Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
222
 

DİYALOGLAR-2

Sekiz yaşında bir çocuk, babası ve dedesinin olduğu bir ortamda sahada ne güzel çalımlar attığını, ne güzel goller attığını ballandıra ballandıra anlatıyordu. Dedesi sabırla dinliyor, baba ise ikinci plana atılmış olmaktan biraz sıkılmış olacak ki

-Ne güzel de atıyorsun, bir atıyorsun doksan, bir daha atıyorsun yine doksan.

Oğlu hiç altta kalır mı?

-İyi atmasam neden atayım?

 

*

İnsanlar, masallarla büyüler, hayaletlerle korkutulurlar, efsanelere inandırılırlar. Gerçekleri duymaktansa hayal âleminde umutla yaşamak, iyidir. Matematikse, tüm hayallere karşın gerçektir. Matematik bilmek, toplumsal mutluluğu azaltabilir, ne de olsa hayaller gerçeklerden daima daha güzeldir. Matematik ve pozitif bilimler ise çoğunlukla  insanlara gerçeklik sunarlar. 

Gerçek ve gerçeklik kimin işine gelmez? Cevabını bulmak pek de zor olmasa gerek. Amacı aldatma olan, mesleği ne olursa olsun, yalan silahını en masumlara çevirenin ve bu aracı sürekli kullanan insanın amacı ne olabilir?

Peygamberimize bir adam geliyor ve

“Ben sizin Allah’ın resulü olduğunuza inanıyorum ancak benim bir sürü kötü huyum var, bunları bırakmam da bir anda zor ne yapmalıyım?” diye soruyor.

Peygamberimiz:

"Nedir kötü huyların" diyor,

"Hırsızlık yaparım, zina yaparım, cinayet işlerim, içki içerim" diyor

Peygamberimiz:

“Peki sen yalan söyler misin?” diye soruyor.

Adam:

“Evet yalan da söylerim.”

Bunun üzerine Peygamberimiz:

“Yalanı bırak” diyor.

Adam şaşırıyor:

“Hepsi bu kadar mı?” tekrar, tekrar soruyor.

Adam Peygamberimize verdiği sözü unutmaksızın diğer günahları işlemeye devam ediyor. Bir gün yine hırsızlık yapıp, içki içiyor. Arkadaşları onu görünce şaşırıyorlar.

"İçmişsin." Diyorlar soran gözlerle.

“Evet" diyor "içtim.”

“Ama senin bildiğimiz kadarıyla içki alacak paran yoktu. Parayı nereden buldun.?”

Önce söylemek istemiyor ancak o anda Peygambere verdiği söz aklına geliyor. Derhal işin doğrusunu arkadaşlarına söylüyor. Arkadaşları ise yaptığı hırsızlıktan ötürü onu suçlamaya başlıyorlar. Neticede arkadaş dedikleri insan müsveddesinin soyduğu adamın beş tane öksüzü vardır ve annelerini yeni kaybetmiş bir adamcağızdır bu. Arkadaşları önce bir güzel yüzüne tükürüp kendisinden uzaklaşıyor ve bir daha kendilerine selam dahi vermemesi konusunda bu hırsızı uyarıyorlar.

Tabi adam anlıyor ki yalansız günah işlenemiyor. Tüm kötü huylarını terk ediyor.

Yalansız suç, yalansız günah olur mu?

 

“Gerçeğin zıddı yalan,

Esiridir eksik insan,

Bolca saptan, çokça saman

Sahtekârdır, sinsi şeytan.”

*

Doğrucu Hocayla kafa bulmak isteyen iki kafadar: “Hocam, eğer derin hocaysan bilgeliğini gösterir bir şeyler söyle de inanalım sana.”

“Tamam” diyor.  Karşı yokuşta eşeğinin kuyruğundan tutup giden adamı gösteriyor.

“Eşek düşerse adam da düşer” diyor.

Adamlar gülüyorlar.

“Hocam böyle bilgelik mi olur?”

“Eşeğin izinden yürüyen toplumda bilgece söz böyle olur.”

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok önemli ders niteliğinde bir yazı...

Kerim Korkut 
 12.08.2020 5:44
Cevap :
Teşekkürler.  06.09.2020 19:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1800
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster