Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
40
 

DİNSEL AVANTAJLAR VAR MIDIR?

 

DİNSEL AVANTAJLAR

 

Dinlerin indiği tarihlerde, peygamber hangi ırka mensupsa ve ayetlerin de elbette peygamber olarak Allah tarafından seçilen özel insanın anlayacağı, anladığı dilde indiğini biliyoruz. Arap ya da Yahudi fark etmez, peygamber hangi millete mensupsa vahiy de haliyle o dilde geliyor. Aksi mümkün olabilir mi?

Tüm hak dinlerin Ortadoğu’da doğduğu bilindiğinden, dinleri doğru anlama bakımından en şanslı halklar da onlar oluyor bu durumda. Gerçi şimdi bir yazarın yazdığı oldukça uzun makaleyi okuduğumda; (elbette biliyordum ama çok da fazla kafa yormuyordum) anlattığına göre sadece Kur’an’ı ve İslam'ı tam ve eksiksiz anlayabilmek için bir sürü ek ilime kafa patlatmak gerekiyor. Öyle ki emir ve yasakları anlayabilmek için bir ömür vakfeden kişilerin dahi tam anlayamadığı eleştirileri, diğerleri tarafından yapılıyor, eleştiriliyor ve küfre saptığına dair bir sürü reddiye yapılıyorsa; düşününce evet kafa yorunca; "sıradan insan bu kadar zor ve karmaşık bir dini nasıl anlasın" diyesi geliyor. O kadar uğraş yine de olmasın, o kadar kafa patlat her şey boşa gitsin. Ortadoğulu halklar, kendi dilleriyle kitapları okuyup anlayabiliyorlarsa elbette anlamak için diğer halklara göre çok önde başladıkları aşikâr ve o dillere yabancı bir halktan bir insanın tam olarak o dini anlaması nasıl olacak? Çünkü bir dil, kültürün bir parçası da olduğundan kelimeleri bilmek yerli yerinde kullanmak yetmez, o dile ait kültürün de bir parçası olunduğunda ancak o dil tam anlamıyla öğrenilmiş olur.

Bir din neden zor ve anlaşılamaz olmak zorundadır? Neden kuralları net değil de hep yoruma dayalı olmak zorundadır. Çünkü biliyorsunuz insanlar akıllı bile olsalar da hepsi standart aynı zekâda değil. Kimisine ima ediyorsun anlıyor, kimisine soyut anlatıyorsun anlıyor, kimisi o kadar ileri düzeyde ki bakışından anlıyor. Kimisi de var, anlamıyor, oğlu anlamıyor. Anlayanın kapasitesi ile anlamayanın kapasitesi farklı, bunu bugünlerde herkes kabul ediyor. Hatta zekâ türlerini en son yedi, sekiz zekâ türünden bahseden kitaplar olduğunu okumuştum ki yedi miydi sekiz miydi ben şu anda hatırlamıyorum ki düşünün benim zekâmın sınırını. Zekâsı az, dili farklı olan bir insan dini anlamada elbette zorlanacaktır. Çünkü hem şartları farklı, hem dili anlamıyor, hem de aklı noksan nasıl olacak? O halde kulu yaratan Allah aklı da kendisi verdiğine göre, yarattığı toplum da ilkel bir kabile olabilir. Bu durumda ne olacak? Elbette burada elçi gönderilmeyen toplumlar sorumlu değildir mealine yakın ayetler varsa da günümüzden yüzlerce yıl önceye göre şartlar çok değişmiştir. Şartları bakımından, ilkel durumda olanlar hala olabilir ve gerçekten şartları bir yana insanların halen önemli bir kısmının kendi iradesi bile olmadığı düşünüldüğünde ortada ciddi bir sorun olduğu düşünülebilir. İslam Dini inip, Tarık Bin Ziyad İspanya’ya geçtiğinde henüz Roma ve Avrupa İslam Dininden bihaberdi. Bu durumda Eskimoların, Afrika’daki yerlilerin yeni bir dinden haberdar olması mümkün değildir diye düşünülebilir.

Bir dinin emir ve yasakları bence kesinlikle çok basit olmalıdır. Herkes anlamalıdır ki kolayca ibadet edebilsin, en nihayetinde kulları yaratan Allah onların işini kolaylaştırır. Zorlaştırmaz. Her insanın varlığını bir şekilde bulabilmesini sağlamak yerine emir ve talimatları bu son derece zeki insanların bile üzerinde anlaşamadığı hatta savaşların yaşandığı bu anlaşmazlıkların bir kargaşa ortamına sebep olduğu tarih kitapları yalan yazmıyorsa şaşılacak şey.

Tekrar başlığa dönülecek olursa; düşünün benim kitabım Arap dilinde yazılmış ve ben bir Türk’üm. Dolayısıyla benim o kitap Arapça olarak kaldığı sürece anlamam için Arapça öğrenmem gerek. Yetmez, Arap kadar Arapça bilmem lazım. Bu durumda benim inandığım din Arap’ın güle oynaya öğrendiği benimse asla tam anlamıyla anlayamadığım bir din olarak kalacak ya da ezbere yapılan eylemlerle bir nevi üstü kapatılan bir tür geleneksel bir anlayışa bürünecek. Gerçi düşünüyorum da Araplar gerçekten İslam’ı anladıkları için bu haldelerse tam anlayamayan biz Türklerin haline şükretmek gerekir.

Bir makinenin kullanma kılavuzu okunup layıkıyla anlaşılmadan o makinadan azami verim almak nasıl mümkün olamıyorsa bizim de durup, durup başa dönmemizin de bir hikmeti vardır elbet!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba İlhan Bey...Dinin bir kültür olduğu doğrudur(Bu konuda bloglarım var). Sıradan insanların dini(özellikle dinimizi)anlamakta zorlanmalarının nedeni, bana göre, Kuran'da geçen diğer din kitapları(Tevrat, Zebur ve İncil)hakkında bilgisizliğidir. Dinin avantajı, inanırsan "Cennet'e; dezavantajı da inanmazsan "Cehennem"dir... Kimileri için, "cennet" hatta daha da güzelleri dünyada yaşanmaktadır. Ama "cehennem azabı", dünyada benzerleri görülmüştür ama, aynısın henüz görülmemiştir; bu da dinin "dezavantajı"dır...Yalnızca, "Cennet özlemi" ve "cehennem korkusu", dinimizin önceliklisi olmamalıdır...Selamlar.

cdenizkent 
 04.12.2020 12:06
Cevap :
Teşekkürler, menfaat karşılığı başka bir umuttan ziyade gerçekten olması gerektiği gibi olmalı diye düşünüyorum. Öbür türlüsü bir pazarlık gibi olur ki, bu durum bir ticaret gibi algılanabilir. Belki de böyle algılandığı için bazı din yasaları bazıları için görmezden gelinirken, hemen hemen her devirde güce karşı din anlayışı öne çıkıyor. Biraz sapınca biraz daha sapmak için atılan adımlar sonunda fakir için başka bir din, zengin için başka din, güçlü için başka din, zayıf için başka din anlayışına neden oluyor. Her coğrafyada aşağı yukarı aynı şekilde nüans farklarıyla.  04.12.2020 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1974
Toplam yorum
: 306
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster