Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
77
 

Diyalogdan Yoksunluk

Kendi önyargılarına uyan şeyleri işiten, kendi korkularına ve duygularına odaklanmış insanlar diyalogdan yoksundur. Diyalog birbirimizden farklı olan enerjiyi bütünleyip bambaşka bir yapıda, daha önce formülize edilmemiş işlem becerisiyle iyiliğe, doğruluğa ve güzelliğe kanalize etme sürekliliğidir. Diyalog eş zamanlı olarak gelişen, insan zekasının birbirine uyumlaştırılmış gücüne erişmemizi sağlayan anlam akışıdır. Diyaloğun gelişmesi için tarafsızlık ilkesi esastır.

 Tarafsız bir dünyada yaşamıyoruz. Birbirine tepki gösteren insanlar  ele geçirdiği mevziyi en uzun süre koruma kavgası içinde fırsat yakalama peşinde olduğu sürece tarafsızlıktan bahsedemeyiz. Kendi görüşünün avukatlığını yapan insanlardan oluşan birlikler taraftar inatçılığı denilen zıtlaşma eğilimi ile kavgalı ve karşı tarafa hiç yer bırakmayacak, fırsat vermeyecek şekilde hareket eder. Bu durumda ahlaki ve insani seçimler de dâhil olmak üzere bütün olaylar yüksek  iradeyi (İnsanlık) hakim kılan vasıflar taşıyamaz. Nesnellikten uzak ve aşırı duygusal yapılanmalar  gözlem ve nesnelliğin önemini kemiren hal alır. Siyasi ve toplumsal düşünceleri  dönemlik  kısa süreler  içerisinde biçimlendiren algı taarruzlarıyla insanları yıldıran ve birkaç cepheyle mücadele etmek zorunda bırakan  muhafazakâr  taraftarlar  dönemin siyaset yapısının değişimi sorgulamasına engel olmaktadır. İnanç düzeyinde  ve siyasal düzeyde muhafazakârlar dine kaybettiği itibarı geri verme çabasında, bilimsellik ilkesinin doğal sonucu nesnellik (objektiflik) ile karşı karşıya gelir. Bu bir tavırdır. İnsanı, hem evrimsel kalıtım özellikleri hem de toplumun değişmez yasaları içerisinde iradesiz bir varlık olarak tasavvur edip;  toplumu zaafları, yoksunlukları, arızaları ile koşut  aciz, zavallı, çözümsüz göstermek bel kemiğini kırmaktır.. Bu yüzden sahiplenme mesajlarındaki  kudret içeriğinin   herkesin aynı anlayabileceği şekilde olmasına uğraşılır. Aynılaşmak ne büyük tehlikedir.

Yalnızca tüketen, uyuyan ve üreyen bir canlıdan fazlası olması gereken insanların öğrenmekten, keşfetmekten vazgeçtiklerini, çoğunluğa uyup itaat edenlerden olduklarını  söylemeye gerek var mı? Olanları kabullenip pes etmek yerine bir şeyleri değiştirebileceğine olan inancını yitirmeyen kaç insan tanıdınız? İdeallerini koltuk takımını yenisiyle değiştirmek şeklinde eviren, dünyaya yararlı olacak şeylerle uğraşmayı hayal görenler idealize(!) edilmiş  toplumun dayattığı sahiplenme anlayışına mahkumdur. Sahiplendiklerinin bekçiliğini yapmak asli vazifeleridir. Herkesin birbirine bu kadar çok benzemeye çalışmasını anlamak mümkün değil. Bu durumun bir izahı yok. Olsa olsa tükenmişliğin beyanıdır. Diyalogtan yoksunuz. Kimse kimseyi dinlemiyor; kendi yorum ve görüşlerini dile getirebileceğimiz fırsatı yakalama çabasında sadece söyleyeceklerini toparlayan iddialı bir tutum sergiliyoruz.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 197
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 75
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Hepimiz birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Sizlerle paydaş olabilmek için  Yayınlan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster