Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
312
 

Dirgen

Dirgen
 

Yıl 1960, mevsim sonbahar, gece yarsı saat 03.00 suları… Sizi Kuzeydoğu Anadolu’da izbe bir köye götürmek istiyorum… Köyde 4 ve 6 yaşlarında bir erkek ve bir kız çocuğu ile genç ve güzel bir kadın yaşamaktadır... Evin erkeği hapistedir!  Gecenin bu saatinde kerpiç bir evde bu anne ve iki çocuğu mışıl mışıl uyurlarken ırz düşmanı bir şerefsiz elinde dirgenle kapıya dayanır! Dirgenin dişlerini kapı aralığına geçirir ve kapıyı açmaya çalışmaktadır!

O 4 yaşındaki küçük çocuk bendim!

Annemin “Kalkın çocuklar babanız geldi!” sesi ile uyanıyorum… Irz düşmanı seslendi:

“- Babaları değilim, senin yüzünü şöyle bir görüp gideceğim! Aç kapıyı!”

O an bütün dünya başıma yıkıldı sanki. Adam dirgenin dişlerini öteye beriye oynatıyor, kapıyı açmaya zorluyordu… Ablamla ben tir tir titriyoruz… Yatağın içindeyiz ve elimizden bir şey gelmiyor… Korkuyoruz… Annem zavallım evin içinde ayakta, hakaretleri, küfrü basmaya başladı! Sonra bu sahne öyle uzun sürmedi… Irz düşmanı emeline ulaşamadan çekip gitmek zorunda kaldı…

O gitti gitmesine de arkasında bıraktığı travma bende bir ömür boyu sürmektedir… Artık hemen her gece yarısı aynı saatte uyanırım ve kapıya bakarım… Çoğu kez bir daha uyuyamam… Bu gece de saat 03.00’de uyandım ve olaydan tam 52 yıl sonra bu yazıyı yazıyorum…

Gözümün önünde hala o sahneler: Dirgenin demir dişleri kapı aralığından birer ok gibi çocuk yüreğime saplanıyor! Annem, ben ve ablam tir tir titriyoruz…

O korkunç olayın hala etkisindeyim!

Böyle anlarda şair Nazım Hikmet’in aşağıdaki şiirini hatırlarım hep!

Karlı kayın ormanında
Yürüyorum geceleyin
Efkarlıyım, efkarlıyım
Elini ver nerde elin

Memleket mi yıldızlar mı
Gençliğim mi daha uzak
Kayınların arasında
Bir pencere sarı sıcak
*

Yazdıkça insan rahatlıyor, deşarj oluyor dostlarım. Bu topraklar üzerinde kimbilir ne dramatik olaylar oldu, oluyor ve olacak! Bunları yazmak, konuşmak ve paylaşmak acılarımızı bir nebze hafifletir... Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Şimdi yorum yazma sırası, hadi üşenmeyin...

*

2012

Kocaeli

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atanur Bey, çok etkilendim anınızdan. İnsanlıktan nasibini alamamış bir yaratığın beklenen davranışı. Sizde açtığı yara 52 yıldan beri kapanmamış. Ya anacığınız, o ne haldedir acaba? İşte insan bir adım atarken düşünmeli, sonucunu hesap edebilmeli, bir anlık hayvani arzu sarasının nelere mal olacağını bilmeli, tabii insansa.Çok sinirlendim yine Atanur Bey çoookkk...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 30.04.2012 15:41
Cevap :
Teşekkür ederim Ayşegül hanım. Çocukluk yaşında geçirilen travmaların en önemli özelliği kalıcı olması. İlerde değişik şekillerde kişiyi rahatsız etmesi. Ben yazarak dejarj omayı bir terapi olarak uyguluyorum. Tabi bu sizin gibi kültürlü ve anlayışlı arkadaş ve dostlarımın sayesinde oluyor. Verdiğiniz destek için teşekkür ederim, sağ olun. Ben bu olayı buraya yazmasaydım yine içimde kor alevi gibi kalacaktı! Ama şimdi öyle değil, anlayışlı her dost bir kova su döküyor yangına! gülen yüüznüz hiç solmasın efendim... şen ve esen kalın. Take care of yourself!   01.05.2012 6:26
 

sayın hocam bu yazınız beni derinden sarstı.tüylerim ürperdi.sanki sinemaya uyarlanmış bir film gibi yaşadıklarınız.hep filmlerde yaşanır biliriz bu tür sahneleri.inanın çok üzüldüm yaşadıklarınıza.yıllar geçsede her an insanın aklına gelebilecek çok üzücü bir olay.o korkunç olayın sonunun kötü olmaması içimi rahatlattı.saygılar sunuyorum hocam.

Yasar Duman 
 30.04.2012 13:51
Cevap :
Saygılar benden Yaşar kardeşim, saygılar benden! yazımı okumanız ve bu içten yorumu yapmanız beni çok mutlu etti. Allah da sizi mutlu etsin... gülen yüzünüz hiç solmasın, elleriniz dert görmesin...  01.05.2012 6:32
 

abi slm.yazını için ürpererek okudum hatta hayal ettikçe o anları 4-5 kez okumuşumdur ve hemen kendimi senin yerine koydum.''Yok dedim olamaz böyle bir acının tarifi.''sonra şunu tekrar düşündüm.cezaevinde yatan insanlar için hepsini suçlu görmemeliyiz.sevgi ve saygılarımla

Ziyanur Yildiz 
 30.04.2012 9:33
Cevap :
Haklısın Ziyanur. cezaevlerinde kalanların hepsi suçlu değil, yani bir kısmı nefsi müdafadır..yazımı okuyup, benle empati yapıp ve acımı paylaşman beni çok sevindirdi. teşekkür ederim... şen ve esen kal...  30.04.2012 11:26
 

Babam hastanede yatarken, evsahibi evkirasını almak için ve bizi evden atmak için, geceyarısı elektriğimizi kesti, kapımızı davula vurur gibi vurdu biz korkup kaçalım diye. Kar-kış nere gider insan ben çocuğum, annem çok genç. Ne zaman kapı böyle çalsa ben çok kötü oluyorum, atamıyorum o gece yaşadığımızı. Sizi çok iyi anlıyorum, bende anlatınca biraz rahatladım. Saygı ile...

her yerde olmak 
 29.04.2012 9:21
Cevap :
Size de çok geçmiş olsun değerli arkadaşım. Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır, üzüntüler paylaşıldıkça azalır... Şen ve esen kalın. gülen yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın...  29.04.2012 12:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 450
Toplam yorum
: 3008
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 283
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

Tıp doktoru.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster