Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '21

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
179
 

Diplomat Enis Bey

BARIŞ, hemen şimdi... 

Ege ve Akdeniz kara sularında gerginlik sürüyor…
Türk-Yunan dostluğuna olan gereksinim, barış ve iyi komşuluk ilişkileri için, hep gündemde... 

Tarihi süreç içinde, kimi sertleşmelerin yaşandığı bilinse de; karşılıklı iyi niyet ve barış girişimleri, bölgede kalıcı dostlukların yeşermesine katkıda bulunmuştur. Karşılıklı çıkarlara dayanan bu barışçıl adımlar, bölgedeki istikrarsızlıktan çıkar uman uluslararası çıkar çevrelerince bölge ülkeleri ve halkları kışkırtılarak sürekli gerginlikler yaratılıyor. Savaş kışkırtıcısı ajanlar, terör başta olmak üzere, her türlü kirli oyunları deniyor...

Ortadoğu, Ege ve Kıbrıs; bu emperyalist çevrelerin savaş senaryoları yüzünden, hep sorunlar yumağı olarak bölge ülkelerinin silahlanma yarışına sahne olmaktadır. Savaşın ocağını körükleyenler, komşu halkları birbirine düşman etmektedir... Kuzey Kıbrıs, peşkeş mi çekiliyor?

Kıbrıs’ta oynanan oyun, bu senaryonun yalnızca bir parçasıdır. Ama çok önemli ve bölge açısından stratejik önemi olan bu satranç oyununda, Türkiye “mat” edilmek isteniyor... Ada, bölgedeki barışı tehdit edecek askeri üslere peşkeş çekilmek isteniyor... 

Oysa, tarihte olduğu gibi Kıbrıs sorunu başta olmak üzere, pek çok bölge sorunlarına iki ülke çözüm bulabilecek deneyim ve birikime sahiptir. Türkiye ve Yunanistan arasındaki diplomatik ve iyi niyet trafiği, Ege’nin iki yakasında yaşayan halkların barış ve dostluk istemleri doğrultusunda, tüm sorunları çözebilecek güçtedir.

Bu barış rüzgarının temeli, daha yüzyılın başında Türkiye topraklarını, Amerika ve İngilizlerin desteğiyle işgal eden Yunan ordularının yenilgisi ardından; 1922’de Kocatepe, Dumlupınar ve İzmir’de Atatürk ve Venizolos tarafından atıldı. 

Türk-Yunan dostluğunun örülmesinde, her iki ülke liderlerinin katkılarının yanı sıra, bazı özverili Türk diplomatlarının da azımsanmayacak girişimleri, takdire değer. Özellikle, Atatürk’ün çok sevdiği ve güvendiği Türk Diplomat Enis Bey (Akaygen)’in Atina’da Büyükelçilik yaptığı (1929-1934) ve (1939-1945) dönemlerde Atatürk ve İnönü’nün talimatları doğrultusunda Mübadele, Ege ve Kıbrıs sorunu başta olmak üzere, iki ülke arasındaki barış ve iyi komşuluk ilişkilerinin çözümü konusunda hatırı sayılır işler yapmıştır. Tahran’da Büyükelçilik yaptığı (1934-1939) yıllarda, Yunanistan’ın Tahran’da Diplomatik misyonu yoktu.

Ancak, İran’da yaşayan Yunan vatandaşları girişimcileri vardı. Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Enis Bey, Yunanistan’ın İnan’daki çıkarlarını korumak ve takip etmekteydi. Ayrıca, Yunanistan Hükümeti adına her türlü konsolosluk işleri, çalışma ve oturma gibi tüm işlere de bakıyordu. 

Moskova Büyükelçiliği sırasında, 17 Aralık 1925’de Lenin ve Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanlığı Halk Komiseri Jorj Çiçeren’le sık sık görüşen Enis Bey, Sovyet-Türk dostluğunun örülmesine de katkıda bulunmuştur. Kiremlin Sarayı’nı gezen ve bodrum katındaki tonlarca istif edilmiş külçe altınları görünce hayretini gizleyememiştir. Hatta, Dışişleri Müşteşarı iken 1937’de gittiği Moskova’daki içkili bir yemekte, eski eşi ile evli Falih Rıfkı Atay’a bir Rus yetkili; “Biz votka içip zil zurna sarhoş olduk, siz hiç etkilenmediniz” deyince, Falih Bey şu yanıtı verir: “Beyler, biz Mustafa Kemal’in sofrasından geliyoruz!” demesi, Enis Beyin ağız dolusu gülmesine neden olur. 

 

İstanbul Taksim Anıtı’nda anlam bulun, bazı simge isimleri anımsamakta yarar vardır. Elbette, Anadolu Milli Mücadele hareketi ve Kuvayı Milliye direnişlerinin örgütlenmesinde; Mustafa Kemal Paşa ile Viladimir İlyiç Ulyanov Lenin arasındaki mektuplaşmalar ardından; Sovyetler Birliği’nden gelen askeri teçhizat, giysi, mermi, silah ve 3500 altın ruble para desteği unutulmayacak tarihsel bir olay olarak kayda geçmiştir. Ekim 1917’de kurulan genç Sovyetler Birliği’nin güney cephesinde yumuşak karnı olan Anadolu topraklarında verilen anti-emperyalist direnişi desteklemesi, oldukça normaldi. İki komşu ülkenin ortak kaderi idi, emperyalist kuşatmaya karşı dayanışma içinde olmak… Bu dayanışma olayının gerçekleşmesinde ve Anadolu’da kurtuluştam kuruluşa giden bu kutsal yolda, özveriyle çalışan Sovyet diplomat, askeri ve politik uzmanları anımsamakta yarar vardır. Bunlardan: Aralov, Voroshilov, Frunze, İbrahim Abilov, Neriman Nerimanov ve Dışişleri Komiseri Çiçeron başta olmak üzere, emeği geçen komşunun bu değerli uzmanlarının gayretleri; anadolu halkının zaferi, Lozan, İzmir İktisat Kongresi ve Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlanma ve sanayileşme hamlesinde de katkıları olmuştur… Bu dayanışma, Turk-Yunan diploması trafiğinde de etkili olduğu bilinmektedir…

Atatürk ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin barışçı dış politikasını uygulayan diplomat Enis Bey, komşumuz Yunanistan’a da örnek kişi olma misyonunu bir danışman olarak kanıtlamıştır. Venizolos’un 27 Ekim-1 Kasım 1930 tarihlerinde Türkiye ziyaretini de örgütleyen Enis Bey, hem Atatürk, hem de Venizolos tarafından takdire değer bulunmuştur. Ayrıca, Ekim 1931’de İsmet Paşa’nın Venizolos’la birlilte Atina Olimpiyat Stadı’nda halkı ve sporcuları selamlamasının ardından yapılan ikili görüşmeleri de organize eden Enis Bey, 1928’de Venizolos’un Yunan Parlamentosu’nda, Türk düşmanlığı yapan muhalefet parti lideri G. Kafandiris’e kızarak yaptığı konuşma üzerine çok heyacanlandığını vurgular. Venizelos: Sayın Kafandiris bilmelidir ki, Türk milletinden tehditlerle hiç bir şey elde edemezsiniz. Bu milletin ne kadar onurlu bir millet olduğunu benim gibi biraz tarih bilgisi olan daha bir çok insan gayet iyi bilir...”

Balkan Paktı’nın toplanmasına da katkıda bulunan ve 1946-1950 yılları arasında parlamenter olan Enis Bey(Akaygen), daha sonra DP’den ayrılarak Millet Partisi kurucuları ve bir dönemde genel başkanı olur. 1954’de siyasetten ayrılan Enis Akaygen, 1956’da İstanbul-Yakacık’ta ölmüştür. Enis Bey (Akaygen) tüm yaşamı boyunca, Türkiye’nin bölgedeki barışçıl girişimlerinin yalnızca bir neferidir. Aslında, Enis Bey’in bu denli cüretkar ve özverili çalışmasının kökeninde, Mustafa Kemal felsefesine olan bağlılığı; yoksa onun da bir “olgun ve nurlu bilgeler ordusu” neferi olmasında mı? Bilinmez!...

Ama bilinen bir yan var ki, o da; Enis Bey’in profesyonel bir MM görevlisi olduğudur...

Enis Akaygen, Ulusal Kurtuluş Savaşı sıralarında, 1920’den itibaren “MM Grubu”nda- Ankara Hükümeti adına çalışan gizli Müdafa-yı Milliye Grubu örgütünde çalışmış ve bu hizmetleri karşılığında T.C. İstiklal Madalyası ve Yunanistan Devlet Liyakat Nişanı ile ödüllendirilmiştir. 

Diplomatik Ajan Enis Bey’in kariyerindeki ana eksen, Türk-Yunan yakınlaşmasıdır. “Yurtta barış, dünyada barış” temel söyleminin yaşam bulmasıdır.

Enis Akaygen’in torunu, eski Türkiye-Yunanistan Dostluk Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Tulça tarafından derlenen ve bir doktora tezi özelliğinde olan, belgelerle dolu “Atatürk, Venizelos ve Bir Diplomat Enis Bey” adlı kitabı, haz duyarak ve doyarak okudum, yeniden…

Yakın Tarihimize ilgi duyanlara ve barış sevdalılarına, bir de Türk-Yunan dostluğuna katkıda bulunmak isteyenlere öneririm...

Prof. Dr. Eniz Tulça tarafında hazırlanan, birinci el belgelere dayanarak hazırlanan bu çalışma, o döneme ilişkin ilk kitap olma özelliğini de taşıyan bu eseri bize kazandıran, Simurg Yayınları’na ayrıca teşekkür ederim.

Bu dostluk hep yaşasın diye...

Barış, hemen şimdi…

 

Kaynak: www.dursunozden.com.tr

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

ÖZDEN, Dursun; (d: 21.10.1950, Niğde, Türkiye). Gazeteci, Gezi Yazarı, Şair, Belgesel Dursun Özde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster