Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '07

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
20022
 

Dionysos (Şarabın tanrısı)

Dionysos (Şarabın tanrısı)
 

Yunan dininin en gizemli tanrılarından biri olan Dionysos(Latince adı Bakkhos), ölümsüz olmasına rağmen diğer Yunan tanrılarına kıyasla kıdemsiz tanrı olarak bilinir. Biz en iyisi Dionysos’ un öyküsüne kıdem mevzusundan değil de başlangıcından başlayalım.

Mitolojiye göre Dionysos, Semele (Kadmos ile Harmonia'nın kızı) ile Zeus' un oğludur. Semele(sakın ay tanrıçası Selene ile karıştırmayın!), daha önceden de çapkın olarak nitelendirdiğim tanrıların babası Zeus'un aşık olduğu kadınların en talihsiz olanıdır. Talihsiz olmasının sebebi ise Zeus’un belalı karısı kıskanç Hera’dır..

Semele’ye deli gibi aşık olan Zeus ona her istediğini yerine getireceğine dair yemin eder. Bu büyük aşktan haberdar olan kıskanç Hera, Semele’nin dadısı kılığına girer ve ona der ki: “Sen koynuna girenin Zeus olduğundan emin misin? Nice düzenbaz erkekler göz koydukları masum genç kızları tanrı adını kullanarak kandırıyorlar. Eğer karnındaki bebek Zeus’un ise kanıtlasın göstersin şimşeklerini. Git ve Zeus’a seni gök tanrısı olarak görmek istiyorum diye söyle” der . Semele bunun üzerine bu isteğini Zeus’a söyler. Zeus, önce çok şaşırır ve bu isteğine karşı gelir. Ancak Semele her isteğini yerine getireceğine dair Zeus’un ettiği yemini ona hatırlatınca Zeus bu isteğe daha fazla karşı koyamaz . Bunun üzerine Zeus yıldırım ve şimşekleriyle görünür ve Zeus’un yakıcı ısısı Semele’nin acı sonu olur. Fakat bir mucize vardır ki o da Semele’nin karnındaki bebeğinin yaşamasıdır.

Semele karnında henüz yedi aylık olan Dionysos’u taşıyordu. Bunu bilen Zeus Dionysos’u yedi aylıkken annesinin karnından alır ve kendi baldırına koyarak onu anne karnındaymış gibi besler ve doğuma hazırlar. Zamanı geldiğinde ise baldırından oğlunu çıkarır. Durum o ki Dionysos’un annesi Semele olsa da onu doğuran babası Zeus’dur. Daha sonra Zeus, Dionysos’u haberci tanrı Hermes’e teslim eder. Hermes, Dionysos’u Hera’nın kötülüklerinden korumak için onu Semele’nin kız kardeşi Ino’ ya götürür ve Dionysos’a kız giysileri giydirilir. Bunu zamanla fark eden Hera Ino’yu delirtir. Bunun üzerine Hermes Dionysos’u nymphe’(doğa perileri)lere götürmüştür. Hera’nın hışmından bitkin düşen Zeus oğluna artık zarar vermemesi için onu bir oğlağa dönüştürür. Bu oğlak Dionysos’un betimlendiği eserlerde onun sıfatı olarak karşımıza sık sık çıkmaktadır.

Dionysos yalnızca oğlak ile değil aynı zamanda asma, üzüm salkımı, keçi ile de betimleniyordu. Genellikle elinde üzüm salkımı başında asma dallarından ya da sarmaşıktan bir çelenkle de bütünleşmiş olarak görünüyordu.Asma, sarmaşık üzüm onun birebir sıfatları olmuştu.Öyle ki asma ile betimlenmiş her heykeli yada tasviri gördüğümüzde nasıl ki her sakallıya dede deriz. Bunun mitolojik versiyonuda –“işte üzüm, salkım bu olsa olsa tanrı Dionysos’tur!” diye söylememiz yerinde olur. Doğru olma olasılığı sakallının dede olma olasılığından emin olun çok daha yüksektir.

Bu saydığımız artribülerin yanı sıra tanrının en sevdiği yaratık Silenos adında çıplak kafalı, koca burunlu, şişman, boynuzlu bir yaratıktı. Ayrıca panter ve boğayı da oldukça severdi. Dionysos’un betimlerinde tanrısal bir ağırlık taşımadığını söylemek de pek yanlış olmaz tabi istisnalar kaideyi bozmaz!

Dionysos’u kimi zaman mozaiklerde sarhoş kendinden geçmiş, elinde kantharos (genellikle şarabın içildiği bir kap formu) ile ve ona ayakta durması için eşlik eden tanrılar ile birlikte betimlenmiş. Kimi zaman ise asmaların altında dinlenirken ya da keçisiyle. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama olayın sanat boyutuna inmesi bu anlatımın epey uzaması anlamına geldiği için uzatmak istemiyorum. J

Dionysos’u kısaca anlatmamız gerekirse ; doğa tanrısı olan Dionysos, coşkunun, mutluluğun ve yaşama sevincinin tanrısıdır. Üzümle simgelenen şarabın ve şarabın yarattığı sarhoşluğun, taşkınlığın ve sınır tanımazlığın da tanrısıdır.

Üzerinde durmamız gereken bir konuda tiyatro oyunlarıdır. Tiyatro oyunlarının aslında Dionysos adına yapılan şenliklerden doğduğunu eminim pek çoğumuz bilmiyordur. Bu şenliklerde tekeler kurban edilirmiş. Batı kökenli bir sözcük olan ve bizimde benimsediğimiz “trajedi” sözcüğü, Yunanca’daki “tragodia” sözcüğünden kaynaklanıyor ve “ teke şarkısı” anlamına geliyor.

Dionysos kutlamalarında teke kurban edilmesi bu bağlamda kanıtlayıcı bir öğedir. Eğlencenin doruğa ulaştığı şarabın su gibi aktığı bu kutlamalarda tanrıya başta teke olmak üzere adaklar adanırdı. Ayrıca saksağan kuşu da adak olarak seçilirdi. Adak olarak saksağan kuşunun seçilmesi en başta saçma gelse de bi açıklaması var. Şarap nasıl insanların dilini çözer mahmur edip onları boşboğaz yapar hatta geveze işte saksağan da bu yönüyle benzediği için kurban edilirmiş. Bir de tavşan ve keçi bu hayvanların kurban edilmesinin sebebi ise asma yemeyi çok sevmeleriymiş.

Ünlü yazar Homeros Dionysos’u bir tanrı olarak kabul etmemiştir. Kim bilir belkide tanrının taşkın olması ona abes geldiği içindir belkide . Buna karşın Hesiodos onu eserlerinde bir tanrı olarak ele almıştır. Aslına bakılırsa Dionysos ile ilgili asıl bilgiler, M.Ö. 5 yy.da yaşayan ünlü yazar Euripides’in “Bakkha’lar” adlı tragedyasından edinilmektedir. Yunan mitolojisine göre Dionysos, Hindistan ve Arabistan Yarımadası başta olmak üzere pek çok uzak ülkeye gitmiş ve buralarda bulduğu asma dalını gittiği her yere taşıyarak insanlara şarap yapmasını ve de kendisine tapınılmasını öğretmiştir. Halikarnas Balıkçısı’na göre ise Dionysos’un asma için bu kadar uzaklara gitmesine gerek yoktur. Aslında yabani üzüm asmaları Güney Anadolu ve Kuzey Suriye’de yetişmektedir ve asma buradan Yunanistan’a, İtalya’ya, İspanya’ya ve Güney Fransa’ya taşınmıştır. Halikarnas Balıkçısı’na göre Dionysos yalnızca şarap tanrısı değildir. İvriz’deki Hitit kabartmasında Dionysos, bir elinde üzüm salkımı , diğer elinde arpa ya da buğday başağı tutarak betimlenmiştir. Çünkü insanoğlu şaraptan önce bira yapımının sırrını bulmuştur.

Dionysos hakkında anlatılacak daha pek çok şey elbette ki var. Ama ayrıntıya pek fazla girmeden toparlamak anca bu kadar olabildi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yokluğunuzu hissetmiştik...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 14.08.2007 12:24
Cevap :
Hoşbulduk,,, İnanın bende çok istiyorum devamlı sizlerle yazılarımı paylaşayım ama vakit problemi. Beni onure ettiniz teşekkürler.  14.08.2007 13:54
 

Bu güzel mitoloji öykülerini bizimle paylaştığın için seni kutluyor ve teşekkür ediyorum. Sevgilerimle

Bülent Göncü 
 01.08.2007 12:36
Cevap :
teşekkürler, sevgiler...  01.08.2007 23:42
 

Şu an Homeros'un İlyada Destanı'nı okuyorum. Yazını çok beğendim. İlgi ile okudum bitirdim. Ellerine sağlık. M.Ö. 10 yy zamanından bahseden bir blog yazarı fikri harikaydı. Teşekkürler. Sevgiyle kalın...

Ersin Yalın 
 31.07.2007 19:23
Cevap :
teşekkür ederim..Bende severek yazıyorum ve paylaştıkça daha da çok seviyorum.. saygılar  31.07.2007 23:44
 

artık şarabı içerken dionysos asla unutmam. teşekkürler çok ilgi ile iki kez okudum sevgiler

Zadig 
 31.07.2007 18:45
Cevap :
Unutmamanız artık Dionysos'un ruhunun yerleştiğine işarettir aman dikkat! :) sevgiler...  31.07.2007 23:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 19780
Kayıt tarihi
: 23.08.06
 
 

1982 istanbul doğumluyum. Trakya Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı mezunuyum. Şu anda Marmara Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster