Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1776
 

Diş ağrısı ve hayat sancısı

Diş ağrısı ve hayat sancısı
 

Ağzımızda ışıl ışıl parıldayarak dizi dizi dizilip, güzelliğimizi bütünleyen, hem de hayatımızda büyük işlevi olan dişlerimiz… Dişlerimize sahip olurken ve onları hayatımıza katarken de sancılar çekeriz ama bunları çok da önemsemeyiz. Fakat artık bizim ağzımızda yer almak istememelerinde, isyan bayrağını çekip de “benimle ilgilen artık ne yapacaksan yap” edalarında, hayatımızı zindan edişlerindeki ağrılara ne demeli!

Önce yediğimiz şeye göre tepki vermeye başlar dişlerimiz. Sıcak- soğuk hassasiyeti ya da tatlıya verilen uyarı sinyali ile ilgi beklediğini bize hissettirir. Biz, aman geçer nasılsa deyip, kulak arkası ettiğimizde uyarılarını, bu sefer alttan alta çürük büyümeye başlar. Bir gün gelip, yiyip içmeye bağlı olmaksızın, gece ve gündüz kendiliğinden sürekli ağrımaya başlar. Bir iki gün bu ağrıya da dayanılır. Artık uykusuz gecelerin sonunda, dayanılmayacak duruma geldiğinde, dişçiye gidildiğinde anlarız ki, iş işten geçmiştir. Çürük, canlı dokuya kadar gelmiştir. Şanslı olanlar kanal tedavisi ile dişi kurtarır, mutlu mesut hayatlarına devam ederler, ağızlarında diş eksilmeden. Ama kurtaramayanlar, bu dayanılmaz sancılara son vermek için, artık o dişten vazgeçmek zorunda kalırlar.

Yıllarca ağızda taşınan, onunla bütünlenilen, o olmazsa hayatta bir şeylerin eksik kalacağının bilindiği, kocaman bir dişten vazgeçmek, hiç de sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Ama durmaksızın devam eden sancılarla da yaşanamayacağına göre, büyük acılar içinde diş çektirilir.

Artık dişin yerinde kocaman bir oyuk vardır ilk gün. Zaman zaman kanayan, zaman zaman dilin konuşurken kendince boşluğa düştüğü, zaman zaman durup dururken yokluk hissi ile dokunulan bir yaradır orası. Yemeye içmeye engel, konuşmaya engel ve hala ağrıyan bir yara…

Ertesi gün sabah kalkıldığında, rahat bir uyku uyumuş olmanın dinginliği ilk göze çarpan olur, günlerdir uykusuz kalan ve bir gün önce bir hayli yıpranmış olan bedende. İlk kontrol yapıldığında hayret edilir, o koca yara bir gece de kapanmıştır. Tam iyileşmemiş, hala acıyordur ama en azından delik kapanmış ve ağrı yoktur. Sadece, yıllardır sıkı sıkıya tutunan diş köklerinin, çekilip oradan koparılırken bıraktığı acı vardır, çürük ağrısından eser kalmamıştır…

Kendimizi bildik bileli bizimle olan dişin, yokluğunun bir eksikliği vardır ağızda ve benlikte, ama en azından hayat rahatlamıştır. O sağlıklı olarak yerinde durup, katkı sunduğunda, elbette ki hayat daha kaliteli ve sağlıklı idi. Ama çürümüş kökleri ile artık hayata katkı değil, acı katıyordu. Zamanında iyi bakılmamıştı ve artık yapılacak bir şey yoktu…

Hayat da böyle değil midir?

Yaşamımızdaki bütün güzelliklerin kendiliğinden, hiç çaba harcamadan, bir ömür boyunca bizimle olup, hayatımızı kolaylaştırıp, anlamlandıracağını sanırız. Oysa ne büyük yanılgıdır bu. Hayatımızda olmazsa olmazımız olanları bile, gün gelip kurutup ya da çürüttüğümüzde, onlardan vazgeçmekten başka çare kalmayacağını hiç hesaba katmayız… Hesapta olmayan bu gelişmeler de, çok sancılı ve ağrılı olur. Ama yapılacak bir şey kalmadıysa, durmaksızın süren ağrılardan kurtulmak, yaşam kalitesini mutlaka arttırır… Vazgeçilmek zorunda kalınan şeylerin, hayatın içinde ve benlikte bırakacağı bütün eksikliğine rağmen…

O zaman, hayatta vazgeçmek istemediğimiz şeylere, zamanında iyi bakmalıyız …

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayat kavramını insan hayatı olarak algılamıyorum çoğu kez. İnsan bilinci hayat sayesinde varoluyor; kuşlar, çiçekler ve hatta evren hayat sayesinde var. Ve her şey, canlı-cansız (yıldızlar da dahil) doğup büyüyüp ölerek yenileniyor. İnsan hayatı da her insanda farklı tecelli ediyor, kimi 120 yıl, kimi 120 gün yaşıyor; kimi varlık ve mutluluk içinde, kimi yerden pirinç taneleri toplayıp beslenerek. Burada bir çelişki var, haksızlık gibi görünen bir paradoks. Bunu anladığımızda hayatın varoluş nedenini buluruz, diye düşünüyorum. Esin verdiniz. Sevgiyle... MS

Mehmet Sağlam 
 08.08.2008 18:46
Cevap :
Merhaba Mehmet Bey; teşekkür ediyorum bu güzel katkınız için... Kitaplarınızı okuduğumda, bana da birçok şey de esin olacaklarını tahmin ediyorum:) Sevgi ve selamlarımla.  11.08.2008 9:22
 

Sevgili Doğa, haklısın, dişlerimizin ne kadar önemli olduğunu, onların kaybettikten sonra anlıyoruz. Ama senin amacın dişlerimizin önemini anlatmak değil, yeni almış olduğun ve ismini taşıyan tekneni göstermek gibi geldi bana:):) Ama telefonu yanlış yazmışsın, arayınca başka yer çıkıyor!:):) Selamlar, iyi tatiller...

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 28.07.2008 23:46
Cevap :
:) Gösterişi hiç sevmem bilirsin... Sadece, dişini çektirmek zorunda kalan birisinin, hayatın kulağını çekmesi diyelim:) Başka bir amacım gerçekten yoktu:) Sevgiler, selamlar...  04.08.2008 16:43
 

bu kadar harika anlatılamaz bir düş kadar dolu duygular. sen ne yapmışsın be arkadaşım. kim bilir hangi yürek acımıştır o tümcelerde. hangi yürek yaralıdır ki, yaralayabiliyor bu kadar. yaralayanı yaralayabilmek? düş gibi bir yaşamdan süzdüğün bu olsa gerek. yaşamda her daim mutluluklar. ne diyelim kalemine sağlık yazı harika.

Asi Rüzgar 
 22.07.2008 10:54
Cevap :
:) Aslında kimseyi yaralamak değildi niyetim, benim derdim hayatla diyeyim:) Ben insanları acıtmayı sevmem ki, başkasını yaralasam bile, ondan çok kendim kanarım... O nedenle, acı değil mutluluk katmak isterim hayata... Beğenin için teşekkür ederim. Dişlerine iyi bak, dişi çekilenlerin bütün hayatları kayıyor ona göre, benden söylemesi:) Yemek yiyemiyorlar, konuşamıyorlar, gülemiyorlar ve çok çirkin oluyor dişleri olmayan bir surat:) Sevgiler ve acısız günler...  04.08.2008 16:40
 

inanki hayat sancısı diş ağrısından çok daha iyi,onunla başedebiliyor büyük olgunluk gösterebiliyorsun ama ya dişe? ona laf anlatamıyorsun ki,ağrıyor da ağrıyor,haaaa daldım ya arkadaş yazın harika ,,,,,,sevgiler sana,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 20.07.2008 14:03
Cevap :
Çok teşekkür ederim, dalacak kadar beğenini belirttiğin için:) Diş ağrısı ile daha kolay baş edilir diye düşünürdüm, bak bu konuda ayrıldık seninle:) İkimiz de bir daha düşünelim bence bu konuyu:) Sevgilerimle...  20.07.2008 16:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1322
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster