Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '12

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
394
 

Dış politika ve konjonktür

Dış politika ve konjonktür
 

canstochk


Siyaset ile poltika tanımlamaları arasında nüans farkı en çok dış ilişkilerde geçerlidir.

Ortam, koşullar anlamında konjonktür (çevrim) ihmal edilemez...

Edilirse, ona dış siyaset demek daha doğru olur.

Dış politika ise, genel, bölgesel dengeleri de gözeten, stratejiye dayalı ince bir sanattır.

Dış ilişkilerimiz, dış işlerimiz, acaba daha çok "politika" mı, "siyaset" mi tanımlamasına yakın?

Ülkemizin, iyi niyet elçisi "sıfır sorun" idi, ne yazık ki güven mektubu henüz okunmuşa benzemiyor.

Tam tersine, "neredeyse sorunlu olmadığımız komşumuz kalmadı" tespiti giderek haklılık kazanıyor.

Bunun da başlıca nedeni, Dünya ve bölgemiz çevrimindeki bazen "okunması geciken" değişim ve dengelerdir.

Irak'ta merkezi Hükümet, Suriye'nin yönetimi ve İran liderliği, Türkiye'nin, bölgeye, bölgeden  bakabilmesi noktasında, sıcak tespitler içinde değiller.

ABD başta ve İsrail de saflarında olmak üzere, bölgemizi  -ve daha geniş bir çevreyi-  sıcak çatışma noktasına getirecek yaklaşımlar var.

Bu anlamda bölgemize yönelik "baskı"lar arttıkça;

Rusya ve Çin ilkin bizden uzaklaşmakta ama diğer komşularımızla yakın bir konuma ulaşmaktalar.

Bu durum, Kıbrıs'taki 'yalnızlığımızın, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'ne ve Balkanlara uzaması da demek.

Türkmenlerin sorunlarının daha uzun süre unutulması demek.

Suriye, Annan Planını kabul etti, öncesinde referandum yaptı, sonrasında seçim yapmayı vaat etti.

O arada İran, nükleer enerji üretimi ile bunu silaha tahvil etme arasındaki dengeyi şimdilik iyi yönetti.

ABD Başkanı Obama'nın da katıldığı Seul zirvesindeki sonuç bildirgesi ile bir mola aldı.

Güney Kore'de, füze kalkanı mutlaklaştırılmadı ama bizim topraklarımızda, Kürecik'te bir radar var.

Hızla gelişebilen konjonktürü, hızla değişebilecek dengeleri unutmadan şunları da eklemeliyiz:

Ortadoğu'nun baharı ithal esintilerle kaldığı ve toplumlar laiklik anlamında adım atamadığı sürece,

Bir de Kuzey Amerika ülkeleri ekonomilerini zorlayan buzdağını es geçmeye devam ettikçe,

Örneğin, Chomsky'e göre, MENA (ABD+Ortadoğu) denklemi giderek etkinlik kaybedebilir.

Bu tablo, kamusal ekonomileri ve taban demokrasisiyle yükselen, dış açık ve işsizliği gerileten,

Latin Amerika ülkelerinin CELAC benzeri iifakıyla daha da belirgin bir hale gelebilecektir.

Daha melez ve ama popüler bir oydaşmayı BRICS zaten temsil ediyor; yükselen gökkuşağıdır:

Referandum ipliğine bağlı Avrupa Birliği'ne oranla hem esnek hem dinamik bir birliktelik...

Güney Afrika ise, gerçekten ilginç bir mozaik. Irkçı yönetim gitti, ticari yönetişim geldi.

Fakat Afrika'nın katedebileceği yollara rol model ne Asya-Pasifik, AB ne de onlar.

Şimdilik bir tek Afrika da yok zaten.

Nükleer silahsızlanma anlaşmasını imzalamayan Hindistan, yükselme potansiyeli olan bir ekonomi.

Fakat İsrail-Filistin barışının sağlanması nasıl her iki toplum için elzemse, Pakistan ile barış içinde yaşaması da bu yükselişini istikrara kavuşturabilecek en önemli etmen.

Çin, ABD açısından en güçlü yatırımcı adeta. Rezervleri buna işaret ediyor.

Başkan Obama'nın seçimler bağlamında sosyal politikalara daha çok önem vermesi, dışarıdaki siyasetini de etkileyecek, deniyor.

Evet, Dünya konjonktürü ve dengeleri hızla gelişmekte ve zamanla değişmekte.

Bu, doğaldır.

Türkiye de bu doğrultuda dış poltikasını belirlemek durumundadır.

Gelişmelerin bölgemize ve Dünya'mıza barış, esenlik, refah getirmesi, hepimizin dileğidir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster