Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '21

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
39
 

DİYAFON ve LİMON

 

        Gövdesi ve gövdeye paralel hareket eden yayı ile ilk bakışta kemençe izlenimi uyandıran saatin mekanizmasını tamir ettikten sonra pilini değiştirdi. Akrep ve yelkovanı hareket ettirerek zaman ayarı yaptı ve onarımın tamamlandığını bildirmek üzere saatin sahibine telefon etti. On metrekarelik dükkânında on numara işler çıkarmış, çekirdekten yetişmiş tecrübeli bir saat ustasıydı.

           İlkokulu bitirdikten sonra çalışma hayatına dâhil olan ve kırk yıldır saat tamirleri yaparak geçimini sağlayan usta düzgün konuşma tarzı, nazik tavırları ve gri takım elbisesiyle tam teşekküllü bir beyefendi portresi çiziyordu. İlerleyen yaşına rağmen enerjisinden pek bir şey kaybetmemenin verdiği dinçlikle çalışmaya devam ediyordu.

    Onarım işlerini yürüttüğü masasından kalktı. Tam diyafonun düğmesine basıp çay sipariş edecekken yer sarsıntısını andıran bir gürültü duydu. Dışarı baktığında koşuşturan polisleri, basınçlı su sıkan tanka benzeyen araçları gördü. Biber gazı olduğunu tahmin ettiği maddenin etkisiyle boğulacak gibi olanlar, sloganlar, pankartlar ve polis postallarının sesi tüm sokağı kaplamıştı. Kargaşanın hâkim olduğu ortamda ağlayan çocukların haykırışları kulağından gitmiyordu. Göz yaşartıcı nitelik taşıyan kimyasalların etkisiyle beyaz toz bulutunun çöktüğü sokak adeta savaş alanına dönmüştü.

     Ortamın tansiyonu iyiden iyiye yükselmişken gözleri kıpkırmızı olmuş yirmili yaşlarda bir delikanlı can havliyle dükkândan içeri girdi. Tedirgin tavırlarıyla ne yapacağını bilmez vaziyetteki gencin eli ayağı titriyordu. Oğlu yaşındaki gencin öksürüklerine kayıtsız kalamayan usta gence bir bardak su verdikten sonra çay bardağı tabağındaki limonu biber gazına iyi geleceğini düşünerek genç adama uzattı. Genç adam teşekkür ettikten sonra gözlerindeki yanmayı azaltmak için limonu gözüne sıktı. Bu esnada dışarıya bakan usta olayların bir nebze azaldığını gözlemledi. Gergin misafirine ‘İyi misin evladım?’ diye sordu. Genç adam evet anlamında başını salladıktan sonra derin derin nefes almaya başladı.

    Usta dükkândan dışarı çıkıp etrafa baktı ve olayların durulduğunu gözlemledi. Yetmişli yıllarda tanık olduğu sokak eylemlerini anımsayan usta diyafonun düğmesine basıp iki çay siparişi verdi. Genç adam mahcup bir gülümsemeyle minnettarlığını belirterek ikramı kabul etti. Kıraathane çalışanının askılı tepsiyle çayları getirdikten sonra ustanın ‘Al oğlum belki lazım olur.’ diyerek çay bardağının yanındaki limon dilimini şeffaf kilitli küçük bir poşete koyduktan sonra misafirine uzatmasıyla her iki adamın yüzünde ironik bir gülümseme belirdi.

    Gözyaşı ile dükkâna giren genç gülümseyerek çayını yudumlarken gerginliği atmanın rahatlığı içinde dükkân sahibiyle bir süre sohbet etti. Sohbetin ardından müsaade isteyen genç limon dilimlerini haki yeşili gömleğinin altına giydiği mavi kot pantolonunun cebine koyduktan sonra dükkândan ayrıldı. Yıllardır benzer olaylara tanık olan usta tecrübenin verdiği sakinlikle eski tip bir kol saatini tamir ederek mesaisine devam etti.

Birgül EKİM, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 61
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster