Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

07 Ekim '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
44
 

Dış politikada Ruslarla dans etmek, Rusya’da cami açmaya benzemiyor…

Dış politikada Ruslarla dans etmek, Rusya’da cami açmaya benzemiyor…
 

Oysaki dünya devletleri ne dini duygularla ne de duygusallıkla hareket etmiyorlar. Süper güçlere baktığımızda hiçbir devlet başkanı nerede olursa olsun bir kilise, bir sinagog, bir havra açılışında konuşmuyorlar. O törenlere hiç katılmıyorlar.


Cumhurbaşkanımızın Moskova'da ki bir cami açılışında yaptığı konuşma kulaklara hoş gelmişti.

Cumhurbaşkanımız özetle şunları söylemişti açılışta. “Bu eserin dünyanın önemli metropollerinden biri olan Moskova’ya kazandırılmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Diyanet işleri başkanlığımın ve Türkiye Diyanet vakfının bu caminin inşaatına katkıda bulunması milletimiz için bahtiyarlık vesilesidir.

Camimizde yapılacak ibadetlerin edilecek duaların Allah katında makbul ve karin olmasını diliyorum.

Moskova Merkez Camii’nin bugün insanlık olarak ihtiyaç duyduğumuz ve barışa katkı sağlamasını Allah’tan temenni ediyorum.

Burada hep birlikte şahit olduğumuz dostluk ve güven ortamını Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olan Müslüman nüfusun ülkedeki huzurlu geleceğin sembolü olarak görüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanları, sayın misafirler, Rusya’daki Müslüman kardeşlerimizle aramızdaki kadim tarihi bağlar ve karşılıklı muhabbet Türkiye-Rusya dostluğuna ciddi katkı sağlıyor.

Bizleri daha güçlü ilişkiler için teşvik ediyor. Farklı inanç ve kökene sahip insanların aynı çatı altında yaşam tecrübesine Rusya çok önemli bir örnektir.

Ortak değerler etrafında buluşarak tüm farklılıkların ötesinde müşterek hayat alanı oluşturabilmenin ve gelecek tasavvuru kurabilmenin mümkün olduğuna bugün burada Moskova’da bir kez daha şahit oluyoruz”

Ben bu vesile ile Avrupa ülkelere ile tüm dünyaya tüm devletlere, tüm halklara büyük Rus edebiyatçısı Tolstoy’un şu güzel mesajını iletmek istiyorum: “Hayatta en önemli uğraş iyiliktir”. Tolstoy başka bir hikâyesinde de “art niyetle yakılan bir ateşin bu evle birlikte tüm köyü de yok edebileceğini söylüyor. Bölgemizde yaşanan tüm hadiselere de bu açıdan bakmalıyız. Ortadoğu’daki ateşi orda yaşan insanların kendi tarihi, kültürel, sosyal gerçeklik çerçevesinde iyilikle, adaletle vicdanlasöndürmeye çalışmalıyız.

Cumhurbaşkanımız bu kulağa hoş gelen konuşmayı yaptığı sıralarda, Rus ordusu Putin’in emri ile denizaltılarını, onlarca uçağını ve askeri mühimmatını, savaş gemileri ile İstanbul ve Çanakkale Boğazlarından geçmekteydi. Çünkü Rusya Suriye'de taraf olmuş ve bu ülkede askeri üs kurmak istemiş ve gerçekleştirmiştir.

Bizimkiler Moskova merkez camisine hayran hayran bakarken ve kaç milyon dolara yapıldığını hesaplarken, Rusya Suriye politikasını uygulamaya sokmuştu.

Ne zaman ki, Rus uçakları Suriye’de ki muhalif hedeflerine bombalar yağdırmaya başladığında ve sınırımızı ihlal ettiklerinde bizimkiler uyanmaya başladılar.

Oysaki dünya devletleri ne dini duygularla ne de duygusallıkla hareket etmiyorlar.

Süper güçlere baktığımızda hiçbir devlet başkanı nerede olursa olsun bir kilise, bir sinagog, bir havra açılışında konuşmuyorlar. O törenlere hiç katılmıyorlar.

İlk şaşkınlıkla Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle tepki verdi. "Rusya'nın Suriye'ye bir sınırı yok. Rusya Suriye'yle niye bu kadar ilgileniyor..."

İlk bakışta doğru gibi gözükmesine rağmen, Suriye’ye sınırı olmayan Amerika’yı unutmuştu. Sahi “Amerika’nın Ortadoğu’da ne işi var” diye sormadan da edemiyoruz.

Ama cevabı hazırdır. Çünkü biz ABD ile ortağız. Bunun içinde vurulacaksa ilk bizim vurmamız gerekiyordu gibi anlamda çıkabilir.

Biz yinede bu anlamı çıkarmayalım. Çünkü ABD “vur” demeden bizim vurmamız mümkün değildir.

Bakın, Suriye ile ilk “papaz olduğumuz da” Suriye iki uçağımızı düşürdü. Pilotlarımızın naaşlarını bile çok sonralar denizin dibinden çıkardık.

“Angajman Kuralları”falan denildi ama bir tek kurşun bile sıkamadık. Çünkü ABD uygun görmemişti.

Bu politikalarla Türkiye bölgede oyun kuracağına sadece oyuncu oldu.

Sonuçta oyun kurucu bölgesel güç haline gelenlerden biri İran oldu, diğeri de Putin’in liderliği ile Sovyetler Birliği dönemindeki eski gücüne kavuşan Rusya'ya oldu.

Onlar burnumuzun dibinde ki Ortadoğu’da at koşturup bölgenin kremasını yerken bizler hala Osmanlı’yı diriltip Ortadoğu’da yeniden söz sahibi olacağımız günlerin hayali ile yaşıyoruz. Yaşatılıyoruz.

ABD burnumuzun dibinde komşularımızın anasını ağlatıyor, ülkeleri hallaç pamuğu gibi dağıtıyor, Rusya ile birlikte oyun kuruyorlar ve Ortadoğu ülkelerinin sınırlarını, rejimlerini değiştiriyor.

Bizimkiler de kura kura “Osmanlı Ocaklarını” kurabildiler.

Moskova’da cami açılışı yaptılar, Esad’a Esed de diyebildiler.

Bu da yetmezmiş gibi, her gün terörle mücadele de şehitler vermeye ve iç savaşı önlemeye çalışmaktayız.

Yani işin özü edebi nutuklarla, gürleyerek konuşmakla, şirler okumakla, şiir okudum solcular beni dövdü demekle, cami açılışları ile naklen Cuma namazlarına gitmek ile ey cehape sen var ya sen demekle ne iç politika ne de dış politika yürümüyor vesselam.

Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile…

Ali Galip AKYILDIRIM

Eğitimci/Yazar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 309
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster