Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
851
 

Diyarbakır – Bingöl arasında esrar tarlaları ve Kılıçdaroğlu'nun fişlenmesi...

Diyarbakır – Bingöl arasında esrar tarlaları ve Kılıçdaroğlu'nun fişlenmesi...
 

Her sabah birbirinden dik, birbirinden kötü o kadar çok haberle uyanıyoruz ki, artık insanlarımızda rahat, huzur diye bir şey kalmadı. Savaşta veya doğal felaketlerde olduğu gibi geçen bir sürenin ardından giderek duyarsızlaşıyor, nasır bağlıyoruz. Bu psikolojik durum yaşanan olayların vahametinden daha vahim bir durumun ortaya çıkmasına neden oluyor.

CIA destekli Amerikan filimlerinde silahların gölgesindeki, veya bombalar yanıbaşına düşerken sevişen çiftler misali en olumsuz durumları bile kabullenmeye, tepki vermemeye, bir anlamda egemen güçlerin oyuncağı olmayı kabullenmeye başlıyoruz. Bu durum en çok yarı okumuş, kendini kültürlü sanan kesimde oluyor ki, bu dahada tehlikeli bir durum. Zira onlar hem kendilerinden alt hemde üst kesimi derinden etkiliyor. Değilse, ülkenin bir çok yerinde terör önlenemez bir şekilde yükselirken, bir komşu ile savaş kapıda beklerken o orta kesim diye adlandırdığımız kesimin yaptığı borç çılgınlığını nasıl isimlendirebiliriz?

Gazetemiz bu sabah Zaman gazetesinden aldığı bir haberi yayınlamış. Haber mealen “Diyarbakır ile Bingöl arasındaki kırsal bölge uçsuz bucaksız kenevir tarlalarıyla dolu. Terör örgütü biz burada oldukça devlet buraya gelmez." diyor. Uyuşturucu yetiştiricileri de PKK ya lojistik destek, hem de gelirden pay veriyor. Bu bölgedeki 80 köy ve mezrada yaklaşık 500 ton esrar yetiştiriliyor.” Diyor. (*)

Böyle bir duruma Müsaade eden hangi hükümet ülkenin başında kalabilir ki? İleri demokrasi nutukları atan bir hükümetin beceriksizliği karşısında yine demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından olan istifa yolunu kullanması gerekmez mi? Oysa bu ve benzeri niçe olaylar ardı ardına gelmesine rağmen, evlatlarımız hergün teröre kurban edilmesine rağmen sözde demokratların her gün hata üstüne hata yaptıklarını görüyoruz. İnsanın aklına bu durumda ister istemez acaba bilerek ve isteyerek mi bu olaylar tezgahlanıyor sorusu geliyor.

Kimse hükümetin o esrar tarlalarından haberi olmadığını söyleyemez. İstediği herkesin yatak odasına kadar dinleyip izleyen ve fişleyen bir iktidarın o tarlalardan haberi nasıl olmaz?

Yine basından bir haber. “Kılıçdaroğlunun fişlendiğini başbakanlık itiraf etti” Sır gibi saklanan haber yandaşlardan o gazeteye sızdırılmış, o da yayınlıyor. Neden zira cemaatla iktidar koalisyonu çatırdıyor. İktidar tıpkı bir zaman can dostu olan Suriye gibi bu günde cemaatla kanlı bıçaklı. Bunu biz söylemiyoruz. İki tarafa de çok yakın olan yazarlar anlatıyor. Bizim kanaatimiz sadece Kılıçdaroğlu'nun değil başbakanın bile fişlenmiş ve istenildiğinde alehte kullanılabilecek yeteli bilgisinin dosyalanmış olduğu yönündedir. Zira cemaat, eski bir polis müdürünün (Hanefi Avcı) verdiği bilgiye göre bu işleri çeviren bir kısım üst düzey polis gücüne ve bir kısım yargıya hakim.

Bazıları, insan haklarına tamamen aykırı olan bu fişleme durumu için, “istedikleri kadar fişlesinler, benim yanlış işim yok ki” diyor. Siz öyle sanınız. Depolanan çok masum görüntüler ilerde sizi suçlamayı kafalarına koyduklarında teknolojinin basit imkanları ile korkunç silaha dönüşebilir. Mesela on yıl evvel bir kafede yakın bir akraba hanımla bir sohbetiniz videoya alınıp dosyanıza konmuş. Siz daha sonra çok önemli mevkilere yükselmişsiniz. Sizi suçlamaya niyeti olanların o videodaki hanımı çıkarıp örneğin bir fahişeyi koymaları son derece basittir. Sonra siz hesap edin başınıza gelecekleri.

Canım, koskoca devlet böyle bir şey yapar mı? Diyeceksiniz. Tabii ki yapmamalıdır. Yapmayacaksa o görüntünün orde işi ne? Kaldı ki, Silivri davalarında bir kişinin emanetteki cep telefonuna terörist adreslerinin yüklendiği, 2003 yapımı olduğu iddia edilen bir CD nin 2007 de kullanılmaya başlayan bir yazılım sistemi ile yazıldığı sabit olmuştur. Bu CD de, yelefon da devletin emanetindedir.

Bir iktidar milletvekili de açıkça fişlediklerini başarılı bir iş gibi anlatmıştı.

Bu iki olayı alt alta anlatmamızın nedenini merak edenleri daha çok merakta bırakmayalım. Şahsi kanaatimiz, bunca yanlışı yapan bir iktidarın artık seçimlerle demokratik yoldan gitmek istemeyeceğidir. Çünkü iktidarı kaybettikleri anda hesap verme günleri gelecektir. Değilse şimdiye kadar çoktan istifa ederlerdi.

(*) : http://gundem.milliyet.com.tr/silahlarin-golgesinde-esrar-tarlalari/gundem/gundemdetay/25.09.2012/1601854/default.htm

İzmir 2012

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz zannediyorduk ki, PKK'cılar esrarı, eroini Afganistan'dan getirip, Hollanda'ya satıyorlar. Meğer malın büyüğü, Bitlis dağlarından, Güney-Doğu'dan filan gidiyormuş. Bu iş kaç yıldır sürüyor bilmiyoruz. İnsanın soracağı geliyor : "Devletimiz uyuyor mu?"

Erdal Ceyhan 
 25.09.2012 22:45
Cevap :
Merhaba Erdal bey, Devlet canlı mı ki uyusun. Bence birileri bilinçli olarak bu melanete ortak oluyor. Saygı ve selamlar...  26.09.2012 11:04
 

Ustalık döneminde kim ayrılmak ister? Daha uzmanlaşacaklar, askerlerin sökülen yıldızlarını takacaklar, belki de Kaddafi gibi kendilerini general ilan edecekler...Tabii bunlar benim hayalim. Gerçek olur mu dersiniz?...Selamlar mutlu kalın..

Ayşegül HAYVAR 
 25.09.2012 22:26
Cevap :
Merhaba, Olmazmı hiç, ellerine bir fırsat geçse allahı bile yerinden indirir oraya geçer bunlar. Saygı ve selamlar...  26.09.2012 14:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1631
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster