyse Arap ırk, dil ve din milliyetçiliğinden başka bir şey değildir.
 
Ve bu da İslam dinini bugüne kadar siyasal, sosyal maddi ve mevki amaçlarında kullananların en büyük silahı olmuştur.
 
Ne zaman ki İslam, Devlet yönetimlerinin ve bir takım çıkar gruplarının elinden alınıp, sadece toplumun ruhsal (Psikolojik) yapılarına hitap edecek şekle getirildiğinde, işte İslam o zaman gerçek özüne kavuşacaktır.
 
 
Kaynaklar : Ali Şeriatı- Dinler Tarihi.Seçkin Yay. İ. Zeki Eyüpoğlu- Tarikatlar ve Mezhepler Tarihi.Der Yay. İshan D. Dağı-Ortadou'da İslam ve Siyaset.Boyut Yay. Kitabu Mukaddes Şirketi- Orhan Matbaacılık. E. Hamdi Yazır- Kuran-ı Kerim ve Yüce İlmi Hali.Huzur Yay. Felicien Challeye-Dinler Tarihi.Varlık Yay. Yaşar Nuri Öztürk- İslamı Anlamaya Doğru.Yeni Boyut Yay. Charles Keiht Maisels- Uygarlığın Doğuşu.İmge Yay. Willian M. Mc Neil-Dünya Tarihi.İmge Yay. Alaaddein Şenel- İkel Toplumdan Uygar Topluma.Birey Toplum Yay. İlhan Arsel- Şeriat ve Kadın.İstanbul 1995. Faik Bulut - Alisiz Alevilik.Doruk Yay. M. İlin- E. Segal – İnsan Nasıl İnsan oldu.Say Yay. Misea Eliade-Şamanizm.İmge Yay. Sigmund Freud- Günlük Yaşamın Psikolojisi.Payel Yay. Eugene Enriguez-Sürüden Devlete.Ayrıntı Yay. Turan Dursun- Kuran Ansiklopedisi 8 Cilt. Turan Dursun-Din Bu 1.2. Cilt.Kaynak Yay.
 
 
 
Cemal    Zöngür
 
 
 
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 564
Kayıt tarihi
: 27.03.16
 
 

Eğitim: Yüksekokul, Meslek: Yönetim, İlgi Alanım: Tarih, Felsefe ve Sosyoloji üzerine araştırma. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster