Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
3819
 

Disleksi - öğrenme bozuklukları

Disleksi - öğrenme bozuklukları
 

Disleksi-Öğrenme bozukluğu dinleme, konuşma , okuyup yazma, muhakemede bulunma ve matematik işlemleri yapma yeteneklerinin elde edilmesi ve kullanılmasında önemli zorluklarla beliren bir bozukluktur. Okuma becerisinde bozukluğa (doğru okuyamama, yavaş okuma gibi) disleksi adı verilmektedir. Bu duruma ek olarak, konuşmada gecikme, dil becerilerinde sıralamada, sağ-sol ayrımında bozukluk ile birlikte görülebilen bir psikiyatrik sorundur. Çocuklar yaşıtlarına göre bu özellikler açısından daha zayıf kalırlar. Çocuklar kelimeleri ses ya da anlamca benzerleri ile değiştirebilirler. Zeka düzeylerinde sorun olmamakla birlikte, öğrenmek için gerekli olan zihinsel organizasyon bazı açılardan yeterli değildir. Disleksi toplumda ortalama olarak, % 2-10 arasında görülmekte olup, okul çağındakilerde % 4 oranında görülmektedir. Erkek çocuklarda kızlara göre 3-4 kat daha sık gözlenmektedir.

Doğum öncesi annenin geçirebileceği enfeksiyonlar, ilaç alımları ve yetersiz beslenmesi; doğum esnasında ya da sonrasında görülen bazı sorunlar ( zor doğumlar, kordon dolanması, plasenta-kordon bozuklukları, doğum travmaları, bebeğin doğumdan sonra uzun süre nefessiz kalması, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, annenin hamileliğinde gebelik toksemisi denen rahatsızlığı geçirmesi, bebekte uzayan sarılık-hiperbilirübinemi- gözlenmesi, tekrarlayan kulak iltihapları, menenjit, ensefalit ve kansızlık ) da bu duruma eşlik edebilmektedir. Ayrıca kalıtsal da olabilmektedir. Okuma ve öğrenme bozukluklarında % 75’in üzerinde bir oranda bu tür sorunlardan birine rastlanmaktadır. Yapılan testlere göre bu çocukların % 90’ında dil becerisinde bozukluklara ve bu orandan bir miktar daha fazlasında konuşma, dil ve işitme fonksiyonlarında bozulmalara rastlanmıştır.

Disleksinin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte beynin sol yarım küresindeki bazı anormallikler ve beyin ön lobundaki konuşma merkezlerindeki sorunlarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca başka bir görüşe göre bebeğin anne karnında kanındaki testesteron düzeyi bozukluğu ile ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Bozukluklarında 6, 15, 18 kromozomlardaki sorunların bu durumdan sorumlu olabileceği de bir başka hipotezdir.

Disleksinin genetik olaması ihtimalinin yüyksek oldugundan, bu konuda bir çok araştirmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda çocugun, “solak olması ihtimalı, gec dillenmesi, motorik hareketlerinin fazla olmasi, düşük beyin hasarlari, gorme-duyma bozuklukları, konsentra bozuklukları, enfektion veya ateşli hastaliklar” gibi belirtilerin olabilecegi tesbit edilmiştir.

Disleksili ünlüler

Albert Einstein.

Harry Belafonte,

Leonardo da Vinci,

İrlandalı yazar Yeats,

Heykeltraş Rodin Cher,


Sık rastlanan bulgular:
Okuma bozukluğu olan bu çocukların konuşma akıcılıklarında bozukluk, kısıtlı sözcük dağarcığı, uygun sözcüğü bulma, kavramlarda bozukluklar “yarın geldim, dün geleceğim” gibi ve gramer sorunları olabildiği gözlenmiştir. Kendi kendini yönetebilme, toplumsal etkileşime girebilme ve çevresel algılama da sorunlar yaşanabilmektedir.

Sözcükleri öğrenme ve hatırlamada sorunlar yaşama, bazı harfleri ayna görüntüleri şeklindeki benzerleri şeklinde kullanma (örneğin 6 yerine 9; b yerine d ya da u yerine n gibi) bazı sayıların yerine ayna görüntüleri şeklini kullanma (38 yerine 83 gibi) görülebilmektedir. Yalnız dikkat edilmesi gereken şey bu türden ayna görüntüsü stilinde yazı yazmanın, yazmayı öğrenirken başlangıçta her çocukta görülebileceğidir. Ancak bu normalden daha uzun sürerse disleksiye ait bir özellik haline gelir. El yazısında bozukluk, yazım hataları, bazı hecelerde ses hataları yapmak ve elleri kullanmada beceriksizlik de görülebilmektedir.

Bu bozukluğa matematik öğrenme bozukluğu (diskalkuli) ve diğer öğrenme bozuklukları (yazı yazma sorunları-disgrafi gibi) da eşlik edebilmektedir. Ayrıca dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozuklukları ve depresyon da bu durumla bir arada bulunabilmektedir. Sosyal beceriler yaşıtlarına göre daha zayıftır.

Disleksili çocuğun hissettikleri:

İyi okumak istediğim halde bir türlü doğru okuyamıyorum, yapamıyorum, ben akıllı değilim, bana arkadaşlarım aptal diyor, ailem okuyamazsam beni tamircinin yanına vereceklerini söylüyorlar, beni sevmiyorlar. Seklinde düşünebilen bu çocuklar, aşağılık komplekslerine, kendini sevmemeye yol açabilmektedir. Kimsenin kendisini gerçek anlamda anlayamadığını düşünür. Doğru yaptığı şeylerden kuşku duyar hale gelebilir. Anne baba ve öğretmenlerinin kendisini başkaları ile kıyaslaması nedeniyle kendisine ve çevresindekilere öfkelidir. Duymak ve bilmek istediği şey aslında arkadaşları gibi akıllı olduğu, ancak daha yavaş öğrenebildiği, ama gerçeğinin kendisine anlatılmasıdır. Bir takım toplumsal becerileri kazandıkça kendine olan güveni artar.

Disleksili ailelerin hissettikleri:

Çocuk sahibi olan anne ve babalar kendilerini, ailelerini ya da doğum ekibini veya öğretmenleride suçlayabilmektedirler. Ebeveyn çocuğun bu güçlükler nedeniyle çocuğu okuldan alabilmektedir. Anne ya da baba, toplumsal hayattan geri çekilebilmekte böylece depresyona girebilmekte, durumu kabullenip tedaviye başvurmamaktalar. Onemli olan çocuğun durumunu anlayabilmek ve bu duruma uyum sağlayabilmektir. Tedavide Ailenin eğitimi ön planda gelir. Çocuğa yönelik olarak sosyal beceri kazandırma, destekleyici terapi ve gereğinde ilaş tedavisi uygun bir yaklaşımdır.

Sağlıklı kendinden emin çocuklar yetiştirebilmemiz dilegimle. Mustafa Uçman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 2801
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster