Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
207
 

Diyar-ı terör

Diyar-ı terör
 

Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgemizin en büyük ve en gelişmiş illerinden biridir. Havaalanıyla, üniversitesiyle, alışveriş merkezleriyle, karpuzuyla, kalesiyle… Diyarbakır’ın nüfusu bir milyonun üzerindedir ve Diyarbakır, Mezopotamya sınırları içerisindedir.

Fakat 03.01.2008 tarihinde yaşanan terörist olayın ardından aklımıza şu soru gelebilir: Diyarbakır’ın, Diyar-ı Terör olarak anılması için mi bu ve buna benzer eylemler yapılıyor? Tarihi, coğrafyası ve doğasıyla muhteşem bir şehir olan Diyarbakır, daha önce de Gaffar OKKAN suikastıyla gündeme gelmişti. Ayrıca, Diyarbakır’ın kırsal alanında PKK ile sürekli çatışmalara girilmesi de, Diyarbakır hakkında negatif düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olarak görülebilir.

3 Ocak tarihinde meydana gelen terörist eylemi, PKK terör örgütü üstlendi. Daha önce de asker-sivil ayrımı yapmadan insanları katleden PKK, aynı şekilde terörist faaliyetlerine devam ettiğini, bir kez daha bizlere gösterdi. Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT’ın değerlendirmelerine göre: “Eğer sivil vatandaşlar ve çocuklara zarar vermek istemeseydiler, bu menfur katiller bu servis otobüsüne (askeri otobüse) Devegeçidi’nden itibaren birçok eylem yapabilecek yer var. Ama götürüp Diyarbakır’ın en işlek caddelerinden birinde yapılması, asker kadar sivilleri de hedef aldığını gösteriyor… Bu eylem Diyarbakır’a yöneliktir…”[1]

Sayın Büyükanıt çok haklı. Terörizm, ne asker tanır, ne de sivil. Teröristler, bunlar arasında herhangi bir ayrım yapmadan eylemler düzenler. Zaten terörizmi, diğer ayrılıkçı kavramlardan ayıran en önemli özelliği de budur. Terörizm kan ile beslenir; onun için bu kanın, kimin kanı olduğunun bir önemi yoktur. Amaca ulaşmak için her yol mubahtır.

Bu ve buna benzer terörist eylemlerin önüne geçmek çok zor. Çünkü yol kenarına park etmiş bir aracın bagajına yüklenen bombalar, uzaktan kumanda yardımı ile patlatılarak eylem gerçekleştiriliyor. Park halinde olan tüm araçların bagajlarının kontrol edilmesinin çok zor olduğu düşünülecek olursa, bu tür terörist eylemlerin de önüne geçilmesinin çok zor olunacağı kavranabilir. Ancak yöre insanı, her an temkinli ve gözü açık olursa, eylem hazırlığında olan teröristlerin yakalanması ve terörist eylemlerin gerçekleşmeden son bulabileceği düşünülebilir.

Bölge halkı da artık terörist faaliyetlerden bıkmış durumda olduğunu söylersek, rasyonel bir sonuca varmış oluruz. Yıllardır bölgede ve Diyarbakır merkezle birlikte Diyarbakır’ın kırsal alanında devam eden terörist eylemlerden en fazla canı yanmış olanlar da, yine o bölgenin insanları. Ateş, düştüğü yeri yakar; ateşin düştüğü bu yer, bugün Diyarbakır olabilir, yarın İstanbul, ertesi gün Antalya… Bu ülkenin her metrekaresinde yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu, yaşanan terör olayları sonucunda ortaya çıkan acı tabloların acılarını yürekten paylaşmak zorundadır, ki terör faaliyetleri de amacına ulaşamadan son bulabilsin.

Diyarbakır, artık terör olaylarıyla gündeme gelmemelidir. Diyarbakır, modern şehir yapısıyla, spor müsabakalarındaki başarılarıyla, turizme sağladığı katkılarla vs. gündeme gelmelidir. Zaten terör örgütünün araç olarak kullandığı şehirlerden biri de Diyarbakır’dır ve teröristler, bunun için Diyarbakır’ın adının Diyar-ı Terör olarak hafızalarımızda yer etmesine çalışmaktadırlar.

Kaynak: Hürriyet

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1021
Kayıt tarihi
: 10.12.07
 
 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Kitap okumayı, yazı yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster