Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
610
 

Diyanette atama krizi

Diyanette atama krizi
 

Sultan Ahmet Camii


İmam hatip lisesini bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi Türkçe-Edebiyat Bölümü’nü bitiren Ayşe Sucu Diyanet İşleri’nde çalışmaya başladı. İlk başta Diyanet Vakfında ‘Kadın Kolları’ adı altında bir oluşum oluşturdu. Bu oluşum kısa süre sonra Diyanet Vakfının projesi dâhilinde müdürlüğe dönüştürüldü. Kendisi de oranın müdürü oldu. Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Merkezine dönüştürülen oluşumun başında, yaklaşık 14 yıl da aralıksız görev yaptı. Ama şimdi değişim, dönüşüm ve gelişme zamanı. Diyanet’te her makam zaman içersinde değişirken Kadın Faaliyetleri Merkezi Başkanı da değişecektir. Bundan daha doğal bir olay yoktur. Basının burada süreci anormalleştirmesi kabul edilemez bir durumdur. 

Basının ve yönetim kurulunun olayı saptırmasına neden olan, yönlendiren Ayşe Sucu’dur. Açıkça medya ve yönetim kurulu üyeleri Sucu tarafından ‘kaos’ üretmeye teşvik ediliyor” dedi.. (ihlas son dakika) Son günlerde Diyanet Vakfı üzerinden Diyanete karşı acımasızca bir kampanya yürütülmektedir. Dinle, abdestle, namazla alakası olmayan, bilgisiz cahil yapımcı ve sunucular millete ahlak, edep ve insan hakkı dersi vermeye çalışıyorlar. Bu güne kadar tuttukları her şeyi ellerinde patlatan malum insanlar şimdi de Diyanet bombasını ellerine aldılar ondan bir şeyler çıkarmaya çalışıyorlar. Ama suç onların değil, “emanet gelip geçicidir” şiarını anlayamamış 14 yıllık bir başkanın bu kozu onlara vermesidir asıl mesele. 

Diyanet İşleri başkanı yedi yıl sonra emaneti devrettiğinde medyaya malzeme olmadı da sen bir makamı on dört yıl sonra terk edince niye kıyametler koptu. Arkadaş sen bu işi Allah rızası için mi yaptın yoksa şahsi beklentilerini gerçekleştirmek için mi yaptın? 

Niye böyle düşünüyorum? Medyada yaşanan bu hadiseler inancımıza, birlik beraberliğimize, diyanet teşkilatına zarar veriyor da ondan. Dinin yasakladığı dedikodu, iftira, gıybet gibi önemli hasletlere dinle uğraşan kurum malzeme ediliyor ve buna da bir din uzmanı alet oluyor. Kardeşim, sessiz sedasız ayrıl, onur belgeni al, hizmetine bir başka şekilde devam et. Eğer Allah rızası ise şiarın. Niye yıprattırıyorsun o makamı? Eğer 14 yılda kendisinden daha becerikli, daha kabiliyetli insanlar yetiştiremediysen zaten orayı işgal etmenin ne âlemi var? Biz padişahlığı bırakalı yüz yıl oldu. Osmanlıda kaç padişah 14 yıl padişahlık yaptı? Elbette Ayşe Sucu ve arkadaşlarından daha kabiliyetli ve donanımlı insanlar bu ülkede vardır. Söz konusu hizmetleri yeni kadrolar daha seviyeli bir şekilde yürütülecek ve ileriye taşınacaktır. Yapamazlarsa elbette onlar da değiştirilecek. Makamlar baki değildir. Bu konuyu şova dönüştürmenin anlamı yoktu. Olayı siyasallaştırma gayretinin amacı, fitne-fesat çıkarmak ve kurumu yıpratmaktır. Bunu yapmaya çalışanların samimiyetinden şüphe duymamak mümkün değildir. 

Diyanet içinde çok sayıda cevherin bulunduğuna inanıyorum. Bu ülke dine hizmet edenlerin on katı dine zarar verenler, dini yozlaştıranlarla doludur. Ekranlarda samimi ilahiyatçıları mumla ararken; samimiyetsiz, dini kıyısından köşesinden kemirmeye çalışan ilahiyatçılar, din şarlatanları cirit atmaktadır. Birbirinden nefret eden, türbinlere oynayan din istismarcılarının kavgalarını izliyoruz televizyonlarda. 

Diyaneti akılamaz şekilde eleştiren, ucunun nereye varacağını bilmeyen ya da bilinçli bir şekilde bunu yapan insancıklar neden ekranlarda boy gösteriyorlar; hiç düşündünüz mü? Dini yozlaştırmak kime yarayacak? Atatürk’ü dejenere et, Bayrağı dejenere et, Türkçe’yi yozlaştır, adaleti yozlaştır, etnik kimlikleri kaşı. Arkadaş bunları yıprattıktan sonra elimizde doğru düzgün ne kalacak? Hangi değerler bizi bir arada tutacak, kalkınmanın hammaddesini oluşturacak. Vallahi düşman bile bunları yapmıyor. “Siz içeriden biz dışarıdan yıkmaya çalışıyoruz” sözünü anlayamayan beyinlerle bu ülke nereye kadar ilerleyecek düşünemiyorum. 

Her kurum gibi elbette Diyanet’in de eksikleri var. Bunlar kısa sürede düzeltilmelidir. Ancak en mahrem kurum olan Diyanet, ehil olmayan insanlarla ve ulu orta tartışılmamalı. “Kol kırılır yen içinde kalır.” “Kızılcık şerbeti içip kan kusmalıyız” bu tür hassas konularda. Televizyonlarda uluorta tartışmalarla, çamur atmalarla, kanıtlanmamış iddialarla yapılan eleştiriler sonucu vatandaşın güven duyacağı bir kurum bırakmadık bu ülkede. Şunu düşünmeden geçemeyeceğim. 

Bu ülkeye terör mü daha çok zarar veriyor yoksa kurumları yıpratanlar mı? Bu yıpratma kurum içinden de olabilir, kurum dışı basın yayın da. Bana göre terörden çok bu tür ihanetler daha çok zarar veriyor. Terörü azdıran da budur zaten. Diyanette ve Diyanet vakfında değişim oldu. Bunu ben memnuniyetle karşıladım. Şunu hep düşünmüşümdür. Ülkemizde ve dünyada insanlık dışı bir yaşam söz konusu. Savaşlar, anarşi, hırsızlık, adalesiz bir dağılım, fakirlik, açlıktan ölen çocuklar, din değiştirmeler, uyuşturucu, alkol gibi yüzlercesini ayacağımız olaylar dünyanın baş belası. Haberler iç karartıcı, medya tüketim toplumu mühendisliğine soyunmuş. En çok tüketilen de değerlerimiz. Filistin perişan. Mavi Marmara’da verilen şehitler… Bütün bunların karşısında diyanet bu güne kadar ne yaptı. Diyanet vakfı ne yaptı? Kadın anadır. Türkiye’de zina, çocuk istismarı, boşanmalar kırıla giderken sayın bayan başkan ve bayan üyeler neden televizyonları, sokakları işgal etmediler? Nerede halka açık konferanslar? Bunlara çözüm üretmemenin vebali olmayacak mı? 14 yıldır bayanın ismini duymadık, görevden alınınca duyduk. 14 yılda bir kere de olsa Tokat’a gelip konferans veremez miydiniz Ayşe Hanım. Eğer Allahtan korkuyorsanız adınız üzerinden bu dinin, bu kurumun yıpratılmasına izin vermeyiniz. En büyük hesabın öbür dünyada olduğunu benden daha iyi bilirsiniz. Din düşmanlarının, sömürücülerin, bulanık suda balık avlayanların oltasında yem olmayın. 

“Konu din-diyanet olunca medya bu işe balıklama dalmıştır. “Çok sıradan bir konuyu çok önemli bir mesele haline getirmeleri medyanın bilin alışkanlığıdır. Yaygara koparmaları hem saygısızlık hem de küstahlıktır. Milletin kafasında ‘acaba’lar oluşturmak gayretinde olanlar manevi yıkım projelerine destek oluyorlar. Konu din- diyanet olunca hemen harekete geçerek ‘irtica’ yaygarası koparıyorlar. Millet buna aldanmayacak, fitne ve fesada kapı aralayanlar bunun hesabını en geç mahşer gününde çok çetin verecekler. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1475
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster